• Cum. Ara 2nd, 2022

Bağdat’ta beş gün: Irak’ta zor zamanlar!

Byadmin

Eki 5, 2022

Yirmi yıl aradan sonrasında Irak’a yaptığım beş günlük ziyaret süresince bir tüm olarak bölgede ve bilhassa Irak’ta büyük değişimler yaşandı.

Sebebi ziyaretim, Rafideyn Diyalog Merkezi’nin (RDC) daveti suretiyle siyasal, bilimsel niteliği olan ve sivil hareketleri bir araya getiren konferansa katılmaktı.

Konferansta 500’den fazla katılımcı yer aldı. Ek olarak bir takım meseleyi tartışan Arap ve yabancı ülkelerden 110 konuşmacı da katıldı.

Bunun yanı sıra birçok Iraklı siyasal şahsiyet, bazı Arap düşünürler ve sivil aktivistler için de hususi süre ayrıldı.

Bu beş günlük ziyaret, “Tişrin Hareketi”nin protesto gösterileri için belirlediği ekim aynın ilk iki gününden ilkin gerçekleşti.

Dört yıl ilkin ülkenin güneyinde patlak veren bu protestolar ondan sonra sloganlarla ve dirimsel taleplerle bir takım Irak kentini kapsayacak şekilde genişledi.

Ek olarak protestolar süresince iktidarın çeşitli düzeylerdeki yolsuzlukları ve bu zamanda Nuri el-Maliki’nin liderliğindeki hükümetin ülkenin çıkarlarını gözeten ulusal bir model sunamaması, aksine ülkenin egemenliğine halel getirecek şekilde İran’a boyun eğmesi ve silahlı İran yanlısı “Haşdi Şabi” gruplarının kontrolüne yol açması kınandı.

Maliki protestolara şiddetli bir halde karşılık verdi ve halk tarafınca 800’den fazla kişinin ölümünden ve 27 bin kişinin yaralanmasından görevli tutuldu.

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Bağdat’a gelen herhangi bir ziyaretçi, bir süre sonrasında rastgele yapılanma ve kent planlamasından yoksun yatay ve dikey genişleme şeklinde çeşitli durumları farklıdır.

Buna, rasyonaliteden yoksun kasıtlı ve ısrarlı bir kaynak israfı birlikte rol alır. Daha önceki dönemlerde yapıldığı andan itibaren çeşitli amaçlara uygun, sadece kimsenin istifade etmeye niyetinin olmadığı toz toprakla kaplı binalar vardır.

Dicle Nehri’nin iki yakasındaki palmiye alanlarına erişince bir çok kasıtlı olarak kaldırılmış ve geri kalanı rastgele bir halde binaların arasına tıkılmıştır.

Dicle’nin kendisine erişince; her zamanki seviyesi ortalama üç metre azalmıştır. Sebebi ise malumdur: Irak barajları ve Iraklıların su hakkına el koyan İran.

Yeşil Bölge’den uzakta sokak trafiği oldukça düzgüsel görünüyor. O şekilde ki Iraklılar peş peşe yaşadıkları krizlere alışmışlar, umutlar kaybolmuş, politika kurumuna itimat kalmamış ve her yerde göze çarpan baskın unsur güvenlik güçleri haline gelmiş.

Kavurucu güneşin altında duran askerler, her hareketi izleyen gözleri haricinde tüm yüzlerini siyah bir peçeyle kapatmış ve elleri her an tetikte.

Hepsi maruz kaldıkları ruhsal baskının boyutunu, hayatlarının her dakikasında bir intihar görevinde oldukları hissini size gösteriyor.

Yapmanız ihtiyaç duyulan, izin kağıtlarınızı ya da kimliklerinizi görmek istediklerinde bunu yapmak ve herhangi bir münakaşaya girişmeksizin güzergahınızı değiştirmenizdir.

Nitekim onlar, hizmet saatleri haricinde düzgüsel bir yaşam isteyen, açlıklarını giderecek restoran ya da uzun saatler süresince susuzluklarını giderecek bir şeyler arayan sizin benim şeklinde insanlardır.

Yeşil Bölge! Yeşil Bölge’nin ne işe yaradığını iyi mi bileceksiniz? Hükümet binaları, resmî kurumlar ve yabancı elçiliklerle dolu bu bölge günlük haberlerin vazgeçilmezidir.

Yaşamın ve pürüzsüz tabiat ananın sembolü olan yeşil, nadiren karşımıza çıkar. Çoğunlukla karşılaşılan, binaları ve yolları ayıran mebzul oranda depresyonu çekecek şekildeki koyu renkli beton çitlerdir.

Burada demir parmaklıklardan her girişte, hedefinize ulaşana dek güvenlik güçlerine izin kağıdınızı onlarca defa göstermek zorundasınız.

Rafideyn Diyalog Merkezi (RDC) Konferansı’nın düzenlenmiş olduğu meşhur oteldeyken, ilk oturumda meclis binasını çevreleyen göstericilere oldukca sayıda “Katyuşa” roketi atılmış olduğu haberini işitmedik.

Parlamento oturumu, iki gün ilkin hususi bir röportajda istifasını sunma niyetini açıklayan -çeşitli haber kanallarında geçmiş olduğu suretiyle istifasını değil- Halbusi’ye parlamento başkanı olarak duyulan güvenin teyit edilmesiyle sonlandı.

Konuşma emekleri sanki hiçbir şey olmamış şeklinde devam ettiğinden füzelerin ateşlenmesinden birkaç saat sonrasına kadar durumdan haberdar değildik.

İçimizden biri haberi, kendisini ve ev ahalisini Yeşil Bölge’ye getiren şoförden öğrenmiş.

Irak gençliği, bilhassa Saddam döneminden haberdar olanlar, çok önemli baskılarla karşı karşıya bulunuyorlar ve Irak’ı geleceği olmayan büyük bir hapishane olarak görüyorlar.

Bir sonrakinin daha iyi olacağını düşünerek onun düşüşüne büyük umutlar bağlamışlardı. Saddam döneminde ezilen mazlumlar iktidara geldiklerinde adil olacak ve dik duracaklardı.

Sadece şu an otuzlu, kırklı yaşlarında olan bu gençlik çifte bir baskının altında yaşıyor. Anayasası ve seçimleri ile mevcut devlete ilişkin umutları yok olmuş.

Olur da bir değişim olur ümidiyle tüm kurbanlara karşın çaba göstermeye devam ediyorlar.

Rejim değişene ve 2019 protestolarında katledilen gençlerin katilleri hesap verene kadar protestoların devam edeceğini teyit eden Tişrin Hareketi gençlerinden birinin bizlere söylediği şeklinde; vatan, yalan söyleyen, yağmalayan ve yolsuzluk meydana getiren bir seçkin tayfa tarafınca çalındı.
 

Ihtimaller içinde tehlikelere karşın senelik protestoların devam etmesi, etkin güçlerin iktidarda kalmak için sömürdüğü mağduriyet söyleminin etkilerini Iraklı gençlerin çoğunluğunun üstünden kaldırdı.

Kendileriyle bir araya geldiğimiz Tişrin Hareketi’nin organizatörleri, hareket üstündeki çeşitli negatif yansımalarına karşın örgütsel kimliklerini açıklamadan emek vermeyi tercih ediyorlar.

Kutuplaştırmak ve etkilerini sona erdirmek için onlar adına iktidarla görüşecek birileri olmasın diye gizlice emek vermeyi tercih ediyorlar.

Iraklı politikacılar, Tişrin Hareketi’nin değerlendirilmesi mevzusunda ikiye bölünmüş durumda. Bazılarının konuşma sırasındaki hususi görüşmelerde dile getirmiş olduğu suretiyle bu hareket, reformlar gerçekleşene kadar baskı hayata geçirmeye devam etmesi ihtiyaç duyulan yurtsever bir ulusal harekettir.

Sadece bunun için bununla beraber getireceği boşluğun ülkeyi kaosa sürüklememesi için rejimi devirmeye yada kökten değiştirmeye çalışmamaları gerekiyor.

2019 senesinde protestocuları soğukkanlılıkla öldürmekle suçlanan “Asaib Ehlil Hak” örgütünün lideri Kays el-Hazali gençleri ikiye böldü.

Ona bakılırsa haklarında herhangi bir itham bulunmayan yüzde 90’lık kısmı hizmet talebinde bulunuyor, kalan yüzde 10’luk kesim ise dışarıya çalışan ajanlar ve Irak’ta kaos isteyen casuslar…

Ulusal Devlet Güçleri İttifakı Başkanı Ammar el-Hakim ise gençlerin anayasa ve yasalar çerçevesinde düzeltim talep etme hakkına haiz olduklarını, fakat diyalog için liderlerini ortaya çıkarmaları icap ettiğini düşünüyor.

Irak’taki gündelik gelişmeler, siyasal manevralar, Sadr yanlılarının baskıları ve muhaliflerin ısrarlarına karşın diyalogu reddetmelerinden duyulan hastalık, siyasal blokların ganimetleri aralarında dağıtma hakları olmadığı için -anayasa ve kanunda belirtildiği suretiyle halkın servetidir- Haydar İbadi’nin imzalamayı reddettiği antak kalma vs. tamamı, kitlelerin taleplerine karşı daha adil ve anlayışlı olması umulan siyasal rejim için zor zamanların göstergesidir.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Independent Türkçe için çeviren: Gökyüzü Sevil

Şarku’l Avsat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan