• Sal. Kas 29th, 2022

Bosna Hersek seçimleri, Mehteran ve LGBT

Byadmin

Eki 4, 2022

Bosna Hersek seçimleri üstüne değerlendirmelerden bahsedeceğiz bu yazıda dostlar.

Bu başlığı niçin seçtik? Niye seçtik? Seçtik de seçmedik mi dedik? Birazdan anlayacaksınız.

Bu yazıyı kaleme alırken bölgeden dostum Şehmuz Altın ile de konuştum. Sahanın nabzını iyi meblağ. Sahadaki son gelişimleri ve an be an nelerin bulunduğunu sağ olsun değişik cephelerden söyledi.

Bu aralar bir parça yakın bölgeye odaklandığım için Bosna Hersek’teki siyasal erkek oyuncular ve ittifaklardan geri kaldığımı söyleyebilirim. Ne var ki dostlar sağ olsun bu açığımı kapatmam için bir telefon mesafesindeler. 

Dostlar, Bosna Hersek üçlü başkanlıkla yönetim edilen bir ülke. Her etnik grubun ayrı ayrı başkanları var ve bunlar belirli dönemlerde Cumhurbaşkanlığına geliyorlar.

Ülkedeki başkanlık, Bosna Hersek çatı devletinin başkanlığı. Fakat onların da üstünde sözde BM’nin fakat aslen AB’nin adamı olan bir yüksek temsilci bulunmakta.

Bu yüksek temsilcinin yüksek yetkilerini kullandığı oldukça fazla görülmedi fakat bu son temsilci bunu küçük küçük yapmakta. AB’nin Bosna Hersek siyasetini şekillendirmek için seçim sistemini dayatan da Schmidt.

Bu sistem hem avantaj hem de dezavantajlar getiriyor fakat hiçbir etnik grubun siyaseti ve egemenliği tek başına denetim edememesi üstüne kurgulanmış desek yerindedir.

Artık iş işten geçti esasen. Olan oldu. Her neyse. Bu uzun mevzu. Gelelim seçimlere.

Bosna Hersek’teki son seçimde görünen o ki artık ülkedeki başkanlığa oynayan adlar yeni bir devrin de habercisi.

Artık daha azca milliyetçi, daha azca dini motiflere oynayan, daha azca tribüncü ve daha çok iş halletmeye şartlanmış kişiler var benzer biçimde.

Neredeyse tüm adayların toplumsal demokrat kafada bulunduğunu söyleyebiliriz sadece Zeljko Komşiç’in partisinin adının Demokratik Cephe bulunduğunu söylememizde yarar var fakat o da toplumsal demokrat eksenli.

Üçlü başkanlığı oluşturan koltukları kazananlar şu anda Boşnaklar adına Beçiroviç, Hırvatlar adına Komşiç ve Sırplar adına da Tsiviyanoviç’ten oluşuyor.

Komşiç eskiden Bosnalı Hırvatlardan oldukça, Boşnakların oylarıyla seçilmiş birisi gibiydi; zira harpte Bosna ordusunda savaşan bir Hırvat’tı ve Altın Zambak kahramanlık madalyası sahibi.

Dolayısıyla Bosna Hersek’in minimum bir Boşnak önder kadar varlığına inanan bir isim.

Kendisiyle röportaj yapmak için Saraybosna’ya gelen bir Sırp gazeteci “Srebrenitsa vakasının bir soykırım olduğuna inanmıyorum” söylediğinde kulaklığı masaya bırakıp “Röportaj için bir başkasını bulun. Saraybosna’nın tadını çıkarın. Teşekkürler” diyerek çıkmıştı.

Zeljko Komşiç deyimi yerinde ise adam, insanın hası, insanın aslı. Bir Hırvat kısaca Katolik olmasına karşın, dini alet etmediği siyasetini temiz tutmayı başaranlardan. Partisinin oldukça oyu yok fakat halktan oldukça ciddi saygı görüyor.

Komşiç ek olarak ılımlı ve gelecek vadeden bir isim. Tekrardan birleşik Bosna Hersek’in olması şimdilik bir rüya olsa da yapısal problemlerden ziyade acil kan değişimi için en makul kişilerdendi.

Zira Bosna Hersek’te gırtlağına kadar yolsuzluklara ve adam kayırmacılığa kalmış bir SDA gerçeği var ve ülkenin kaderini Boşnakların SDA partisi ile onun Sırplardaki izdüşümü olan Bağımsız Toplumsal Demokratlar İttifakı fazlaca hovardaca harcadı.

Bunu en oldukça harcayansa Boşnakların partisi olan Aliya İzetbegoviç’in oğlunun kontrolündeki SDA yapmış oldu.

“Ya bendensin ya da acından geber…” mantığının hakim olduğu bu partinin yolsuzluklarını, adam kayırmacılıklarını anlatmakla bitiremeyiz.

Bosna Nehri mürekkep olsa, tüm Bosna kağıt olsa, Vlaşiç’in ormanları kalem olsa sadece bitirebiliriz. O denli umursamaz, o denli halkına bigane ve o denli bozulmuş bir partidir SDA. 

Buna karşın idealist belediye başkanları da yok değil. Sözgelişi Novi Travnik belediye başkanı Refik Lendo ile Jajce belediye başkanı Edin Hozan benzer biçimde altın benzer biçimde insanoğlu da var. Fakat geneli sapır sapır dökülmekte SDA’nın.

SDA, cenk döneminde savaşıp sonrasında servet sahibi olan komutanlardan tutun, kara para aklayan, araplarla karanlık iş çeviren, yolsuzluklar için kanton mahkemelerinden istediği sonucu çıkarttıran, çoluğunu çocuğunu üniversitelere, bakanlıklara dolduran zübüklerle dolu yıpranmış bir parti.

Bu parti yenilgi görmeden asla ıslah olmaz bundan dolayı yenilgiyi görmediği her gün hatalarını göreceği aynadan uzak geçecek.

Bosna’daki aslolan kan değişimi ise Boşnaklar SDA’ya alternatif milliyetçi tutucu fakat idealist ve ilkeli bir parti vücuda getirmeden zor.

O da var aslen. Eski General Sefer Haliloviç’in partisi. Fakat o parti de bizim rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisi benzer biçimde görülüyor. Seveni oldukça fakat oy vereni yok…

Ülkede tam olarak mutlak bir iktidar yoksa da kantonlar tam manasıyla birer neo-paşalık durumundalar. Her geçen gün AB ülkelerine, bilhassa Almanya ve Avusturya’ya kalkan onlarca otobüsle eriyen Bosna Hersek gençliği söz mevzusu. Giden tekrar gelmiyor.

Federasyon vergileri, kanton vergileri, belediye vergileri benzer biçimde karmaşık vergi sistemi bir yana oldukça karmaşık Bosna Hersek demokrasisini idrak etmek için 1 hafta okuyup dersinize çalışmanız gerekir.

Ülkedeki gençlerin vatanını terki sebebiyle 5 yıl ilkin 300 eurolarda olan bir garson maaşı, şu sıralar en fena yerde 400-450 euro ve daha üstünde. Fakat garsonlukla ülke ekonomisi yürümüyor işte.

SDA, İslam ve geleneklere, milliyetçiliğe oynarken Dodik de benzer bir halde toplumsal demokrasiyi Sırp milliyetçiliğine yaklaştırdı. Sebebi ise yolsuzlukları ve ekonomik başarısızlığı makyaj çabasıydı.

Hatta bir ara bağımsızlık referandumuna da hallendi fakat yüksek temsilci yüksek ses çıkarınca geri çekildi doğal olarak.

Hırvatların ise nispeten tuzu kuru. Kendi kantonlarında AB desteğinde şarap üretiyor, teşvikler alıyorlar.

Hırvatistan’dan çifte vatandaşlık sahibi fazlaca Bosnalı Hırvat var ve bu da bir çok şahıs için çifte maaş demek.

Bosna’da Hırvatsanız esasen iyisiniz. Bu sebeple Alman ve Avusturya’nın en özgü adamı, en görüşme edilebilir siyasal aktörüsünüz. Bir banka mı açtı Avusturya? En tehlikeli sonuç adamları Hırvatlara verirler.

Tarihten beri yetiştirdikleri ve kendi mezheplerine çektikleri Alman beşiğinde sallanmış Slav evladı Hırvat, Bosna’da da yalnız değildir.

Kasaba kasaba örgütlenmiş marketler olan “Konzum”, Hırvatistan bayrağının damasını taşıyan logosunu tüm Bosna taşrasına götürmüş olan bir markettir.

Gene ülkedeki DM ve CM kozmetik marketler de Hırvat girişimciler ve müdürlerin kontrolündeler.

Orta Bosna’da adeta para basan FIS adlı şirket ise nalburiyeden beyaz eşyaya, ayakkabıdan, şekere, una kadar aklınıza gelecek her şeyi satan bir market. O da Hırvat.

Özetle ülkede Hırvatsanız yaşıyorsunuz. Fakat Zeljko, hem Hırvatlar adına nimet hem de Boşnaklar adına.

İnsan ister istemez “Keşke Sırpların da bu şekilde bir adamı siyasette etkin olsaydı” demeden edemiyor.

İşte bu aşamada Sırplar adına başkanlık konseyine seçilen Zeljka Tsiviyatoviç (Bu isim bizdeki J harfiyle okunması mümkün ve Jelka diye söylenir) dikkat çekiyor.

Bir profesör ve şimdiye dek verdiği demeçlerde pozitif yönde bir tablo çizdi.

Aslen her üç aday da pozitif yönde. Neye pozitif yönde?

Hayal satmıyorlar. Realitenin, gençlerin ülkeden gidişinin, kapanan kepenklerin ve sönen ocakların fazlasıyla farkındalar.

Ek olarak üçü de AB için oldukça istekli ve pozitif yönde. Bu da AB’nin Bosna’daki Toplumsal Demokratları desteklediğini düşünmemiz için bir engel olmadığını gösterir.

Evet, Bosna’ya istikrar gelir fakat LGBT yürüyüşleri, gay yada lezbiyen bir bakan da bunun eşantiyonu olur. AB’ye en uyumlu kişilerin seçildiği bir seçimdi bu.

AB, deyimi yerinde ise Bosna’yı kendi arka bahçesi yapmak için iyi bir fırsat elde etti. Türkler olarak biz, artık Bosna’da dondurma, döner keseceğimiz günlere gidiyoruz.

Bir cami halısı bağışlayıp 120 kişinin Türkiye’den uçaklarla gelip beş yıldızlı otellerde on gün kalıp gittiği o şaşalı afili açılışlarla, o cami restorasyonu sosundaki yolsuz işlerle Bosna Hersek’te 27 yıl süresince güzel işler haricinde rezalet işlere de imza attık milletçe.

Et ithalatı yaparız, et şirketini açan adam da Türkiye’ye takar milyonları… Et de Bosna’dan değil, çevre ülkelerden getirilip satılan etler.

E madem Boşnaklar para yemedi direkt getireydik ya eti? Yok illa birileri yiyecek arada.

 

 

Peki, ardı arkası kesilmeyen mehteran törenleri ve Bosna’ya gönderdiğimiz yüzlerce, binlerce mehter yürüyüşlerine ne demeli?

“Onca belediyenin onca gereksiz mehter etkinliği vesair şeyler hep rant için değilse ne içindi?” diyor insan.

Artık ülkede o denli oldukça mehter etkinlik yapmış oldu ki Saraybosna’da bir meydanda mehteran çalıp söylerken arkada insanoğlu bir “bakma” bile bakmıyorlar.

Trafik arkada akıyor, insanoğlu kulaklıkla geziyor, hanım evladı ile güvercinleri yemliyor, esnaf ise masayı silip bir öteki müşterisine kahve getiriyor. Mehter’den bıkmışlar neredeyse.

Buna ilaveten Türkiye’den onca belediyenin ve kurumun ortaklaşa başlatmış olduğu “meydan onarım” yada “cami restorasyon” ihaleleri de cabası.

Eski kapılar kayboluyor, takılan yeni kapılar eskisine benzemiyor. Eski kapı nerede? Bilen yok. Bir müzayedede mi gitti? İnsan merak ediyor.

Sözgelişi Çareva Camii kısaca Fatih Sultan Mehmed Camii’nin onarımında yerden sökülen mozaik geometrik şekle ne oldu?
 

1.jpg

 

Sözgelişi şu resimdeki çakış taşları ile kaplı avluda kimse yitik düşmezken, şu ortadaki geometrik mükemmel biçim ve tam ortasındaki orijinal şadırvan söküldü ne yapılmış oldu? Asla kaçırmayın aşağıdaki şey yapılmış oldu.
  

2.jpg

 

Milletin adeta yitik düşmesi için çakıl taşlarını da dümdüz taşla kapladık mı? Evet. Ortadaki emsalsiz şadırvanı kaldırıp bu şekilde uyduruk bir şey yaptık mı? Gene evet.

Caminin eski antika kapısı nerede abi? Merak işte. Hakikaten nerede? Bir müzede mi? Nerede o şadırvan? Bir ihtimal ben hatalıyımdır fakat en azından bilelim.

Restorasyonu icra eden şirket oraya o uyduruk aptal kapıyı, eskisiyle alakasız kapıyı koydu da eski kapıya ne oldu? Eski şadırvan alındı ve yerine uyduruk yeni şadırvan koyulurken eskisi ne oldu?

Inanırım bir Arap ya da bir Avrupalıya satılmamıştır. Inanırım diyorum, bundan dolayı bizde o tür kansızlar asla yoktur. Fakat o kapı ve şadırvana ne işe yaradığını da merak ediyorum haliyle.

Avlulardaki ağaçlar, daha çok döşeme taşı koyarız daha çok para kazanırız diye sökülmedi de niçin söküldü?

Sorduğum Türkiye’den gitme yetkili şunu demişti:

Cami daha da belli olsun diye.

Adını da vereyim. Hevace Durak camiinin bahçesindeki ağaçların bazısının kesilmesi örneğin oldukça anlamsızdır…

Bir ağaç bir camiyi niçin engellesin? Ecdadın diktiği bu selvilere düşmanlık niçin?
   

 

Şu caminin avlusundaki iki selvi ağacı kime niye batar da köküne kadar kesilir? Fazlaca merak etmişimdir.

Boşnak kubbelerinin vazgeçilmezi olan ve oksitlenince yeşile dönen yeşil kubbeler, o coğrafyaya en güzel yakışan yeşil bakır kubbeler gidiyor, Türkiye’nin beton grisine uyan kubbeler dolduruyor ortamı.

Yıl 2018’di asla unutmam. Srebrenitsa’nın cenk yetimlerine yardım götürüyoruz diyen (1995’te yetim kalan bir Boşnak, 2018’de 23 yaşındadır düşünün) gençlik, Bosna Hersek’te akıl sınırlarını zorlayan işler yapıyordu.

95’te gerçekleşmiş Srebrenitsa soykırımının yetimleri bu aşağıdaki gençlerden bile yaşlıydı oysa…

 Fakat kafalar bir o kadar güzel ki anlayana bin tanık ister. Hiç kimseye sormadan meydana getirilen dostlar alışverişte görsün etkinlikleridir bunlar.
 

4.PNG

 

Arada kafayı sünnet törenleriyle bozmuş bir Büyükşehir belediyemiz sünnet törenleri ile kabukları kesiyor, bir öteki belediye sokak iftarları veriyor.

Hepsinin de rantlarını size açıklasam aklınız uçar. Bu işler bu şekilde keyfe üzüntü götürülürken Bosna Hersek gençliği Tanrı’a emanettir.

AB ülkelerine giden otobüslere binerek akmaktadır gün be gün o gençlik…

Türkiye maalesef buna bir derman olamamış, alternatif getirememiştir. Yerinden edilmeyen mafyalaşmış çakılı memurlar ile Bosna Hersek kaybedilmiştir artık.

Evet, hep bir halde orada olacağız fakat artık daha simgesel bir halde Bosna’da olacağımız bir döneme giriyoruz.

Bu sebeple şu anda iktidara gelenlerin öyleki mehter, ecdad, ezanlar susmaz, zambaklı bayrak inmez benzer biçimde bir mottosu yok.

Kendilerini kutlayanlara karşı “kutlanacak bir şey yok” diyerek ilk olarak önceliklerini açıkladılar ve sonrasında da “Halkın kronik sorunlarını çözersek kutlamayı hak ederiz” dediler.

Bu son aşama doğruydu. Sen eğer mehter geçirerek 27 seneyi hovardaca harcarsan adam toplumsal demokratları getirir, Tanrı’ın ayı o caddelerden LGBT’yi geçirir.

Bir düşünün Ferhadiya Caddesi’nin iki yanından aynı anda yürüdüklerini ve ortada buluştuklarını.

İşte o tür bir döneme girmekteyiz dostlar. Fakat gene de iyi oldu. Niye? En azından istikrar gelecek Bosna’ya.

AB var mı altında? Bence var. Saraybosna’nın Musevi kökenli belediye başkanı Benyamina Kariç’in de gelecekteki siyasal tesirinin güçlendirileceğini ve bir proje önder olacağını şimdiden öngörebiliriz…

Süre ne getirir gene de bilemeyiz fakat Bosna Hersek’in dıştan destekli de olsa bir istikrara ihtiyacı var.

Artık gay ve lezbiyen yürüyecek, kimse takmaz. Mehteri takmadıkları benzer biçimde.

AB, Rusya’nın bölgede etkin olmaması ve Sırbistan ile bölgeyi karıştırmaması için Bosna Hersek’i aday ülke olarak içine acilen dahil etme yoluna gidecektir.

Nitekim üç toplumun başkanlık konseyi üyelerinin de istediği bu.

Ek olarak bu son aşama makul bir talep. Türkiye, daldaki kuş, ortak sınırı geç, Bosna Hersek’in sınır olduğu bir ülke bile Türkiye ile ortak sınıra haiz değil. İki kez uzak kısaca.

Fakat ülke oldukça yakında iki AB ülkesine komşu olacak. Biriyle kısaca Hırvatistan ile esasen komşu. AB üyesi olmanın avantajları ile yasadışı olmasına karşın, Bosna Hersek karasularının denize ulaşmış olduğu bölümde bir köprüyü finanse eden AB, Hırvatları kolladığı benzer biçimde bununla birlikte Boşnaklar ve Sırplar için de bölgede bir “model ülke” yaratmakta.

Hırvatistan ekonomisi ve halkının refahı asla kötü değil. Evet ,Avusturya’ya onlar da göç veriyor, onlar da Avusturya kadar kuvvetli değil diyoruz fakat hiç olmazsa işleyen kurumları ve oldukça de yüksek bir ekonomisi olduğu izlenimi veriyor.

Bosna Hersek’te ise b*kun renginde bile anlaşamayan milliyetçi ya da din referanslı liderlerin seçimin tarihinde bile aylarca geciken ve kurulamayan hükumetlerini biliyoruz.

Bu bakımdan AB’nin Bosna Hersek’i sahiplendiğini kolaylıkla söyleyebiliriz.

Bir nevi Türkiye’ye “sen bir çekil kardeşim, burası benim çöplüğümdür” mesajı verildi senelerdir.

Fakat bu ileti, eli bir yerinde gezen kimi memurları aşıp da Ankara’nın kulağına gidebildi mi? Güvenli değilim.

Kaybedilen süre öyleki bu şekilde bir süre değil. Kaybedilen kaynak umurumda bile değil fakat ben bu zamanda Bosna Hersek’te Boşnakların sayısının artması gerekirken daha da azalmasına engel olamayışımıza yanarım.

Evet son sayımda nüfustaki Boşnak oranı oransal açıdan arttı fakat miktar azaldı.

Dahası şimdilerde sayım yapılsa son sayımdan da düşük bir sayı çıkacak.

Dostlar,

Bosna Hersek’te cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri 2 Ekim 2022 tarihinde gerçekleştirildi.

Seçimlerde Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyeleri adayları; Boşnak adaylar ve oy oranı şu şekilde:

  • DENIS BEĆIROVIĆ – (UJEDINJENI ZA SLOBODNU BOSNU I HERCEGOVINU) Yüzde 57,20 
  • BAKİR IZETBEGOVIĆ – (SDA – STRANKA DEMOKRATSKE AKCIJE) Yüzde 37,59
  • MIRSAD HADŽIKADIĆ – (PLATFORMA ZA PROGRES) Yüzde 5.21
  • Hırvat Adaylar ve Oy oranı ŽELJKO KOMŠIĆ – (DEMOKRATSKA FRONTA – DF) Yüzde 54,21 
  • BORJANA KRIŠTO – (HDZ BIH-HRVATSKA DEMOKRATSKA ZAJEDNICA BOSNE I HERCEGOVINE) Yüzde 45,79 
  • Sırp Adaylar ve oy oranı ŽELJKA TSİVİYANOVIĆ – (SAVEZ NEZAVISNIH SOCIJALDEMOKRATA – SNSD) MILORAD DODIK Yüzde 52,67
  • MIRKO ŠAROVIĆ – (SDS-SRPSKA DEMOKRATSKA STRANKA) Yüzde 35,90 
  • NENAD NEŠIĆ – (DNS-DEMOKRATSKI NARODNI SAVEZ) Yüzde 5,55 
  • VOJIN MIJATOVIĆ – (UJEDINJENI ZA SLOBODNU BOSNU I HERCEGOVINU) yüzden 4,56 
  • BORISLAV BIJELIĆ – (STRANKA ŽIVOT) yüzde 1,12 

Sırplardaki bu parçalılık ise bölgedeki ekonominin Bosna Hersek’teki en zayıf iktisat olmasından kaynaklı.

Peki, bu tarz şeyleri iyi mi yorumlayabiliriz?

Cumhurbaşkanlığı konseyi için Sırplar tarafınca her ne kadar 5 aday çıksa da ŽELJKA TSVİYANOVIĆ’in kazanmasına esasen kati gözü ile bakılıyordu.

Federasyon bölgesindeki sırpların ağırlıklı oyu politikalarda ılımlı bir aday MIRKO ŠAROVIĆ’e gitse de Sırp Cumhuriyeti tarafınca gelen oylar ve bundan önceki dönem Sırp Cumhuriyeti Başkanı ŽELJKA TSİVİYANOVIĆ oyların büyük bir çoğunluğunu alarak seçilmiş oldu.

Hırvat tarafınca 20 üstü siyasal parti olmasına karşın iki aday çıkması ve kendi aralarında bir araya gelmesi ülkedeki kendi gelecekleri bakımından oldukça iyi olsa da bir şeyi kanıtladı.

Hırvatlar, kendi toplumlarını temsil edecek önder olarak Boşnaklarla dost ve saygıdeğer bir kahramanı seçseler de kendi kanton parlamentolarında HDZ benzer biçimde milliyetçi partileri desteklediler.

Devamlı tam bağımsız Bosna Hersek ve merkezi ılımlı siyaset ve söylemleri ile öteki değişik etnik unsurlarında desteğini alan ve Hırvatlar adına ipi göğüsleyen “adam” dediğimiz Demokratik Cephe’nin lideri ŽELJKO KOMŠIĆ’in partisi ise kantonlarda büyük bir oy alamadı.

Şu demek oluyor ki kantonlar gene milliyetçi ve din referanslı partilere teslimken cumhurbaşkanlığı koltuğunda ılımlı kişiler geldi.

Bu da AB’nin bir ayarını neredeyse gün yüzü benzer biçimde ortaya çıkarıyor. Şu demek oluyor ki bizimle muhatap olacak ılımlı kişiler olsun istemiş gibiler.

Doğal ki seçen halk fakat bu tarz şeyleri medyada parlatan, halk desteğini konsolide eden medya ve benzeri güçler halkla açıklanacak güçler değil.

Ey büyük çekişme ise Boşnak tarafında yaşandı. 80 üstü siyasal parti olması ve ülke nüfusunun yüzde 52’sine hakim olması bazı Boşnak partilerin bir aday üstünde yoğunlaşmasına ve doğal olarak ittifaklara sebep oldu.

Seçimlerden aylar öncesi adayların sahaya çıkması ile beraber atmosfer, seçimin DENIS BEĆIROVIĆ ve BAKIR IZETBEGOVIĆ içinde geçeceğini göstermişti.

DENIS BEĆIROVIĆ siyasal eğilim olarak SDP’de etken politika yürüten alt yapısı bakımından varlıklı bir aday denilebilir.

Değişik siyasal görüşte 11 değişik parti Bosna Hersek’in en eski ve köklü partilerinden birisi olan SDP’nin adayında bir araya geldiler.

Hatta SDA’ya fikri olarak yakınlığı olan ve eski bir cenk periyodu komutanı olan Sancak kökenli Fahrudin Radončić’in partisi SBB (https://www.sbb.ba) hatta milliyetçi duruşu ile kendinden söz ettiren Geniral Sefer Halilovic’in Bosna-Hersek Yurtsever Partisi (BPS) bile aynı aday çevresinde bir araya gelmişti.

Bir öteki acayip nokta daha var ki bunu Türkiye’nin çakılı memurlarının okuyabileceğini sanmıyorum. Okusalardı tedbir alabilirlerdi.

Peki nedir bu?

Buyrun;

FETÖ üniveristesi olan BURC Üniversitesi eski rektörü Damir Marjanović’in ve aynı dönem rektör yardımcısı olan ve Adisa Omerbegovic’in (sonrasında SBB’ye geçti), (etken BURC görevleri hala devam ediyor) etken olarak siyesette yer almış olduğu Federasyon bölgesinde mühim bir erkek oyuncu olan Naşa Stranka bile DENIS BEĆIROVIĆ’i desteklemiştir.

Bu Naşa Stranka (Bizim parti) FETÖ partisidir dersek isabetlidir.

Şimdi FETÖ partisinin eklemlendiği bir Bosna Hersek siyasal atmosferine hazır mıyız?

Bunu sormamız lazım kendimize.

İstemediğiniz bir Burç Üniversitesi beslemesi elçiliğimizi ziyaret etmek istese içeri mi almayacağız?

Bunlara yakın bir bakan Türkiye’ye gelse buluşma mu vermeyeceğiz?

Ne olacak soruyorum şimdi. Merakla soruyorum…

İşte buyrun bu da bağlantı: https://parlamentfbih.gov.ba/v2/bs/stranica.php?idstranica=139

Şimdi rahmetli Sancak müftüsü Muammer Zukorliç’in oğlunun da bu SDA karşıyı muhalefete destek vererek Toplumsal Demokrat talibi işbaşına getirdiğini söylemek isterim.

Zukorliç bunu niçin yapıyor? Bu sebeple babası Muammer Bey, Ahmet Davutoğlu tarafınca aşağılanan ve muhatap alınmayan biriydi.

Ahmet Hoca maalesef Sancak’taki en mühim politik erkek oyuncu olan Muammer Zukorliç’e kısaca müftüye elçiliğin kapılarını bile kapatmıştı.

Şimdi oğlu naturel olarak Türkiye’nin hesapsız destek verdiği SDA’nın karşısında içeriyor. 

“Sırbistan’a bağlı Sancak’ın Bosna’daki görevi nedir? Hele oradaki bir siyasal figür olan Oğul Zukorliç’in tesiri nedir?” demeyin.

Babası senelerce Avrupa’da ve dünyanın değişik yerlerindeki Boşnak diasporalarında gezdi ve diasporayı örgütlemekle uğraştı.

Ahmet Davutoğlu’nun da göremediği, işte rahmetli Muammer Zukorliç’in bu potansiyeli idi.

Davutoğlu’nun hesapsız SDA destekçiliğine varan ve SDA bayrağı altında Zukorliç’i birleşmeye çağrı eden emrivaki tutumuna kızan Zukorliç “Türkler döner kessin, dondurma kessin işimize karışmasın” diyerek tepkisini belirtmişti.

Aslına bakarsan gerilmiş ilişki bunun üstüne kopmuş ve Davutoğlu, Muammer Zukorliç’i senelerce muhatap almamıştı.

Türk devleti, Sancak’ın en mühim aktörünü muhatap almayınca olan oldu doğal olarak.

Büyüyen partisi Türkiye’nin destek verdiği SDA’nın karşısında büyüdü, büyüdü.

Şimdi de Sancak’tan oğul Zukorliç, Bosna Hersek’te sayıları 100 binin üstündeki Sancaklıları ve diasporadan oy kullanan Boşnakları üstündeki etkiyi kullanarak Cumhurbaşkanlığına Beçiroviç’i getirdi.

Hatalar üstüne hatalar yığdık, paralar üstüne paralar yığdık. Etler getirdik, ihaleler çevirdik. Fakat Bosna Hersek’in yapısal dertlerine deva olamadık.

Ülkede ek olarak, kendi kendisine fetö borsası kuran eski Süre yazarı, şimdiki ulusal iradeci tipler bile türedi.

Bosna Hersek’in kıyıları önüne köprü yapılırken de naturel olarak gardımız düşüktü ve engelleyemedik.

Şimdi Bosna Hersek’in önünde güzel günler bulunduğunu söyleyebilirim. Fakat SDA başkanlık koltuğunu alamasa da parlamentoda kuvvetli.

Kantonlarda da gücü bir çok yerde muhafaza edilmiş durumda. Toplumsal Demokratların kalesi benzer biçimde görülen Tuzla’da da SDA oldukça kuvvetli girdi parlamentoya.

Topal ördek hükumeti olur mu dersiniz?

İş SDA’ya ve HDZ’ye kalsaydı olurdu. Fakat zannediyorum ki onlar da yüksek temsilci tarafınca birazcık terbiye edilecekler.

Bosna Hersek, daha azca milliyetçi, daha azca dini, tutucu, fakat daha atılımcı günler geçirecektir.

Ferhadiya Caddesi’ni Mareşal Tito caddesine bağlayan bölümde birbirine doğru yürüyecek mehter ve gaypride yürüyüşlerine hazır olalım. 

Ceddin deden, ceddin baban! Sesleri ve kayışlı askılı giysilerle yarı çıplak yürüyecek olan bir LGBT kalabalığını görür gibiyim.

Aynı caddede birbirlerine yürümeseler de birbirleriyle birlikte yürümeyecekleri de kati gibidir. 

Her neyse… Şükür ki tokmak hala mehterbaşı ağanın elindedir.

O da olmasa ne yaparız? 

Saygılarımla.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan