• Per. Ara 1st, 2022

Çekmeye gelmez boynum | Independent Türkçe

Byadmin

Eki 13, 2022

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının, kamuda bir türlü uygulanamayan başörtüsü serbestisini sağlamaya matuf kanun teklifi çıkışını yürekten kutlama ediyoruz.

Teklifi, geçmişi gündem mevzusu yaparak önlemeye emek vermeyi ya da anayasa değişikliği teklifi ile engellemeye emek vermeyi doğru bulmuyoruz.

Zira bu şekilde olumlu bir teklif gelmiş, mühim olan bu teklifi, kim bilir eklemeler yaparak geliştirip, kanunlaştırmaktır.

Ek olarak yapılacak anayasa değişikliği de, bu kanunun çıkmasına engel değildir. 

Uzun yılların, kamuda kördüğüm haline getirmiş olduğu başörtüsüne hürriyeti sağlayacak bu teklif, helalleşmenin somut bir örneğini göstermektedir.

Bu tavır, bazıları istemese de, milletin gönlünde makes bulmuş durumdadır. Aykırı davrananların siyasal notu kırılacaktır. 

Uzun seneler yalnız başörtüsü için değil, tesettür için de savaşım verilmiştir. İnsanlar kılık-kıyafetleri ile değerlendirmeye çalışılmıştır.

Senelerce devam eden bu ayrıştırmalar, elan, azca da olsa devam etmektedir. Tesettürün mahiyeti bilinmeden vaki olan tesettür itirazları, cehaletin bir göstergesidir. 

Zira tesettür, emri İlâhî’dir. Fıkıh açısından izahı ise; hanım ve adamların namahrem olan yerlerini kapatmaları, başkalarına göstermemeleridir.

Zira Tanrı; “Mümin hanımefendilere da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını korusunlar, süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üstünü kapatacak şekilde örtsünler” (Nur/31) buyurmaktadır. 

Ek olarak buyruluyor ki;

Ey Âdemoğulları size çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise, bir de giyinip, süsleneceğiniz örtü indirdik. Takva sahipleri ise daha hayırlıdır. (A’râf/26)

Bir hadiste de; “Ziynetini kocasından başkasına gösteren (doğrusu açık saçık gezen) hanım kıyamet gününün karanlığında duracak, aydınlığa kavuşmayacaktır” buyrulmuş, böylece bu mevzuda söylenmesi gerekenleri özetlemiştir.

Bu beyanlar tanrısal emirlerdir, Müslümanım diyen her insanın uyacağı prensiplerdir. Unutmamak gerekir ki, “En güzel hanım, hayâ perdesiyle mestur olan hanımdır” (Sokrates) Merhum Necip Fazıl Kısakürek’in de tespit etmiş olduğu benzer biçimde:

Meyveler cevherini gömer de kabuğuna
İnsan bayanı soyar başından topuğuna

Hamdi Gülal 1967 tarihindeki bir makalesinde; “Memleketimize gelen Avrupalı turistler, günlük giysileriyle dolaşan hanımefendilerimizi görmüşler de, ‘biz artist olduğumuz halde Türk hanımefendileri kadar çıplak gezemiyoruz’ demişler, bizimkiler de Avrupalıları geçtik diye övünmüşler” diye yazmıştır.

Günümüzde ise çıplak dolaşmak moda haline geldi, insanoğlu neredeyse üryan dolaşmaktadır.

Bunlar; “Kuaförde saçları, manikürcüde tırnakları, hela masasında kaşları, dudakları, gözleri, terzilerde etekleri, çorapta naylon neslin çoraplarını, beyaz perdede ahlakı, sokaklarda hayâ hissini, diskoteklerde ise genç kızlık haysiyetini sarhoş kusmuğuna terk eden, sarhoş nazarlardan sapık zevkler duyan bu iptidai, bu yırtıcı, bu geri insanoğlu nerede, iyi mi doğdular? Ulusal ve içsel ahlakı iyi mi boğdular, fazileti bu ülkeden iyi mi kovdular? Bu gün kim açarsa bedeni, ona derler çağdaş…Eğer açık saçıklık bir uygarlık ölçüsü ise, mağara devri insanını bizlerden daha çağdaş saymalıyız.” Zira onlarda tesettür yoktur. 

Maalesef, açık-saçıklık, gün be gün birazcık daha artmaktadır. Tesettür mevzusunda; “Baba susuyor, göz yumuyor. Ana da konuşuyor, genç diyor, vakit bu şekilde diyor, yazık.”

Hayâ sıyrılmış inmiş öyleki yüzsüzlük ki her yerde
Ne çirkin yüzler örtermiş, meğer bir incecik perde

(Mehmet Akif)

Psikiyatri uzmanlarına gore, açık-saçık giyinen hanımlarda beğenilme arzusu hâkimdir.

Nitekim 7 Kasım 1969 tarihindeki Amerikan Psikoloji Derneği raporunda; “Modacıların iddiaları ne olursa olsun, psikolog gözü ile mini etek, çıplak görünüşü veren saydam elbise ve açık bel modası toplumun terbiye dokusunu ciddi şekilde zedelemektedir… Dünyayı saran çıplaklık modası, cinsiyetin rolünü her türlü mantık ölçüsünün haricinde, ön plana geçirerek düzmece kıymet yargılarına yol açmaktadır. Çıplaklık modasının sebep olduğu eşeysel gerilim toplumu çekince noktasına getirmiştir” ifadeleri yer verilmiştir.  

Unutmamak gerekir ki; “Hanımefendileri alçalmış bir millet, yükselemez. Hanım yalnız tuvaletini düşünen, uzun tırnağı, yapma kirpiği, takma saçı için çılgınca para harcayan bir varlık değildir. Babası meyhanede içki masasında, anası poker masasında sabahlayan yeni nesil, dönemin, yaşamın, insanlığın ne demek bulunduğunu iyi mi, kimden öğrenecek? Kendine ve çocuğuna yar olamayan anne, milletine asla yar olabilir mi?”

Bir zamanlar, 1980’lerde “Devrim damarı debreşen bir yetkili üniversitede başörtülü kızları gördükçe içim sızlıyor diyor. Bir vali de kendisinden okul isteyen başörtülü hanımefendilere şu cevabı veriyordu: ‘Örtülerinizi çıkarırsanız olur’ (!?.)

(Ne yazıktır ki) bunlar Müslüman hanımefendilerin ve kızların giysileri karşısında kinlerini kusmaktan vazgeçmiyorlar. Sütçü İmam’ın torunlarının tesettürle dolaşması Fransızları değil, Fransız kültürünün kölelerini çileden çıkarıyor. Al görmüş danalar benzer biçimde, (her fırsatta) başörtüsüne saldırıyorlar.” *1

Mehmet Akif der ki:

Sanki olmazmış ilim, her şey gidermiş elden
Atılmayınca örtü, açılmayınca gövde…

Başka bir şiirinde de şu şekilde söyler:

Kızımın iffeti batıyor rezilin gözüne
Acırım tükürüğe billahi, tükürsem yüzüne

Netice olarak diyebiliriz ki; Kılıçdaroğlu, kör düğüme kılıcını indirmiştir. Sadece iktidar, vakası anayasada görüşme teklifiyle geçiştirmeye çalmış olduğu izlenimi uyandırmaktadır.

Derhal belirtelim ki, vatandaşlar dinin emrettiği, farz kıldığı bir ameli yada ibadeti yerine getiremiyorsa, istediği benzer biçimde başını kapatamıyor ve tesettürünü uygulayamıyorsa, ülkede din ve vicdan hürriyetinden söz edilebilir mi?

Unutmamak gerekir ki, “(Biz) Allahın boyasıyla (boyanmışızdır). Tanrı’tan daha güzel boyası olan kim? Biz ona kulluk edenleriz” (Bakara/138)

Makalemizi Mehmet Akif’in bir beyti ile tamamlayalım:

Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum
Kesilir bir ihtimal, fakat çekmeye gelmez boynum

Kalınca selametle.

 

 

1. Tırnak içinde yer edinen metinler, Mustafa Taşçı’nın ‘Nesillerden Nesillere Armağan Sözler Hazinesi’ adlı kitabından alıntılanmıştır.    

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan