• Cts. Eki 1st, 2022

Cenup Kafkasya’da niçin büyük harp olmaz?

Byadmin

Eyl 22, 2022

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki son sınır çatışmaları Bakü’nün askeri üstünlüğünü bir kere daha gösterdi.

Bakü, İkinci Karabağ Savaşı’nda sergilediği (2020) askeri kabiliyetleri, 10 Kasım 2020 tarihindeki Üçlü Deklarasyon’un (Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya içinde) uygulanmasında ayak sürüyen Erivan’a karşı bir kez daha kullandı.

Büyük seviyede kendi iç problemlerinden meydana gelen sebeplerle Daşkesen, Kelbecer ve Laçın üstünden hücum eden (12 Eylül) Ermenistan, Azerbaycan kuvvetlerinin sert karşı koymasıyla her bölgede geri adımlar atmak mecburiyetinde bırakıldı. 

Birkaç gün devam eden yoğun çatışmalarda Azerbaycan tarafı Ermenistan’a yüzlerce yitik verdirirken, Erivan yönetimine Bakü’nün 2020 senesinde elde etmiş olduğu askeri zaferin geri döndürülemez bulunduğunu göstermiş oldu.

Ek olarak, bu çatışmalarda Rusya’dan istediği askeri desteği göremediği için Erivan’da hem Moskova hem de Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) aleyhine gösteriler yapılmış oldu.

Adı, ‘bela’ ve ‘kargaşa’ ile anılır hale gelen ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi Erivan’a gitmesi bu gösterilere ilave katkılarda bulunmuş oldu. 
 

pelosi.jpeg

Ermenistan’a bir ziyaret gerçekleştiren NancyPelosi, sınırda yaşanmış olan çatışmalar mevzusunda Azerbaycan tarafını suçlamıştı / Fotoğraf: Agos

 

Ermenistan’ın yaşamakta olduğu travma ve Paşinyan karşıtları

Azerbaycan’ın İkinci Karabağ Savaşı’nda, o zamana kadar yenilmezliğine inanılan ve işgal etmiş olduğu toprakları oldukca iyi tahkim etmiş bulunan Ermenistan ordusunu ağır bir yenilgiye uğratarak söküp atmasının Ermeni elitleri üstünde yarattığı derin bir ruhsal travmadan söz edebiliriz.

Zamanı olayların çarpıtılmış yorumları üstüne kurgulanmış, nefret duygularıyla yoğrulmuş, mağduriyet içerikli ve intikam hesapları ardında koşan fanatik bir milliyetçiliğin politik kültürü neredeyse tamamen belirlediği Ermenistan bu şekilde bir yenilgiyi asla beklemiyordu. 

Erivan’daki yaygın kanaate gore, Ermenistan ordusu Azerbaycan’a gerekeni meydana getirecek, Türkiye’nin müdahale etmesi halinde ise Rusya devreye girecekti.

Ek olarak Batı dünyasının da Ermenistan’ı tek başına bırakmayacağı benzer biçimde hayaller bölge jeopolitiğinin hızla değişmiş olduğu gerçeğini görmelerine engel olmuştu.

Rusya açısından Ermenistan’ın öneminin seneler içinde azaldığını, Azerbaycan’ın Türkiye’nin de yardım ve desteğiyle silahlı kuvvetlerini oldukça iyi yetiştirip teçhiz ettiğini ve birebir harpte Ermenistan’a ağır darbeler vurabileceğini değerlendirerek işgal ettikleri topraklardan kademeli bir halde çekilmeyi düşünmediler. 

Sonuçta Batıcı bir ajanda ile iktidara gelen Paşinyan’ın yapmış olduğu ciddi hesap hataları Ermenistan’ı 1922 yılı yazında Batı Anadolu’da Yunanistan’ın yada 1974 Temmuz ayında Rumların karşılaşmış olduğu sona götürdü.
 

aa.jpg

Azerbaycan’ın 44 gün devam eden operasyonla Ermenistan’ı topraklarından çıkardığı İkinci Karabağ Savaşı, bir tek iki ülke içinde yaşanmış olan bir harp değil, Kafkasya’nın yeni jeopolitik durumunun da kilometre taşı oldu / Fotoğraf: AA

 

Azerbaycan ise senelerdir sergilediği stratejik sabır politikasının ve hummalı hazırlıkların sonucu olarak tam bir zafer elde etti. Son çatışmalar bu zaferin geri döndürülemez bir gerçeklik bulunduğunu teyit etmiş oldu.

Öte taraftan Ermenistan içinde oldukca ciddi bir güç mücadelesinin yaşandığı bu vesileyle bir kere daha ortaya çıktı.

Yapmış olduğu diplomatik ve askeri hatalarla büyük yenilgiye davetiye çıkaran Paşinyan’ın 2021 yılı yazında gerçekleşen seçimleri kazanması halkın büyük bir kısmının fanatizm yolunda devam etmek istemediğini göstermişti.

Ek olarak Erivan’da onlarca senedir iktidarda olan fanatik grupların ortak hususi durumunun Azerbaycan ve Türkiye düşmanlığına ilaveten aşırı derecede yolsuzluk ve fena yönetim ile özdeşleşmiş olmaları; buna karşılık 2018’de iktidara gelen Paşinyan’ın yolsuzlukla anılmaması 2021 seçim galibiyeti üstünde büyük rol oynamıştı. 

Sulh süreci niçin devam etmek zorunda?

Kısacası halk ekonominin düzelmesini, bunun için de Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesini istiyordu. Nitekim Paşinyan 2021 seçim zaferinden itibaren bu yönde adımlar atmaya başlamıştı.

Türkiye ve Azerbaycan’ın verdikleri pozitif yönde karşılıklar diplomatik bir takım girişimin başlamasını sağlarken pek de uzun olmayacak bir gelecekte Ermenistan’ın Azerbaycan ile karşılıklı toprak bütünlüklerini tanıyan kapsamlı bir sulh imzalamasının mümkün olacağına dair ümitleri artırmıştı. 

Ermenistan içinde bilhassa ordu ve güvenlik kurumlarında hala etkili olan fanatik grupların sebep olduğu son çatışmalar ve daha önceki aylarda Erivan’ın -muhtemelen gene aynı grupların yönlendirmesiyle- Bakü ile mayın haritalarını paylaşmaması ve 10 Kasım Deklarasyonu’nu uygulamakta isteksizlik sergilemesi Erivan-Ankara-Bakü içinde kapsamlı bir sulh anlaşmasının yapılmasını engellemeye yönelikti. 
 

aa.jpg

Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki çatışmalarda, Azerbaycan 80 askerin şehit bulunduğunu deklare etti. Ermenistan ise ölen Ermeni asker sayısını 207 olarak duyurdu / Fotoğraf: AA

 

Son çatışmalar alanda Azerbaycan’ın zaferinin kalıcılığını tescil ederken sulh sürecinin de geri dönülemez bir halde devam etmek zorunda bulunduğunu gösteriyor.

Paşinyan karşıtlarının düzenledikleri gösterilerin ‘Kadın Bela’ diye tanımlayabileceğimiz Pelosi’nin gezisinden de cesaret bularak işleri zora sokmak istemeleri pek oldukca açıdan beklenen gelişmeler.

Fakat bu göstericilerin istedikleri destek ve yardımı bulamadıkları Rusya’ya karşı da harekete geçmelerinin ve Pelosi’nin Türkiye, Azerbaycan ve Rusya aleyhinde demeçler vermesinin sahadaki gerçekleri değiştireceğini düşünmek fazlaca zorlama olabilir. 

Sonuçta ABD mevcut dünya konjonktüründe Türkiye, Azerbaycan ve Rusya’ya karşı Ermenistan’a askeri destek veremez; hatta yapmak istese bile Ermenistan’a askeri araç-gereç gönderecek yol ve sınır bulamaz.

Türkiye ve Azerbaycan içinde sıkışmış durumdaki Ermenistan’ın tek çıkış kapısı olan Gürcistan hem Ankara hem de Bakü ile derin ve kapsamlı ekonomik ve ticari ilişkiler içinde olduğundan buna izin vermez.

ABD’nın İran üstünden bu şekilde bir sevkiyat yapacağını beklemek ise Mars’ta tapulu arazi almaya benzer. 

Ermenistan’la oldukca benzer bir milliyetçilik anlayışına haiz olan Yunanistan’ın 1974 Kıbrıs Sulh Harekatı’nı durdur(a)madığı için ABD’ya öfkelenerek NATO’nun askeri kanadından çıkmasına benzeyecek bir hamle Erivan’ı tam bir felaketle karşı karşıya getirir.

Bu satırlar kaleme alınırken ajanslar, Moskova’nın Erivan’dan, almış olduğu gazın parasını ödemesi için mühlet verdiği haberini geçiyorlardı. 

Bölge ülkeleri harp istemiyor

Bölgede tekrardan bir harp olması neredeyse imkânsız; şundan dolayı Cenup Kafkasya jeopolitiğinin en mühim unsurlarından olan bölge ülkeleri içinde Azerbaycan -diğer ikisi Ermenistan ve Gürcistan- bir süper güç haline geldi.

Bakü’nün bir tek müdafa harcamaları Erivan’ın toplam bütçesinden fazla. Ermenistan seneler içinde üstünde yaşayanların terk etmiş olduğu boş bir çiftlik arazisine dönüştü.

Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı düşmanlık politikasını sürdürerek bölgede gelişen ekonomik ve ticari oluşumlardan yarar temin etmesi pek mümkün değil.

Gürcistan ise dış politikası itibarıyla Rusya karşıtı bir çizgide ve Bakü’ye oldukca yakın bir duruş sergiliyor.

Gürcistan’daki Azerbaycan şirketleri bu ülkenin istihdam ve vergi gelirlerinde mühim hisse sahibi haline geldiler. Ankara ile ilişkileri Tiflis yönetimi için dirimsel önemde.

Türkiye Gürcistan için hem coğrafi olarak dünyaya oluşturulan kapı hem de mühim bir ekonomik ve ticari ortak. 

Bölgeyi çevreleyen büyük güçler doğrusu Türkiye, Rusya ve İran da yeni bir harp istemezler/istemiyorlar.

Moskova açısından 2020 yılındaki İkinci Karabağ Savaşı sonuçlarıyla beraber kapanık durumda. Türkiye ilişkilerini kati surette bozmak istemeyen ve Ermenistan’ı giderek bir yük ve ayak bağları olarak gören Moskova yönetimi için Batı yanlısı iddialarla iktidara gelen ve diplomatik müzakerelerde aşırılık ve beceriksizlik sergileyerek muharebeye sebep olan Paşinyan yardımıyla/yüzünden Karabağ problemi çözümlenmiş oldu.

Şimdilerde Ukrayna’da Kolektif Batı’ya karşı oldukça zor bir mücadeleye tutuşmuş ve bu mücadelesinde Türkiye’ye olan ihtiyacı katbekat artmış durumdaki Rusya’nın Ermenistan’ın asla mi asla gerçekçi olmayan fanatik tavırları yüzünden Ankara ile ilişkilerinin bozulmasını isteyeceğini yada bu ilişkileri riske atacağını düşünmek fazlaca zorlama olur.
 

Reuters.png

 

İran’ın Zengezur Koridoru oluşumuna ara sıra itirazları olsa da İkinci Karabağ Savaşı ile oluşan yeni stratejik denklemi değiştirebilmesi mümkün değildir.

Nitekim yeni İran yönetimi seçildikten sonrasında bu yönde bazı adımlar atmak istemiş; sadece kısa süre içinde Rusya’nın da telkinleriyle Bakü’nün şiddetli itirazlarına sebep olan politikalarından vazgeçmiştir.

Burada belirleyici olan Türkiye’dir. Ankara-Bakü ilişkisi 1990’lı seneler içinde İki Devlet Bir Millet olarak başlamış ve zaman içinde bu sloganın içi Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Türkiye üstünden Avrupa’ya giden organik gaz boru hatları ile ekonomik ve iki halk arasındaki kardeşlik duygularının gelişmesiyle de sosyolojik olarak doldurulmuştur. 

Bir bölge ülkesinin -örneğin İran- Azerbaycan’ı itip kakmasına Türkiye’nin izin vereceğini beklemek oldukca yanlış olur. Öyleki ki, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri Rusya-Belarus bağlantısından bile daha kuvvetli hale gelmiştir.

Tahran’ın bu şekilde bir ortamda Bakü’ye karşı harekete geçmesi adeta otomatikman Türkiye’yi devreye sokacak ve bundan yararlanmak isteyecek olan başta İsrail, ABD ve onlarla beraber hareket edecek Körfez Arapları benzer biçimde oldukca sayıda devleti İran’a karşı harekete geçirebilecektir. 

Ek olarak, bu şekilde bir durumda İran’ın kendi içinden büyük çalkantılara sürükleneceği ihtimali de göz ardı edilemez. Tüm bunların kendisi için {hiç de} iyi olamayacağını Tahran yönetimi pek doğal ki oldukça iyi bilmektedir.

Öte taraftan Ermenistan ile sınır bağlantısını kaybetmekten ve bu ülke üstünden geçen güney-kuzey ulaşım yollarının sekteye uğraması ihtimalinden duyduğu kaygılar, iyi ilişkiler içinde olduğumuz ve bu iyi ilişkileri sürdürmek istediğimiz komşumuz İran ile devamlı barışçı yöntemlerle ve kazan-kazan tarzında müzakerelerle ele alınabilir.

Amaç İran’a zarar vermek değil tam tersine bölgede oluşan sulh ve istikrar ortamına İran’ın da dost ve komşu bir ülke olarak dahil edilmesini sağlamak olmalıdır ve şu anda Türkiye ve Azerbaycan’ın politikaları da tam bu amaca hizmet etmektedir.

Batılı ülkeler bilhassa ABD ve Fransa da ortalığı karıştıramaz

Genel olarak Kolektif Batı ve hususi olarak da ABD ve Fransa Azerbaycan-Ermenistan ihtilafında hiçbir vakit adil ve dengeli politikalar izlememişlerdir.

Bilhassa Azerbaycan topraklarının işgal edilmiş olduğu, Azerbaycan Türklerine karşı yer yer soykırımsal etnik temizlik yapıldığı 1990’lı yılların başlarında ve ortalama otuz senelik işgal döneminde direkt yada dolaylı olarak Ermenistan yanlısı politikalar izleyen bu iki ülkenin İkinci Karabağ Savaşı sonrası oluşan statükoyu değiştirmeye kalkışması düşünülemez. 

‘Kadın Bela’ örneğindeki benzer biçimde yarım akıllı politikacılar jeopolitik gerçeklerden uzak ve ABD’daki seçim kaygılarıyla ortalığı karıştırmak istercesine açıklamalar yapabilirler; sadece bu çabaların sahadaki durumu tersine çevirmesi düşünülemez.

Aynı durum Fransa için de geçerlidir. Rusya’ya karşı organik gaz ve petrol kaynaklarını çeşitlendirme çabası içindeki Avrupa Birliği’nin Azerbaycan’a karşın Ermenistan’ın yanında olmasını yada Ermenistan’a ciddi para ve tabanca yardımı yapmasını beklemek de gerçekçi olmaz.

İç politikaya yönelik açıklamalar Rusya’nın da tepkisini çeker ve nitekim çekiyor. Bu sürecin hem kısa hem de orta vadede Ermenistan’a zarar vermekten başka neticeleri olmaz; şundan dolayı Erivan-Moskova ilişkileri daha da mesafeli hale geldikçe Ermenistan her manada sahipsiz ve korumasız bir devlete dönüşür.

Kendi tercihleriyle yaşamak zorunda kaldıkları travmanın etkisiyle ara sıra aşırı tercihlere savrulsa da Ermenistan’ın Azerbaycan ile kapsamlı bir sulh antlaşması imzalamaktan ve Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmek başka çaresi yok.

Bakü ve Ankara’nın şu ana kadar yapmış olduğu açılımların faydalarını tahlil etmek ve o doğrultuda adımlar atmak Paşinyan ve ona destek veren Ermenilere ilişkin bir mevzu. 

Yaşadıkları travmadan dolayı, toprakları otuz yıl işgal altında kalmış, insanları soykırımsal etnik temizliğe doğal olarak tutulmuş Azerbaycan’a karşı Rusya yada başka ülkelerin kendilerine yardım edeceklerini, Bakü’nün söz mevzusu topraklar üstündeki egemenliğini kısıtlayacak hükümler oluşturulacağını beklemek Erivan’ın yapacağı büyük bir hata olur.

Nitekim İkinci Karabağ Savaşı’ndan bu yana şansını denemiş olduğu her çatışmada Azerbaycan’ın zaferinin geri çevrilemez özellikte bulunduğunu görmüş oldu.

Umut edilir ki, aynı yöntemlere tekrardan başvurulmaz; bunun yerine İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Fransa-Almanya sulh ve dostluğuna benzer yeni bir süreç oluşturulur. 

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan