• Per. Ara 1st, 2022

CHP ve başörtüsü açılımı | Independent Türkçe

Byadmin

Eki 9, 2022

Geçmişte yaşanmış olan başörtüsü sorununda CHP ve zihniyetinin negatif görevi bilinmektedir.

Son olarak başörtü ile ilgili 2008’de TBMM’de meydana getirilen Anayasa değişikliğini AYM’e götürerek özgür olmasını engellemişti.

“Helalleşme” kapsamında geçmişin yanlışlarını düzeltme gayretinde olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisi adına sürpriz bir çıkış yapmış oldu.

Politik enerjisini büyük seviyede başörtüsü sorununa borçlu olan ve problemi adeta tekelinde bir “istismar aracı” olarak rehin tutan AK Parti başta olmak suretiyle kimi dinbazlardan ve laikçi bazı kesimlerden de büyük tepkiler geldi.

Kanaatime gore CHP’nin başörtüsü özgürlüğünün yasallaşmasını öngören kanun teklifi, makul kesimler tarafınca zamanı bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Ümit ederim bu adım; CHP’de bir özeleştiri, bir zihniyet ve yaklaşım değişiminin de başlangıcı olacaktır.

Statükonun bekçisi, jandarması ve yargıcı asırlık CHP’deki bu değişiklik, yalnız parti açısından değil, politika ve Türkiye açısından da ümit verici bir gelişmedir.

Türkiye’yi geçmişe esir eden birçok trajedi, acı ve yaralar var. Bu yaralar kapanmadığı için sürekli bir gerilim, gerginlik, güvensizlik ve ayrışma içindeyiz. 

Sorunların çözümü yerine hamasi söylemler, yalan vaatler, sorunları örten yapay gündemler, siyasete ve siyasetçiye duyulan itimatı yok etmiştir.

Siyasal sistemin artık çöktüğünü, toplumun yozlaştığını, gençlerin umudunu yitirdiğini ve en önemlisi de siyasetin tıkandığını aklı başlangıcında hepimiz görüyor ve umarsızlık içinde kıvranıyor.

Tam bu aşamada, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun bilhassa partisi için köktencilik sayılacak bir sürpriz çıkış yapması son aşama önemlidir. Bu çıkışın gerekçeleri de hem gerçekçi hem de oldukca net.

Halkımız birbirine düşürülmekten bitkin düştü. Kutuplaştırdılar, ayrıştırdılar, kamplaştırdılar. Adeta düşmanlaştırdılar.

Oysa devlet yaraları kapatacak ki, millet olarak dünya ile rekabete odaklanalım, büyüyelim, gelişelim. Her kapanan yara bizi birleştirecek, güçlendirecek ve ülkenin rekabet enerjisini artıracak. Her adım rahat, refah içinde büyüyen bir Türkiye demek.

Hakkaten de siyasal adımlar için yürek gerekir. İktidarın statükoya teslim olduğu, yönetim kontrolünü kaybetmiş olduğu ve bundan dolayı karanlık senaryoların konuşulmuş olduğu bir süreçte, Ana karşıcılık partisi liderinin elinde bir meşale ile ortaya çıkması ‘yürekli bir politika adamı cesareti’ olarak görülmesi gerekir.

HDP’nin de pozitif yaklaşımına karşı ne hazindir ki CB Erdoğan, problemi inkâr ederek Kılıçdaroğlu’nu geçmişiyle suçlamayı tercih etti:

Hükümetlerimiz dönemlerinde inanç, köken, meşrep alanlarındaki tüm özgürlükleri CHP’ye karşın hayata geçirdik. Başörtüsü başta olmak suretiyle inanç ve yakarma alanında özgürlükleri onlara karşın aştık… 

Bu izahat karşısında şaşkınlık etmemek, hatta dehşete düşmemek mümkün değildir.

Daha önemlisi, bir anayasa taslağı ortada olmadığı halde “anayasal değişim” teklifi ile karşı bir hamle yaparak kanunla çözümünü engellemiş oldu.

Başörtüsünü politik rant görenler elbet yasallaşarak politik araç-gereç olmaktan çıkmasını istemeyeceklerdir.

AK Parti ve MHP’nin, CHP’nin kırmızı çizgisi olarak malum başörtüsü ve giyim sorununa yasal çözüm önerisini desteklemeleri beklenirken problemi yok saymaları, iki partinin de iflası olarak açıklanabilir.

İnkâr ve yok sayma cevabı karşısında sormak gerekir:

İktidarınızda hangi inanç, köken ve meşrep problemi çözüldü?

Fiili olarak mevcud ve faaliyetlerini en etkin ve açık halde sürdüren tarikatların, bir müdahale durumunda yasal güvenceleri var mıdır?

Alevi inancına ilişkin hangi yasal düzenlemeler yapılmış oldu?

İbadet mekanları olarak cemevlerinin yasal bir güvencesi oluşturuldu da kamuoyunun bilgisi mi olmadı?

Başörtüsünün kamusal alandaki yasal güvencesi nedir?

Yasal güvencesi olmadığına gore genelge ve tamimlerle yürüttüğünüz başörtüsü serbestliğini niçin kanunla kalıcı bir güvenceye bağlamadınız?

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

CB Erdoğan, başörtülülerin kaderini ve başörtü güvencesini kendi iktidarıyla sınırlandırmış benzer biçimde görünüyor.

İktidarını mağdur kesime borçlu olanların, mağduriyeti iktidarlarının devamı olarak bir güvence görmesi, hesabı verilecek bir politika değildir.

Kürt meselesi ile ilgili söylenenler ise tam trajikomik bir durumdur.

“Kürt meselesi diye ülkemize giydirilmeye çalışılan deli gömleğinden onlara karşın kurtulduk. Bizim Kürt meselemiz yok…” deniliyor.

Kürtlerin hak ve özgürlük sorunlarını çözmek yerine devletin Abdullah Öcalan’ı muhatap almasıyla mı Kürt meselesi çözüldü?

İmralı ve Kandil ile meydana getirilen görüşmeler mi çözüm olarak değerlendiriliyor?

Binlerce Kürdü cezalandırarak, hapse tıkayarak, seçilenlerin yerine kayımlar atayarak mı sorun ortadan kaldırıldı? 

Kürt kimliği ve anadilde eğitim başta olmak suretiyle Kürtlerin hangi talebine pozitif karşılık verilmiş ve yasal güvence altına alınmıştır?

Teminatı hukuk olmayan hak ve özgürlüklerin, inanç hürriyetinin, çoğulculuğun güvende olması mümkün değildir.

Hiçbir yasal güvencesi olmayan Başörtüsü de bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Hamasetle problemler çözülmez, tersine daha da derinleşir. Derinleştikçe de politika çözüm olmaktan çıkar. Ümit ederim yapılmak istenilen bu değildir.

Oysa verecekleri destekle beraber CHP’nin teklifine ilave olarak “İbadet mekanlarının tanımını inanç kesimlerine bırakacak” bir adımı da kendilerinin atması, hak ve özgürlüklerin ve tıkanan siyasetin önünü açacaktı.

Hatırlatmak isterim ki seneler ilkin başörtüsünün normalleşmesine de en mühim katkıyı Kemal Kılıçdaroğlu yapmıştı.

AK Parti tarafınca bu gerçeğin üstü örtülmüş olsa da kamuoyunun zaman içinde bunu da öğreneceğinden inanırım.

Yasakçı zihniyet kadar inkârcı zihniyet de çözümün önünde engeldir.

Geçmiş yaralar tedavi edilmeden yol almak mümkün değildir. Siyasal yaraları sarmak için samimi ve yürekli siyasetçiler gerekir. 

“Bazı şeyler yürek ister, o yürek benim yol arkadaşlarımda var!” diyen Kılıçdaroğlu’nun, yolundan dönmemesini tavsiye ederim.

Yola devam edilmesi durumunda hem CHP hem politika hem de Türkiye kazançlı çıkacaktır.

Özgürlükler için atılacak her adım, ülkemiz ve toplumsal barışımız için oldukca değerlidir.

Atılan adım için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve kanun teklifini imzalayan tüm milletvekillerini kutlama ediyorum.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan