• Per. Ara 1st, 2022

Demirtaş ve “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler”

Byadmin

Eki 10, 2022

PKK’nin Mersin Polis Evi’ne düzenlemiş olduğu bombalı intihar eylemi üstüne oldukca şey yazılıp çizildi.

Belli ezberler haricinde bir fikirleri olmayan malum çevreler komplo teorileriyle işi derhal hükümetin üstüne yıkmaya çalıştılar. 

İddialarına gore, zor durumda olan iktidar seçimleri kazanmak için 7 Haziran 2015-1 Kasım 2015 arasındaki sürece benzer bir politikayla yol verdiği/vereceği terör eylemleri ile halkı korkutacak ve oldukca büyük aş ve iş sıkıntısı çekmekte olan halk tüm bu tarz şeyleri unutarak salt güvenlik endişesi ve vatan-millet aşkıyla yine AK Parti’ye sarılacaktı.

Mersin saldırısının arkasındaki esas senaryo buydu! 

Her neyse ki oldukca geçmeden PKK, söz mevzusu eylemi üstelik de büyük bir övgüyle sahiplenerek bu büyük politika analistlerini boşa çıkardı. 

(Ayrıca bu ‘büyük analistler’ 2015’te de ondan sonraki yıllarda da ‘Yahu ne yapıyorsunuz? Bu terör eylemleri halkı devletin, iktidarın safına itiyor. Niçin 80 milletvekili ve 102 milletvekili varken demokratik mücadeleyi hiçleştirerek devrimci halk savaşı duyuru ediyorsunuz, şehirlerin orta yerlerine hendekler kazıyorsunuz? Niçin bu oyunlara geliyorsunuz?’ demediler/diyemediler.
Benim şeklinde salt demokratik mücadeleden yana açık ve net olarak tavır sergileyenleri ise alçakça karalayarak tasfiye ettiler.)

Aradan bunca yıl geçtikten sonrasında 6 senedir cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş ‘dikkatli’ bir üslupla de olsa Mersin eylemini kınadı, özet olarak da benim senelerdir dillendirdiğim ‘Demokratik politika ile sertlik beraber olmaz/olması imkansız’ sözlerimi söylemiş oldu.

Demirtaş, şunları söylemiş oldu: 

Mersin’deki silahlı saldırıyı kınıyorum. Siyasetin sorumluluğu, sertlik dışı çözümlerde ısrar eden olmaktır. Ölümleri durdurmaktır. Şiddetin her türlüsüne karşı çıkacağız, demokratik siyasette ısrar eden olacağız. Bunun hepimiz tarafınca net olarak bilinmesini isterim.

PKK kurucuları içinde yer edinen KCK Yürütme Kurulu üyesi Duran Kalkan ise, Mersin saldırısına ilişkin yapmış olduğu açıklamada, isim vermeden saldırıyı kınayanları hedef aldı. 

Duran Kalkan, “Konuşmak isteyen hepimiz doğru konuşmalı. Türk egemenleri gerçeği görmeli, neyi iyi mi bitiriyorlar (…) Mersin eylemini doğru idrak etmek ve değerlendirmek lüzumlu. HPG’nin açıklaması oldu. Hepimiz ondan ders çıkartmalı. Doğru çizgi budur. Ölçü bu. Gücün yetiyorsa sen de öyleki ol. Gücün yetmiyorsa yettiği kadarıyla o çizgiye hizmet et. Yapanlara en azından yakarma et, karşı çıkma. Kendi kendine konuşma, ukalalık yapma. Kimsenin ukalalık yapma hakkı yoktur” açıklamasında bulunmuş oldu.  

PKK adına meydana getirilen bir başka açıklamada da “Kürt halkını ve değerlerini korumak için kendisini feda eden fedaileri hangi gerekçeyle olursa olsun düşman diliyle kınaması sadece sindirilmişlikle ifade edilebilir” ifadelerine yer verildi.

Bu açıklamalara karşılık Demirtaş, Twitter hesabından yapmış olduğu açıklamada şu ifadelerde bulunmuş oldu:

Demokratik siyasette ısrar ve sulh politikası, bizim için ilkeseldir. Kimse geri adım atmamızı beklemesin.

Her koşulda ilkelerimizi savunacak, halkın demokratik çözüm ve sulh isteğini tüm olanaklarımızla, gür sesle söylemeyi sürdüreceğiz.
 

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Selahattin Demirtaş ile HDP’de bulunduğum sürede bu mevzuları onlarca kere konuştuk.

Bizim şeklinde demokratik yollarla seçilmişlerin her türlü riski göze alarak demokratik siyasette ısrarlı olmaları icap ettiğini, şiddetle, terörle demokratik mücadelenin beraber olamayacağını en yüksek sesle haykırmamız icap ettiğini, sayısını unuttuğum kez tekrarladım.

Ne yazık ki o tarihte yeterince destek bulamadım.

Çözüm sürecinin miladı olan 21 Mart 2013 Newroz’undan bu yana 9 yıl geçti ve binlerce yazıklar olsun ki bu 9 yıl ‘boşa’ geçmiş olduğu şeklinde, kazanımların büyük bir kısmı kaybedildi; binlerce insan yaşamını yitirdi, on binlerce insan da cezaevine girdi.

Selahattin Demirtaş 2013-2015 sürecinde en azından bugünkü tavırları kadar bir irade ortaya koyabilseydi süreç oldukca daha değişik bir halde ilerleyebilirdi.

Sezen Aksu’nun hit şarkılarından kabul edilen ‘Şimdi bana kaybolan Yıllarımı Verseler’de belirttiği şeklinde, giden seneler geri gelmiyor.

…Şimdi artık kelimeler yetersiz anlamı yok
Yitirmişiz anılarla birlikte faydası yok
Gel bu tarz şeyleri bırakalım artık bir tarafa
Gerçeği görmeliyiz dostum başka çaresi yok

Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler
Şimdi bana seninle bir yaşam vadetseler
Şimdi bana tekrardan ister misin deseler
Tek bir söz bile anlatmaya hakkın yok

‘Kaybolan seneler’ geri gelmiyor sadece bugünü ve gelecek yılları kurtarmak elimizde.

Geçmişin muhasebesini, öz eleştirisini yapmalı sadece geçmişe takılıp da kalınmamalı.

Ne olduysa oldu!

Geleceği kurtarmaya bakmalı.

Gel bu tarz şeyleri bırakalım artık bir tarafa
Gerçeği görmeliyiz dostum başka çaresi yok…

Acilen en yüksek ses ve tavırla demokratik savaşım yükseltilmeli.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan