• Per. Ara 1st, 2022

İran’ın Zengezur Koridoru kâbusu ve Ermenistan’a bakışı

Byadmin

Eki 23, 2022

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Karabağ savaşı yüzünden dünya siyasal gündeminden düşmeyen Cenup Kafkasya bugünlerde gene gündeme ağırlığını koyuyor. 

İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları’nın 1 Ekim’de Ermenistan-Azerbaycan sınırında gerçekleştirdikleri askeri tatbikat ortamı bir fazlaca ısıttı.

İran İHA/SİHA’larıyla Ukrayna’da sivil hedeflere saldırılar düzenlenmesi ve rejim karşıtı gösteriler İran’ı bu tatbikatı icra etmeye ve bir nevi güç gösterisi halletmeye zorlamış benzer biçimde görünüyor. 

Sadece bu tatbikatın kendisine bir gözdağı mesajı bulunduğunu düşünen İlham Aliyev de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 20 Ekim günü İran sınırına götürerek karşılık verdi.

Türkiye her durumda Azerbaycan’ın yanında bulunduğunu yineledi. İran’ın bu hamlelerine karşılık Türkiye ve Azerbaycan aslına bakarsanız 5-8 Ekim tarihleri içinde Nahcivan’da bir ortak askeri tatbikat gerçekleştirmişti. 

Ermenistan ise Azerbaycan ile İran ilişkilerinin gerginleşmesinden memnuniyetini gizlemiyor.

İran’ın askeri tatbikatı bir güç gösterisine dönüştü

Mahsa Amini adlı genç bir kadının başörtüsü yüzünden gözaltında ölmesi sonrasında İran’da rejimi tehdit eden protestolar İran’ı bir fazlaca sarstı.

İran rejimi, protestoları bir taraftan sertlik yöntemiyle bastırmaya çalışırken öteki taraftan Şimal Irak’ı bombalıyor.

Ek olarak, Ermenistan ve Azerbaycan sınırında askeri tatbikat yaparak rejimin enerjisini dış dünyaya göstermeyi amaçlıyor.

Öte taraftan İran’ın Aras Nehri batısında yapmış olduğu ve üç gün devam eden tatbikat da bayağı bir askeri tatbikat olarak geçiştirilemeyecek kadar mühim ve çevre ülkelere ileti vermeyi amaçlamaktadır.

Tatbikata “İran Devrim Muhafızları’nın Gücü” adı verilmesi de bizce mühim bir ileti içeriyor.

Her ne kadar İran bu tatbikatın İran ordusunun muharebeye hazırlanmasına yönelik rutin bir tatbikat bulunduğunu söylese de pek inandırıcı gözükmüyor. 

Nitekim İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahyan, Ermeni mevkidaşı Ararat Mirzoyan’a “Ermenistan’ın güvenliğine İran’ın güvenliği benzer biçimde bakıyoruz” dedi.

Bu izahat adeta “İki Devlet Tek Millet” söylemine bir meydan okuma benzer biçimde değerlendirilebilir.

1064756.jpg

Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahiyan

 

Bu tatbikat oldukça kapsamlı ve 50 bin askerin iştirakı ile gerçekleşti. Hava indirme tugayları ve binlerce tank ve iha ile İran kuvvetli bir ordusu bulunduğunu cümle âleme gösteriyor. 

Tamam da Aras Nehri üstünde geçici köprü inşası ne demek oluyor? 

Bu açıkça Azerbaycan’a bir tehdit ve Ermenistan’a güvence vermeyi amaçlıyor olmalıdır.

Ek olarak, askeri tatbikatı izleyen gözlemciler bunun bir müdafa değil; hücum hedefli tatbikat olduğunda da hemfikirler. 

Nitekim İran, eylül başlarından itibaren İlham Aliyev ile Nikol Paşinyan arasındaki görüşmelerde Zengezur Koridoru’nun açılmasına yönelik gelişimleri kaygı ile izlediğini gizlemiyor.

Diaspora Ermenilerinin politikalarını destek sunar mahiyette açıklamalar yapıyor. Koridora karşı bulunduğunu her fırsatta resmen duyuru ediyor.

İran Ulaştırma Genel Müdürü Cevad Hidayeti, İran İşçi Haber Ajansı‘na verdiği demeçte, şu ifadeleri kullandı:

Görünen o ki Azerbaycan, Nahçıvan’la olan bağlantısını herhangi bir engelle karşılaşmadan ve uzun vadeli güvence altında tutmak için Ermenistan’ın kontrolü haricinde Nahçıvan’a doğru bir koridora haiz olmak istiyor. Müttefiklerinin de koordinasyonuyla Hazar Denizi’nden direkt Türkiye’ye uzanan bir enerji-ticaret koridoru oluşturmayı hedefliyor.

Hidayeti, “Mevcut durumun sürdürülmesi ve devam ettirilmesi ihtimaller içinde olmadığı için oldukça dikkatli olmalıyız ve her türlü duruma hazır olmalıyız” diyerek Azerbaycan’ı tehdit etti.

Gene Karabağ harbinde yansız olmasına karşın, İran sık sık Azerbaycan’ın Ermenistan topraklarından hisse almasına asla hoşgörme göstermeyeceği yönünde resmi açıklamalar yapıyor.

Hâlbuki internasyonal hukuka nazaran Azerbaycan yalnız işgal altındaki topraklarını kurtarıyor. 

Buna karşın İran’ın öfkesini idrak etmek mümkün değil. Ek olarak İran Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ı açıktan desteklemeyi de sürdürüyor.

Son aylarda Zenzegur koridorunun bir sınır değişiklik yapma hamlesi bulunduğunu da savunmaya başladı. İran’a nazaran bu koridorun açılması İran’ın Ermenistan ile ortak sınırını ortadan kaldıracaktır.

Aslen koridorun bu şekilde bir netice doğurmayacağı açıktır fakat İran mevzuya bu şekilde bakmıyor.

Öte taraftan Azerbaycan açılacak Laçin ve Zengezur koridorlarının aynı statüde olmasını da mesele ediyor. “Birisi eğer olmazsa, diğeri de olmaz” diyor.
 

 

Zengezur Koridoru Turan’a giden yol mu?

Mevzuya diplomatik açıdan bakarsak İran’ın Azerbaycan ile Nahcivan’ın direkt bağlanmasına karşı çıkması açıklanması zor bir politikadır.

Batı dünyasının kökleri 16’ncı yüzyıla dayanan Türk fobisi yüzünden bir “Turan projesi” söylediği koridora karşı çıkması anlaşılabilir.

Fakat Türkiye ile Orta Asya Türk devletlerinin direkt bağlantı kurmasına İran’ın karşı çıkmasının hiçbir mantıklı ve tutarlı açıklaması olması imkansız.

Bilhassa de bu koridora Turan’ın gerçekleşeceği korkusuyla karşı olması birkaç nedenden dolayı asla anlaşılması imkansız: 

Birincisi; Türkiye ile Orta Asya cumhuriyetlerinin direkt bağlantı kurması bölgeye itimat ve istikrar getirecektir.

İkincisi; Orta Asya ülkelerinin Batı ile kolay ve kesintisiz ulaşıma erişmesi transit ticareti oldukça fazla artıracaktır. Tecim hacminin artması İran’ın ihracat ve ithalatına da katkı yapmış olacaktır.

Üçüncüsü; ne Türkiye ne de Azerbaycan dostane ilişkiler kurduğu takdirde Ermenistan ile ilişkilerin gelişmesine karşıdır.

Tam tersine izolasyondan kurtulmuş bir Ermenistan ekonomik bakımdan kalkınacak, daha köktencilik olan diaspora ve Rusya’ya bağımlılığı azalacaktır.

Bu ise Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerinin normalleşmesine hizmet edecektir. Türkiye ve Azerbaycan bu yönde resmi açıklamalarda bulunmuşlardır.

Buna karşın İran, Zengezur karayolu bağlantısının bir dış güvenlik problemi doğuracağında ısrar etmektedir.

İran Devrim muhafızları komutanı Muhammed Papur da 16 Eylül’de yapmış olduğu açıklamada Azerbaycan’ı suçlamış ve koridoru bir dış güvenlik problemi olarak gördüğünü belirtmiştir.

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bagheri de İran-Irak Savaşı’nın yıldönümünü anmak için meydana getirilen askeri geçit töreninde yapmış olduğu konuşmada İran’ın Ermenistan Azerbaycan sınırında değişikliğe asla hoşgörme etmeyeceğini deklare etti.

Bagheri’nin çatışma ve harp istemiyoruz fakat sınır değişirse de tepkisiz kalamayız babındaki sözleri İran’ın duruşunu sertleştirdiğini gösteriyor.

Nitekim Astana’da meydana getirilen 7. Astana Sulh Süreci Zirvesi’nde Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen İran ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney de aynı görüşü karşı karşıya Sayın Cumhurbaşkanı’na aktarmıştır.

İran’ın Fars Haber Ajansı da defaten “İran’ın Zengezur koridoruna karşı bulunduğunu, şundan dolayı Ermenistan sınırının binlerce senedir İran’ı Karadeniz’e ulaştırdığını” haberleştirdi. 

İran Kapan’a niçin konsolosluk açtı? 

Peki, İran’ın endişelerinin deposu nedir ve haklılık oranı var mıdır?

Yukarıda da değindiğimiz benzer biçimde İran Zengezur kodumun açılmasıyla Ermenistan ile sınırının kapanacağını iddia ediyor.

Bu koridorun inşası sonrasında İran körfezini Ermenistan üstünden Batum’a bağlayan ulaşım koridorunun kapanacağını iddia ediyor.

Hâlbuki bu koridor bir toprak değiş tokuş anlaşması sonucu inşa edilmeyecektir.

Buna karşın İran, koridora karşı bulunduğunu duyuru etmek ve Ermenistan’a açık desteğini göstermek için Syunik’in yönetimsel merkezi Kapan’a konsolosluk açtı.
 

kapan.jpg

İran’ın Kapan Başkonsolosluğu, İran ve Ermenistan dışişleri bakanlarının katılmış olduğu törenle resmen açıldı

 

Burası Zengezur bölgesinin de merkezidir. Buna karşılık Erivan da Tebriz’de bir konsolosluk açacak.

Bu vesile ile şu noktaya da dikkat çekelim: Aras Nehri İran için oldukça önemlidir. Bilinmiş olduğu benzer biçimde Aras, Bingöl Dağlarının Erzurum il sınırları içinde kalan şimal yamaçlarından doğarak Ermenistan’a ulaşıyor.

Türkiye-Azerbaycan, Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-İran sınırının bir bölümünü oluşturduktan sonrasında Azerbaycan’da Kura Nehri’ne katılıyor.

Bu bakımdan dere her üç komşu ülkeyi de yakından ilgilendiriyor. İran, Zengezur Azerbaycan’ın olursa Aras Nehri’nin kontrolünü Azerbaycan’ın ele geçireceğini iddia ediyor. 

Buraya verdiği önemi göstermek için Aras Nehri üstünde tamamen kendi finansmanı ile hidroelektrik ve rüzgar santali inşa ediyor.

İran’ın Ermenistan’a destek bahanesi 

İran’a nazaran Azerbaycan’ın coğrafi bakımdan Türkiye’ye yakınlaşması onu zenginleştirecek ve bölgedeki güç dengelerini değiştirecektir.

İran bunu istemiyor. Kuvvetli Azerbaycan’ın milliyetçi saiklerle Cenup Azerbaycan’daki Azeri nüfusla daha çok ilgileneceğini düşünüyor.

Her ne kadar ne Haydar Aliyev ne de İlham Aliyev bu yönde bir politik söylem içinde bulunmamış olsa da; İran tarafı Elçibey’in Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı döneminde Azerbaycan irredentizminin resmi siyaset bulunduğunu öne sürüyor.

Kimi analistler bu politikanın İran’ı Ermenistan’a yaklaştırdığını hatta zorunlu bulunduğunu iddia ediyor. 

İran’ın bu mevzuda samimi olmadığını da kaydetmek gerekir. Bu sebeple İran Azerbaycan içişlerine oldukça daha çok müdahale etmektedir.

İran’ın Azerbaycan’daki Talişler başta olmak suretiyle bazı ufak etnik unsurları kışkırttığı sır değildir. 

Normal olarak İran’ın Ermenistan ile yakınlaşmasının tek sebebi bu değil. Ilk olarak hatırlatmak isterim ki Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonrasında bağımsız olan Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalar başlangıçta İran’ı pek ilgilendirmemişti.

İddialara nazaran sonrasında Elçibey’in milliyetçi söylemleri ve Birleşik Azerbaycan söylemleri İran’ı alarma geçirdi. Ayrıca unutamamak gerekir ki; İran nüfusunun yüzde 50’ni Fars olmayan halklar oluşturuyor.

İran’da Azeri nüfusun ise yüzde 24 olduğu söyleniyor. Sadece bu oranın oldukça daha çok bulunduğunu iddia edenler haklı benzer biçimde görünüyor.

Bu yüksek oran İran’ı gelecek için endişelendiriyor. Bu durum Ermenistan’ın elini güçlendiriyor. İran’ı Karadeniz’e ulaşmak için Ermenistan’a muhtaç duruma düşürüyor. 

1. Karabağ Savaşı sonrası Türkiye’nin Ermenistan ile sınırlarını kapatması ve diplomatik ilişkilerini koparması ise Ermenistan’ı İran’a zorunlu bıraktı ve İran’ın elini güçlendirdi.

Bu karşılıklı çıkar ilişkisi tarafları bağlaşık kalmaya itiyor. Şimdilik İran ile Ermenistan ilişkileri askeri bir ittifaka dönüşmedi.

Fakat Ermenistan İran’ı güvenliği için stratejik bir komşu olarak görmüş olduğu sürece bu olasılık hâlâ var. 

İsrail ile Azerbaycan’ın iyi ilişkileri İran’ı tedirgin ediyor

İsrail ile Azerbaycan içinde sıcak ve dostane ilişkilerden İran hastalık duyuyor. İran bunu hiçbir süre gizlemedi.

İsrail’in Azerbaycan’a tabanca satmasını ve sınırı olan askeri varlığını kendi güvenliği için tehlikeli buluyor.

İddialara nazaran 2016-2020 yılları aralığında Azerbaycan’ın ithal etmiş olduğu silahların yüzde 69’unu İsrail sağlamış oldu.

Aynı dönemde İsrail’in tabanca ihracatında ise Azerbaycan’ın oranı yüzde 17’ye çıktı. 

İsrail ile Azerbaycan’ın ekonomik ilişkileri de güçlenerek sürüyor.

Son olarak SOCAR’ın yan kuruluşu olan Hazar Sondaj Şirketi’nin İsrail ile bir antlaşma imzalayarak İsrail’in tek işletilebilir petrol sahası olan Med Aşdot’ta yüzde 5’lik bir hisseye haiz olması kayda kıymet olmasıyla birlikte simgesel bir öneme de haizdir. 

İşte bu tablo İran’ı oldukça rahatsız ediyor. Öte taraftan İsrail de nükleer silaha erişmek suretiyle olan İran’a karşı Azerbaycan’a ayrı bir stratejik anlam yüklediğini inkâr etmiyor.

İran’ın bir başka iddiası ise Azerbaycan’daki İsrail askeri varlığı. İsrailli askeri şirketlerin Azerbaycan hususi kuvvetlerini eğittiği, Bakü havaalanı için hususi güvenlik sistemleri kurduğu ve Azerbaycan’ın ordusunu modernleştirmesine destek olduğu biliniyor. 

Öte taraftan İran, İsrail ajanlarının Azerbaycan üstünden İran’a karşı sabotajlar yapabileceğini ve etnik unsurları kışkırtabileceğini iddia ediyor.

Bu ve benzeri sebepler İran’ı 15 komşusu içinde en oldukça 40-44 km sınırı olan Ermenistan’a hususi bir ehemmiyet vermeye sevk ediyor.

Hâlbuki İran ile Azerbaycan içinde 750 km uzunluğunda bir sınır var. Üstelik İran’da oldukça sayıda Azeri yaşıyor ve bu iki ülke sırf bu sebeple daha iyi ilişkiler içinde olmalıdır. 

Öte taraftan İran’ın da Azerbaycan ile İsrail ilişkilerini askeri ihtiyaçlara bağlaması oldukça yanlış olsa gerektir.

Unutmayalım ki Azerbaycan’ın derhal her şehrinde tarih süresince Yahudiler cemaat halinde özgürce yaşamıştır.

Azerbaycan anti-semitizmin görülmediği nadir coğrafyalardan birisidir. Kuba Kırmızı Kasaba Yahudilerini ziyaret etmiş bir şahıs olarak bunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. 

Bir denge unsuru olarak Ermenistan

Görüldüğü benzer biçimde İran, Ermenistan’ı, ekonomik ve siyasal bakımdan güçlenen Azerbaycan’a karşı bölgede bir denge olarak görüyor.

Bu yüzden Ermenistan ile ticaretini geliştirmek için adımlar atıyor. İki ülke içinde güney-kuzey (470 kilometre) ve doğu-batı ekseninde (556 kilometre) iki ayrı demiryolu projesi inşa ediliyor.

İki ülke arasındaki tecim hacmi 300 milyon $’ı geçmiş durumdadır. Aslen Ermenistan’ın kaynakları oldukça sınırı olan ve İran’a ihracatı yüzde 5,2 düzeyinde bulunuyor.

Ermenistan’ın İran’dan yapmış olduğu ithalatın oranı ise yüzde 5,7’dir. Bu oran güya sınırlarının kapalı olduğu Türkiye ile nerede ise aynı düzeydedir.

Bununla beraber İran ile Ermenistan içinde kurulan özgür tecim bölgeleri Ermenistan ekonomisine büyük bir katkı yapmıştır.

Taraflar tecim hacmini 1 milyar dolara çıkartmayı hedeflemektedir. İran’dan ufak bir ülke olması açısından Ermenistan için bu tecim hacmi {hiç de} kötü değildir. 

Öte taraftan Ermenistan’ın ekonomik açıdan esas büyük ortağı Rusya’dır ve Ermenistan bu gerçeğin farkındadır.

Bugünlerde Ermenistan Rusya’yı Azerbaycan lehine siyaset seyretmek ile suçlasa da durumu yönetmek zorundadır.

Zira her ne kadar İran Ermenistan’a azca oranda gaz sağlasa da Ermenistan Rus şirketi Gazprom’a muhtaç durumdadır. Müdafa anlaşması da Rusya iledir. 

Bu tablodan hareketle Ermenistan’ın İran’a daha oldukça iyi ve dış politikalarını destekleyen bir komşu olarak gerekseme duyduğunu söylemek yanlış olmaz.

Nitekim ABD ile ilişkileri oldukça bozuk olan İran, dünya kamuoyunda politikalarını ve “davasını” anlatmakta yaşamış olduğu sorunları kuvvetli bir propaganda gücüne haiz olan Ermeni diasporası yardımıyla aşmayı düşünmektedir. 

Azerbaycan ve İran içinde pozitif şeyler 

Bu karamsar tablo karşısında İran ile Azerbaycan içinde asla mi iyi bir şey yok kabul edebilirsiniz. Normal olarak var.

Birincisi İran, İslam Devriminden itibaren Orta Doğu’ya rejim ihraç etmeyi hedeflese de Azerbaycan’a yönelik olarak bu şekilde bir hedef ardında koştuğu söylenemez.

Azerbaycan’da İran varlığı ve nüfusu oldukça sınırı olan bir düzeyde. Her iki ülkenin halkı büyük bir çoğunlukla Şia olsa da Azerbaycan devleti de halkı da laiklikten taviz vermiyor.

Bu yüzden İran’ın ufak çaplı Azerbaycan’a rejim ihraç girişimleri olmuşsa da yandaş bulamamıştır. 

Hazar’ın göl mü deniz mi olarak kabul edileceği ve kaynaklarının iyi mi paylaşacağı kıyıdaş ülkeler içinde bir ihtilaf mevzusudur.

Bu mevzuda İran’ın yapıcı politikası Azerbaycan’ı memnun etmektedir. Zira İran, bu anlaşmazlığa çözüm olarak tüm komşu ülkelerin Hazar’dan yüzde 20 oranında eşit hisse sahibi olmasını önermiştir.

Bu tavsiye ışığında -her ne kadar kati bir antak kalma sağlanamadı ise de- Hazar’da petrol aramaları yüzünden iki ülke içinde 2001 senesinde yaşanmış olan krizin bir benzerinin yaşanması uzak bir olasılıktır. 

İran ile Azerbaycan içinde ekonomik ilişkiler karşılıklı çıkarlar doğrultusunda gelişmeye devam ediyor.

2004 senesinde İran ve Azerbaycan içinde gaz değişiklik anlaşması imzalanmıştır. İran Nahcivan’a gaz verirken Azerbaycan da İran’ın kuzeyindeki bölgelere gaz vermiştir.

Son yıllarda da İran ve Azerbaycan içinde tecim hacmi yüzde 30 oranında artmıştır. 

Netice

İran, Amerikan engelleme baskısı yüzünden dünya ticaretinden yeterince hisse alamıyor. Kendisini sıkışmış durumda hissediyor ve Karadeniz’e çıkış için Ermenistan’a ihtiyacı bulunduğunu düşünüyor.

İsrail ile Azerbaycan arasındaki siyasal ve askeri ilişkileri bahane ederek Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını geri alma savaşını desteklemiyor.

İran’daki Ermeni azınlığın baskılarına karşı Azeri nüfusun ağır başlılığını göz ardı ediyor.

Sadece İran şunu unutmamalıdır; gerek Türkiye gerekse Azerbaycan Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmek için ciddi adımlar atmaktadır.

Kendince mutlu bir son; mutsuz ve yapayalnız bir İran ortaya çıkartabilir. 

İran, ne Azerbaycan ne de Türkiye’nin kendine düşman olmadığını anlamalı ve bu yönde bir dış siyaset izlemelidir.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan