• Cum. Eyl 30th, 2022

İslam adına neyi araştırır ki!

Byadmin

Eyl 21, 2022

Nice devletleri kuran ve yıkan Türk milleti, her dönemde olduğu şeklinde birçok hengâmelerle boğuşmak zorunda bırakılan devlet olmaktan kurtulamamış meydana getirilen yanlış tercihler yüzünden bitkin düşürülmüş olduğu için tazelenmek zorunda kalmıştır.

İçinden çıkan kahramanlar yardımıyla hep darboğazdan kurtularak şanlı devletler oluşturmayı bilmiştir.

Dünyaya hükmeden Osmanlı son zamanlarında ortaya koyulan yanlış yönetim ve anlayış neticesinde bitkin, bitkin bir devlet haline getirilmiş, İngiliz hayranlığı, başta İstanbul olmak suretiyle ülke yönetiminin İngilizlere teslim edilmesine vesile olmuştur.

Lakin Tanrı’ın sevilmiş olduğu Türk milleti gene içinden çıkardığı Gazi Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde hem içerideki işbirlikçilere, hem de İngiliz ve öteki işgalci devletlere topyekûn ihtiyaç duyulan dersi vermiş devletimizin bütünlüğü, milletimizin birliğini yoklukla varlık mücadelesi vererek kazanmıştır. 

Mustafa Kemal Atatürk cesareti, duruşu, dindarlığı, ulusal ve içsel değerlerden zerrece şaşmadan Alevi-Sünni, Laz-Çerkes, Türk- Kürt… Hacı Bektaş’ı Veli harcı ile kararak sağlam bir yapı oluşturup tek bilek tek yürek yaparak işgalcilere marş marş demiştir.

İşgalciler kaçarken gemilerine işbirlikçileri de binmiş ve onlarla birlikte ülkesine sırtını dönerek gitmiştir.

Atamız, ulusal ve içsel değerlerimizin üst seviyede yaşandığı, refah, refah ve mutluluğun zirve yapmış olduğu, dünya liderlerinin bile saygı duyduğu, kimsenin yan gözle bakmayacağı, sağlam temeller üstüne oturttuğu bir devleti inşa ederek Hakk’a yürümüştür.

Ülkemiz Mustafa Kemal Atatürk zihniyetinde belli bir süre yol almış peşinden devam eden süreçte 1945 senesinde oldukça partili döneme geçilmesinin peşinden İngiliz fanatikleri siyasal İslam adı altında baş göstermeye başlayınca ülkemiz dalgalı ve çamurlu sularda batmak suretiyle olan vapur misali yüzmek zorunda bırakılmıştır.

Bir ayağı ABD ve İngiltere’de, öteki ayağı ile de ülkemizin altını oymaya çalışan işbirlikçi zihniyetler her dönemde olmuştur.

Bugün cumhuriyete dil uzatanlar, şerefini ve namusunu kurtaran Mustafa Kemal Atatürk’e pervasızca söz söyleyenler dünün İngilizlerle ve İngiliz uşağı Yunan’la iş tutanların torunları bulunduğunu unutmamak ülkemizin ve milletimizin çıkarları adına kazanım olacağının altını çizerim. 

Buradan hareketle İngilizlerin meşhur Oxford Üniversitesi’nde İslami Araştırmalar Merkezi’nin mütevelli heyetinde bulunan bir kişinin ülkemizi yönettiğini sesli olarak düşünecek olursak; iyi mi bir netice çıkacağını anlatmaya gerek olmadığı kanısında olduğumu düşünüyorum.

Merak ettiğim Oxford Üniversitesi’nde İslami Araştırmalar Merkezi niçin var ve bu İngilizler, İslam adına ne tür araştırmalara imza atıyor?..

Örneğin İslamiyet’i Dünya’ya yaymak için çaba mı veriyorlar?

Ya da İngilizleri Müslüman yapmak adına çalışmalara mı imza atıyorlar?

Yada İngiliz Kralını Müslüman yapma derdine mi düştüler?!.

Ya da İslam kılıfı adı altında değişik çalışmaların temellerinin atılmış olduğu merkez olarak mı işlev görüyor?

Vatanımızda üst düzey vazife yapmış bir kişinin Oxford Üniversitesi’nde İslami Araştırmalar Merkezi’nin mütevelli heyetinde bulunma amacı Papa’yı Müslüman yapmak mıdır?

Öteki taraftan mühim bir madde de İngilizlerin en katı üniversitesi olan Oxford Üniversitesi’nde İslami Araştırmalar Merkezi’nin mütevelli heyetinde bulunan devletimizde üst seviyelerde vazife meydana getiren, dini kimliği ile ön plana çıkan bir kişinin bu görevde yer alma amacı üniversitede okuyanları ve hocaları Müslüman yapmak için savaşım vermek midir?

Yoksa Papa’yı Müslüman yapmak mıdır? 

Vatanımızda dini terimleri ağzından düşürmeden ve dini vecibeleri icra ederken poz üzerine poz vermekten çekinmeyen, lakin ulusal bayramlarda hep hastalanarak yatakta poz veren bu kişinin mütevelli heyetinde olmasının sebebi nedir?

Ülkemize ve dinimize katkısı nedir?

İnşallah İngilizleri Müslüman yapma katkısında bulunur yada bu merkezde çalışanlar gizli saklı Müslümanlardır da Dünya İnsanlığını İslamiyet’le şereflendirmek için büyük çalışmalara imza attıklarına tanık oluruz da biz  de göğsümüzü gere gere gurur duyar, yakarma ederiz.

Buradan hareketle, ülkemiz en karışık dönemlerini sağ-sol kavgalarının egemen olduğu zamanlarda geçirmiştir.

Bu olayların temeline inecek olursak; vatanını, bayrağını, milletini korumak için çaba sarfetmek adına savaşım veren Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına İngiliz adına karşı duran zihniyetler ortalığı karıştırdıktan sonrasında kenara çekilerek, Deniz Gezmiş ve dostlarını o günün deyimiyle değişik bir sağ grubu karşı karşıya getirerek kardeşi kardeşe kırdırmış, on binlerce eğitimli gencimizin şu demek oluyor ki yarınlarımızın yok olmasına vesile olmuş; ülkemizi senelerce geriye atmış fakat kendileri olayların içinde asla bulunmamış, burunları dahi kanamamıştır.

İşin özünde ülkemizi bulanık ve puslu bir havaya yerleştirip kardeş kavgasını körükleyerek ülkemizi hengâmelerle boğuşmak zorunda bırakmıştır.

O dönemde kavga eden iki grubunda söylemlerine baktığımızda, aynı şeyler bulunduğunu ve ikisinin de ülkesini sevdiğini ve bayrağı adına savaşım ettiğini gözlemleriz.

Lakin bu iki grubu birbirine düşüren zihniyetinde İngiliz adına, ABD adına bunu yaptığının altını çizemeden geçemeyeceğim.

Buradan hareketle, Peygamber Efendimizin rıhleti ile birlikte İslamiyet iyi mi bir kargaşalık dönemine girmiş ve oldukça seslilik egemen olup, İmam Ali’nin hakkı gasp edilmiş ve hak olmayan yollar türemiş İslamiyet’e zarar vermiş ise, aynı akıbeti devletimizde yaşamak zorunda kalmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Hakk’a yürümesinin peşinden ulusal ve içsel değerlerimiz ayaklar altına alınarak, çizdiği yol yok sayılmaya emek vererek İngiliz ile iş tutanlar ülkemizi hengâmelere sokma çabaları baş göstermiştir.

“Ülkemizi İngiliz yönetsin ne olacak canım” diyen İngiliz gemisi ile kaçan işbirlikçiler, kahraman, ülkemizin şerefini ve haysiyetini kurtaran Mustafa Kemal Atatürk’e her türlü hakaretin yapıldığı bir ortamda yaşamak zorunda olan toplumun her türlü hengâmelerle, her daim boğuşacağından zerrece endişeniz olmasın.

Onun için vatanımıza ve milletimize sahiplenmek adına ulusal ve içsel değerlerimizden ödün vermeden, Mustafa Kemal Atatürk’e dil uzatmaya çalışanlara dik bir duruş sergileyerek yaşam sürmek zorundayız.

Aksi halde Tanrı göstermesin bir Kurtuluş Savaşı vermek zorunda kalırız.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan