• Per. Eyl 29th, 2022

‘Kapitülasyon’a uğramış bir ülkeyle galip ülke arasındaki çatışmalar neyin nesidir acaba?

Byadmin

Eyl 19, 2022

Azerbaycan’ın kendi topraklarını Ermenistan işgalinden kurtarmak için yürüttüğü 44 günlük savaşın, 10 Kasım 2020’de Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan liderleri içinde imzalanan ‘Ateşkes Anlaşması’yla bitmesinden sonraki en büyük çatışma 13 Eylül’de iki ülkenin sınır bölgelerinde yaşandı.

Bugüne dek yer yer devam eden çatışmalarda, 44 günlük savaşın mağlubu şeklinde, galip tarafın da ciddi kayıpları söz mevzusu oldu.

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Ermenistan tarafının Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nü (KGAÖ) devreye sokma girişimi pozitif karşılandı.

Bazı Batılı ülkeler ise, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın çağrıları üstüne açık şekilde Ermenistan’dan yana taraf beyan etti.

Geçen ağustos ayı sonunda Azerbaycan’ın Rusya ‘Sulh Gücü’ hakimiyeti altındaki 4 bin kilometrekarelik bölgesini direkt Ermenistan’a birleştiren ve gene ‘Sulh Gücü’ kontrolünde bulunan ikinci sınır kapısının açılmasından iki hafta sonrasında bölgedeki gerilimin had sayfaya erişmesi neyi ifade ediyor?

Uygulamaya konulmuş olan planlar mı söz mevzusu?

“Rusya Ukrayna’da kaybederken, Gürcistan ve Ermenistan’da kazanmak istiyor”

Independent Türkçe‘nin yakından izlemeyi sürdürdüğü mevzuyla ilgili soruları Şimal Makedonya’daki Vizyon Türk Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Ankara’daki Kafkassam Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay şu şekilde yanıtladı:

Ağustos sonunda Laçın Koridoru’na paralel ikinci koridorun açılmasından derhal sonrasında Ruben Vardanyan Dağlık Karabağ’a yerleşti. Birkaç gün sonrasında ise sınırda çatışmalar başladı. Vardanyan’dan daha ilkin -2012 yılında- Moskova’nın Gürcistan’a gönderilmiş olduğu Bdzina İvansvişvili içinde bir bağ oluşturmak gerekirse, Rusya’nın, Vardanyan’ı Cenup Kafkasya’ya demokratik vali olarak gönderdiğini söylemek mümkün.

2008 krizinden sonrasında Rusya, Gürcistan’ı elinden kaçırmamak için harp dışı oyuncuları sahaya sürerek Bdzina İvananaşvili’yi Gürcistan’a göndermiş ve böylece dengeyi sağlamaya çalışmıştı. Ukrayna krizi ile bu 3 krizi değerlendirdiğimizde, Rusya Ukrayna’da kaybederken Gürcistan ve Ermenistan’da kazanmak istiyor. Onun için Paşinyan ile Putin arasındaki gerginlik Ruben Vardanyan üstünden aşılacak, Paşinyan Azerbaycan’ın saldırıları ile yıpratılmaya kalmayıp hatta devrilecek, sonrasında Gürcistan modeli ile Rusya bölgede etkinliğini genişleterek devam ettirecek.

Kolektif Güvenlik Örgütü Genel Sekreteri Stanislav Zas başkanlığındaki heyetin, yerinde incelemeler yapmak için Ermenistan’a gitmesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hasan Oktay, “Bunun esas amacı açık ve net. Ermenistan-Türkiye sınırını korumuş olan Rusya bu çatışmalar ile Ermenistan Azerbaycan sınırını da koruma altına alarak bölgedeki jeopolitik ve stratejik üstünlüğünü devam ettirecek. Ukrayna’dan sonrasında Cenup Kafkasya’da da Rusya’ya karşı bir cephe açılmasını önleme planını Ermenistan’da gerçekleştirebilirse bir darbe ve iktidar değişimi istiyor” dedi.
 

Hasan Oktay.jpg

Kafkassam Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay

 

“Rusya’nın bölgede etkinliğini daha da artırdığını gösteren emareler var”

Prof. Dr. Hasan Oktay, 10 Kasım 2020’de Azerbaycan topraklarına ‘Sulh Gücü’ adı altında giren Rusya askeri güçlerinin mümkün olan en erken zamanda orayı terk etmesi mevzusunda ise şunları söylemiş oldu:

Evet, 5 yıllığına Dağlık Karabağ’a yerleşen Rus ‘Sulh Gücü’nün vazife süresi bitmeden de bölgeden çekilmesi mümkün fakat tek koşul ile: Ermenistan ile Azerbaycan içinde ateşkes ihlalleri olmayacak ve sulh sağlanacak. Bunun için ilkin Türkiye sonrasında da AB devreye girdi fakat her ne hikmet ise karşılıklı ateş ihlalleri artarak devam ediyor.

Peki, bu iş kime yarıyor? Azerbaycan’a mı,  Ermenistan’a mı, İran’a mı, , Türkiye’ye mi AB’ye mi?

Soruları uzatabiliriz bir tek Rusya’ya ve İran’a yarıyor. İki gün önceki gerginlik sonrası Rusya’nın bölgede etkinliğini daha da artırdığını gösteren emareler var.

‘Sulh Gücü’nün artık Dağlık Karabağ’da fazlaca uzun kalacağı şeklinde, Ermenistan-Azerbaycan sınırının büyük olasılık Rusya tarafınca korunmasının gündeme geleceğini söyleyen Prof. Dr. Oktay, “Sınırda gerilimin artması üstüne bir grup gene Paşinyan’ın istifasını istedi. Mayıs 2018’de Cumhurbaşkanı Sarkisyan görevden ayrıldığında İlham Aliyev Rusya basınına ‘Sarkisyan’ın gitmesine ben niçin oldum’ demişti. Paşinyan’a karşı bu gösterilerde İlham Aliyev’in parmağı olabilir mi? Bunun üstünde düşündüğümüzde Aliyev’in bölgede denge siyaseti uygulamaya çalışırken Rusya’nın lehine daha yakın durduğunu görüyoruz. 10 Kasım anlaşmasında Türkiye’nin beklentileri karşılanamamış olmasına karşın, Ankara her hal ve şartta Azerbaycan’ın yanında duruyor” şeklinde konuştu.

“Paşinyan bölge için daha rasyonel iken, Aliyev, Paşinyan’ın devrilmesini sağlamaya çalışıyor”

“Örnekleri uzatmak mümkün fakat gelinen noktada sulh mevzusunda Paşinyan bölge için daha rasyonel iken, Aliyev, Rusya ile hareket ederek, doğrusu danışıklı dövüş gerçekleştirerek Paşinyan’ın devrilmesini sağlamaya çalışıyor” şeklinde konuşan Prof. Dr. Oktay, son olarak sözlerine şunları ekledi:

Bu hareket netice itibari ile her ne kadar sahada Azerbaycan’ın lehine şeklinde gözükse de Ermenistan’da Bdzina İvanişvili modeli, doğrusu Ruben Vardanyan’ın iktidara gelmesi sınırların Rusya tarafınca korunacak olması ihtimali Aliyev’in aleyhine sonuçlar doğurur. Türkiye gelişimleri yakından takip ederken bu operasyonun hem de Şanghay İşbirliği Örgütü ve BM 77. Toplantısına da mühim bir mesajdır. Bu ileti aslen Türkiye’ye verilmiş bir mesajdır.

“Erivan da Bakü de birbirini provokasyon yapmakla itham ediyor”

Mevcut durumun Bakü’de ve Erivan’da değişik şekilde değerlendirilmesi söz mevzusu. İki başkent de saldırganın karşı taraf olduğuna vurgu yapıyor. 

Kafkasya’daki gelişimleri yakından izleyen Bakü’deki Turan Haber Ajansı ve ASTNA Araştırmalar Merkezi ayrıcalık sahibi Mehman Aliyev, asker yitirilmesine karşın Azerbaycan’ın bir miktar toprak elde ettiğine dikkati çekti.

Independent Türkçe‘ye değerlendirmelerde bulunan Mehman Aliyev, şunları söylemiş oldu:

2020 senesinde Azerbaycan’ın Cenup-Batı bölgelerindeki 30 senelik Ermenistan işgaline 44 günlük savaşla son verildiğinde tarafların uğramış olduğu kayıplardan sonraki en büyük yitik, 13 Eylül Azerbaycan-Ermenistan sınır bölgesinde verildi. Çatışmaların yer yer sürdüğü görülürken, yitik sayısı da artıyor. Azerbaycan tarafı 100 Ermeni askerin cesedinin Kızılay vasıtasıyla karşı tarafa vermeye hazır bulunduğunu deklare etti.

Daha yeni, geçen ağustos ayında Azerbaycan güvenlik güçleri, Ermenistan’la sınır bölgesi Laçın kenti civarında teröre karşı operasyonlar gerçekleştirmiş oldu ve bir takım yükseklikleri kontrolü altına aldı.

Amaç Suriye’den bölgeye göç eden Ermeni kökenli teröristlerin oradan uzaklaştırılmasıydı. Bu senenin ilkbaharından bu yana, Azerbaycan güvenlik güçlerinin bölgede gerçekleştirdiği operasyonlarda 4 Ermeni terörist imha edildi, 15 terörist rehin alındı. Azerbaycan tarafının iki operasyonda da kaybı olmadı.”
 

Mehman Aliyev.jpg

Turan Haber Ajansı ve ASTNA Araştırmalar Merkezi ayrıcalık sahibi Mehman Aliyev

 

“Ermeni tarafı, Azerbaycan’ın Rusya’yla ilişkilerini bozmaya çalışıyor”

“Baktığımızda, gerek Erivan’ın gerekse Bakü’nün muntazam şekilde birbirlerine provokasyonlar yapmakla itham ettiklerini görüyoruz” diyen Mehman Aliyev, sözlerine şunları ekledi:

13 Eylül’de ağır silahlarla meydana gelen saldırılardan dolayı taraflar hep birbirini suçladı; ateşkesin ihlal edilmesinin sorumluluğunu da biri ötekinin üstüne attı. Bundan önceki çatışmalarda olduğu şeklinde, bu çatışmanın neticelerinden bir tanesi de gene Azerbaycan’ın belirli ölçüdeki toprak alanını kendi kontrolü altına almasıydı.

Ermenistanlı ve Azerbaycanlı yorumcular, buradaki esas niyetin ‘Ara Güvenlik Bölgesi’ oluşturmak bulunduğunu iddia ediyorlar. Bakü yönetimi bu şeklinde iddialara herhangi bir açıklık getirmezken, Ermeni terör güçlerinin Azerbaycan topraklarına mayın döşeme girişimlerini önlemenin bir yolunun da tür operasyonlar olduğu ifade ediliyor.

Her halükarda Ermenistan tekrardan ağır bir darbeye maruz kaldı. Bu durum bölgedeki jeopolitik durumu değiştirmeyeceği şeklinde, Ermeni tarafı Azerbaycan’ın Rusya’yla olan mevcut ilişkilerini bozmaya çalışıyor. 

“Paşinyan’ın KGAÖ’ye başvurması, örgütü sorunların içine çekmeyi amaçlıyor”

Bu şeklinde operasyonların Ermenistan’ı barışa zorlamaya yetip yetmeyeceğinin de konuşulduğunu ifade eden Mehman Aliyev,  “Başbakan Nikol Paşinyan’ın saldırıya maruz kalmış bir ülke olarak Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne başvurması KGAÖ’yü de sorunların içine çekmeyi amaçlıyor. Bu tür davetler 44 günlük harp esnasında da olmuştu. Sadece Ermeni Başbakanın bu isteği yerine getirilmemişti. Şu sebeple KGAÖ üyesi Rusya; Belarus, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan, Azerbaycan’la olan stratejik ilişkilere daha fazlaca ehemmiyet veriyor” diye konuştu. 

“Ermenistan, Karabağ Ermenilerine bağımsızlık verilmesi tezini öne sürüyor”

“Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmadaki sıkıntının ana sebebinin, sulh mevzusuna tarafların iki zıt yaklaşım sergilemesi bulunduğunu daha ilkin onlarca kere ifade ettik” diyen Mehman Aliyev, halihazırda Azerbaycan’ın, kendi pozisyonunu şu koşullar üstüne oturttuğunu söylemiş oldu:

  1. Temelli bir sulh anlaşması; 
  2. Ulaşım yollarının tamamının açılması; sınır çizgilerinin nihai tespiti. 

Mehman Aliyev, “Internasyonal tüm aktörlerin de desteklediği bu temel plana karşı, Ermenistan tarafı, Karabağ bölgesinde yaşayan Ermenilere en üst düzeyde statü verilmesi yada daha açık ifade edersek Karabağ Ermenilerine bağımsızlık verilmesi tezini öne sürüyor. Brüksel ve Moskova’da meydana gelen en üst düzeydeki buluşmalarda probleminin aşamalı diyaloglar yöntemiyle çözümünün benimsenmesine karşın, bunun sürdürülmemesi yeni gerilimlerin ortaya çıkmasına niçin olacaktır” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Türkiye ve İran’ın Cenup Kafkasya’daki etken görevi

Bölgedeki gelişmelerin değerlendirilmesinde tabiatıyla ‘Cenup Kafkasya’da güvenlik, istikrar ve işbirlikleri’ mevzusu ön plana çıkıyor. 

İşin garip yanı, 44 günlük muharebeye kadar Türkiye ve İran’ın bölgedeki etken görevi söz mevzusu değilken, şimdiki değerlendirmelerde iki ülkenin de Cenup Kafkasya bölgesinde nüfuz alanı oluşturma ardında olduklarına dikkat çekiliyor. 

Merkezi Tiflis’te bulunan Internasyonal Kafkasya Jeotarih ve Jeopolitik Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Guram Markhulia da gerilimi çözümleme ederken bu şeklinde hususların yabana atılmamasını gerektiğine işaret etti.

Independent Türkçe‘nin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Markhulia, şu değerlendirmelerde bulunmuş oldu:

2020 yılı sonbaharında Dağlık Karabağ’da patlak veren savaşın 1990’ların başlangıcında yaşanmış olan ilk Karabağ savaşından mühim değişik özellikleri var: Ilk olarak bu kez harp Ermeni tarafının yenilgisi ve haliyle Azerbaycan tarafının zaferiyle sonuçlandı. Askeri güçlerinin ilerlemesi durdurulan Azerbaycan’a daha çok ilerleme fırsatı tanınmadı.

Probleminin sulh yöntemiyle çözüme kavuşturulacağı sözü verilmesine, doğrusu belirli süre içinde Ermenistan’ın kendi silahlı güçlerini Azerbaycan’ın internasyonal kamuoyu tarafınca tanınan topraklarından çıkarmayı taahhüt etmesine karşın, Azerbaycan’a savaşı sonlandırma imkanı verilmedi. Bu noktadan baktığımızda oluşturulan sulh ortamının uzun sürmeyeceğini idrak etmek mümkündü. 

Sadece barışın sonuçlarının, Ermeni tarafını doygunluk etmediğini vurgulayan Prof. Dr. Markhulia, Ermeni toplumunun iki kutba ayrılmış durumda bulunduğunu söylemiş oldu:

Birinci kısım Nikol Paşinyan’ın kararını destekliyor ve Ermenistan için intihar niteliğindeki bu savaşın bitmesini istiyor. 

Kendini hakarete maruz kalmış sayan ikinci kısım ise, Azerbaycan topraklarının denetim altında tutulamamasını affedemiyor. Muhtemelen hepimiz Karabağ problemininin nihai çözümünün ve ne Ermeni toplumundan ne de hükümetten kaynaklanmadığını biliyor ve maalesef, bu mesele artık çoktan beri Cenup Kafkasya’da kendi tesir alanını meydana getirmeye çalışan devletlerin jeopolitik ticareti durumuna geldi.
 

Prof. Dr. Guram Markhulia.jpg

Kafkasya Jeotarih ve Jeopolitik Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Guram Markhulia

 

Bu süreç içinde Ermeni tarafının aralıksız şekilde anlaşmanın koşullarını ihlal etmenin yanı sıra, anlaşmayı uygulama ortamının yok edilmesi için son zamanlarda ateşkes ihlalleri yapıldığını hatırlatan Prof. Dr. Guram Markhulia, şunları söylemiş oldu:

12 Eylül’de iki ülke sınırında ağır silahlarla meydana getirilen provokasyonlar ilk olarak Ermenistan’ın kendisi için ağır sonuçlar doğurdu. Sadece biz asla ortamın gerilmesi fikrinin Ermenistan’dan çıktığını iddia etmiyoruz.

Dağlık Karabağ problemi çerçevesinde Rusya ve Türkiye’nin Cenup Kafkasya’da kendi konumlarını güçlendirme niyetinde olduğu malum bir gerçek olmanın yanı sıra, 2020 senesinde savaşın sürdüğü sıralarda bölgeye ilişkin amaçlarının bulunduğunu göstermek İran askeri güçlerini Azerbaycan sınırına sevk etmişti.

Bölgedeki tesir enerjisini kaybetmemek için kuşkusuz Türkiye, Azerbaycan’ı desteklemeyi sürdürecek. Gerek Azerbaycan’a gerekse Ermenistan’a zeytin dalı uzatan Rusya ise hususi durumlar ortaya çıktığında gerilimi yükseltme politikasıyla arabuluculuk rolüne soyunacak ve ‘Sulh Gücü’ düzmece ismiyle bölgedeki askeri güçlerini takviye edecek. 

“Rusya’yla çıkarları örtüşen İran’dan tehlikeli adımlar beklenebilir”

“Halihazırdaki durumda ne Türkiye ne de İran harp istiyor” diyen hatırlatan Prof. Dr. Guram Markhulia, “Sadece Rusya’yla çıkarları örtüşen İran’dan tehlikeli adımlar beklenebilir. Rusya bir taraftan Azerbaycan’ın Karabağ’daki haklarını teslim ederek onu destekliyor şeklinde gözükürken kendisi için lüzumlu utanmadan ve vicdansızca her şeyi değiştirebilir. Hele ki İran’la ittifak Rusya’nın kafasının arkasında ciddi fikirlerin bulunduğunu ifade etme fırsatını ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

“Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki bu provokasyonlar Rusya’nın neyine gerekliydi?”

Şimdilik yalnız Ermenistan’a karşı uygulanan küçük entrikaların söz mevzusu bulunduğunu söyleyen hatırlatan Prof. Dr. Guram Markhulia, “Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki bu provokasyonlar Rusya’nın neyine gerekliydi?” diye sordu ve şu şekilde devam etti:

Moskova’nın ‘yaratıcılık’ kabiliyetinin öteki ana yönlerinin yanı sıra, burada Bakü’nün bağımsız enerji politikasının da görevi bulunuyor. Kısa süre ilkin (18 Temmuz) AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in enerji alanında işbirliğine ilişkin Bakü’de memorandum imzaladıklarını hatırlıyoruz.

Orada öteki hususların yanı sıra, Azerbaycan doğalgazının AB’ye ihracatının iki misli artırılması mevzusu da vardı. Bu, AB için fazlaca mühim bir durumu ortaya çıkarmanın yanı sıra, Rusya’nın bölgedeki etkisine mühim bir darbe indirebilecek bir belge; bölgeyi denetim edemeyen Rusya oradaki her şeyini kaybedebilir. Böylece askeri provokasyonlar ve bölgedeki uyduları vasıtasıyla Cenup Kafkasya halklarına sulh ortamında insanca yaşama fırsatı tanımıyor.

15-16 Eylül’de Özbekistan’ın Semerkant kentinde meydana gelen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirve (ŞİÖ) toplantısı adım atar başlamaz örgüte üye iki ülke olan Tacikistan ve Kırgızistan içinde geçen yıl mayıs ayında baş gösteren mesele tekrardan patlak verdi.

Doğrusu Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki gerilim daha yatışmazken, bu kez değişik noktadaki eski bir husumet tekrardan su yüzüne çıktı.

(Rusya’nın ‘Kommersant’ gazetesinin ŞİÖ Semerkant Zirve toplantısını izleyen muhabiri Pavel Tarasenko, 17 Eylül’deki yazısına “Şanghay İşbirliği Örgütü müttefikleri birbirlerine toplarla ateş etti” başlığını attı.)  

ŞİÖ Zirve toplantısında Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerilime değinildiğine ilişkin bilgilere rastlanmadı. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki durumun ağırlaşmasından dolayı kaygı duyduklarını” ifade ederken, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev Rusya ile Azerbaycan içinde geçen şubat ayında imzalanan Bağlaşık İşbirliği Bildirgesi’nin neticelerini görmeye başladıklarına dikkati çekerek “bu yılı en iyi sonuçla bitireceklerinden güvenilir bulunduğunu” altını çizdi.

Soğuk Cenk zamanında ve Soğuk Cenk’tan sonrasında kurulan ve Türkiye’nin, Rusya’nın ve Asya ülkelerinin de üye olduğu internasyonal teşkilat üyelerinin asla küçümsenemeyecek kısmı birbiriyle çatışma halinde olmakla kalmayıp, biri ötekinin toprağını işgal etmiş durumda.

Azerbaycan ve Ermenistan günün birinde ŞİÖ’ye üye olur mu, kim bilir; sadece mesela Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü üyelerinden Rusya, örgütün öteki üyeleri Gürcistan ve Ukrayna’nın topraklarını işgal etmekle kalmayıp ‘Sulh Gücü’ kisvesi altında Azerbaycan topraklarının 4 bin kilometrekaresini kendi kontrolü altına aldı.

Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki gerilim sürerken ŞİÖ üyeleri Kırgızistan ve Tacikistan’ın yeni bir çatışmaya kalkışması, ilk olarak örgütlerin durum ve fonksiyonlarının sorgulanmasını gündeme getirmeli.

Sadece şimdilik teşkilat konusunu bir yana bırakıp, şu suali sormak daha doğru olacaktır: 

‘Kapitülasyon’a maruz kalmış bir ülke, iyi mi olur da savaştan galip çıkmış bir ülkeyle bu çaptaki bir çatışmaya girebiliyor?

Sizin aklınız havsalanız alıyor mu?

Duymuyorum, bağırın mirfış-fışlar….

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan