• Per. Ara 1st, 2022

Maden faciası: Alınyazısı mi, katliam mi?

Byadmin

Eki 21, 2022

Madenlerde hayatlarını kaybeden tüm insanlarımızın anısına saygıyla

Güneşli bir günde masmavi göreceğiz Karadeniz’i
Balkaya’dan Kapuz’a kadar, karış karış biliriz bu şehri
Eki’nin çiçekli bahçeleri, rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla
Paydos saatlerinde yollara dökülen, nefes benizli insanlarıyla
Siyah akar Zonguldağın deresi
Yüz karası değil, kömür karası
Bu şekilde kazanılır ekmek parası

Orhan Veli

Amasra’da yaşanmış olan maden felaketi ve faciası yüzünden 41 insan yaşamını yitirdi.

Alınterleriyle hayatlarını kazanmak için maden ocağının altına inen insanoğlu, grizu patlaması sonucu oradan çıkamadılar.

Grizu patlamaları sonucu oluşan felaketleri ve faciaları, mutlak kaderimizmiş benzer biçimde senelerdir yaşıyoruz.

Her grizu patlaması sonucu yaşanmış olan kaybettiğimiz insanların acısını, “kaderimiz” deyip bastırmaya, normalleştirmeye ve avunmaya çalışıyoruz.

Maden faciası benzer biçimde yaşadığımız her yıkım sonrası kadere sığınıp sorumluluğu kadere yükleyip insani sorumluluğu ortadan kaldırıyoruz. 

1941 yılından beri ülke olarak grizu patlamalarına insanlarımızı kurban vermeyen devam ediyoruz.

Grizu patlması sonucu yaşadığımız büyük facialardan bazıları şunlardır:

  • 7 Mart 1983 tarihinde Zonguldak Armutcuk’ta 103 şahıs,
  • 7 Mart 1990 tarihinde Amasya’daki patlamada 68 şahıs,
  • 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Kozlu’da 263 şahıs,
  • 26 Mart 1995 tarihinde Yozgat Sorgun’daki patlamada 37 şahıs,
  • 8 Eylül 2004 Tarihinde Kastamonu Küre’de 19 şahıs,
  • 2 Haziran Tarihinde Balıkesir Dursunbey’de 17 şahıs,
  • 10 Aralık 2009 Tarihinde Bursa Mustafa Kemal Paşa’daki patlamada 19 şahıs,
  • 17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak Kozlu’da 30 şahıs,
  • 8 Ocak 2013 tarihinde Zonguldak Kozlu’da 8 şahıs,
  • 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa Soma’da 301 şahıs,
  • 28 Ekim 2014 tarihinde Karaman Ermenek’te 18 şahıs,
  • 17 Kasım 2016 tarihinde Siirt Şirvan’da 16 şahıs,
  • 17 Ekim 2022 tarihinde Bartın Amasra’da meydana gelen patlamada 41 şahıs yaşamını yitirdi.

Şimdiye kadar binlerce insanoğlunun yaşamını kaybetmiş olduğu grizu patlaması faciaları karşısında ülkemizin aciz, çaresiz ve ölüme teslim olmuş bir görüntüsünün ortaya çıkmış olması, hepimizi derinden yaralıyor ve içimizi yakıyor.

Maden faciasi ve felaketi, organik bir afet değil. Grizu patlamaları, ilerleyen teknolojik imkanlar yardımıyla artık önlenebilir. Grizu, önlenebilir risk ve tehdit olarak anlaşılıyor.

Türkiye, grizu patlamalarının niçin olduğu felaketleri önlemekte şimdiye kadar başarısız oldu.

Madenlerde yaşanmış olan faciaları niçin önlemediğimiz konusunu, ciddi olarak düşünmeye ve münakaşaya gereksinim var.

Madenlerde yaşanmış olan faciaları önlemek için bilimsel ve teknolojik imkanlardan niçin yararlanmadığımızı konuşmak yerine, her facia sonrası kadercilik ve duygusallık söylemleriyle kolektif acıyı yönetme yoluna gitmek, sıhhatli, makul ve verimli bir yol değil.

Amasra maden faciası, insan yaşamını koruma, maden benzer biçimde yerlerde işçilerin güvenliğini sağlayacak lüzumlu ortamı bilimsel ve teknolojik olarak gerçekleştirme mevzusunda korkulu bir zaaf ve duyarsızlık içinde olduğumuzu ortaya koydu.

İnsan yaşamını koruma ve insanların güvenliğini sağlama mevzusunda zaaflarımızı sahici bir duyarlılıkla konuşmalı, kendimizi eleştirmeli ve yaralarımıza merhem olacak akla, bilime ve teknolojiye dayanan politikalar gerçekleştirmeliyiz.

Maden, çığ ve orman yangınları sonrası topluma hesap verecek ve özeleştiride bulunan hiçkimseye rastlamıyoruz.

Etkili ve yetkili kişiler ve kurumlar, topluma hesap vermenin ve özeleştiride bulunmanın işgal ettikleri görevin organik bir parçası olduğu gerçeği ve olgunluğuyla hareket etme şeklinde bir tutum ve davranış ortaya koymalılar.

Devletimizde yaşadığımız büyük insani faciaları anlamaya çalışırken yeni bir terminolojiyle hareket etme zorunluluğu var.

Bir emek harcama ortamında teknolojik, hukuksal,  toplumsal ve fiziki olarak alınan tüm tedbirlere karşın, istisnai olarak bazı negatif kazalar oluyorsa, bu durum iş kazası olarak nitelenebilir.

İş kazası durumunda bile sorgulanması ihtiyaç duyulan şey, her insanın “nerede hata yaptık”, “nerede tamamlanmamış kaldı” sorusunun ciddi olarak konuşulması ve tartışılması gerekir.

Bir emek harcama ortamında lüzumlu güvenlik tedbirlerini almadan, ortamdaki riskli unsurları insan hayatına tehdit olmaktan çıkarmadan meydana gelen felaketler, iş faciası olarak bile değil, iş cinayeti olarak nitelenir. 

Hiçbir şekilde ölüm yüceltilecek ve normalleştirilecek bir durum değil. Grizu patlaması sonucu yaşamını kaybeden insanların yaşadıkları korkulu sonu meşrulaştırmak için maden şehidi benzer biçimde bir kavram kullanılmamalı.

Maden ocağının güvenli hale getirilmemesinden meydana gelen fena bir yönetim zaafiyeti, politikasızlık, dikkatsizlik ve duyarsızlık şeklinde bir problem var.

Duygusal ve teolojik kavramlar olarak kullanmak,  yaşadığımız faciayı sıhhatli bir halde konuşmamızı ve münakaşamızı engelliyor; mevzunun verimsiz ve yıkıcı polemiklere araç-gereç olmasından başka bir netice doğurmuyor.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan