• Pts. Eyl 26th, 2022

Mezopotamya’nın Batı Kapısı: Birecik | Independent Türkçe

Byadmin

Eyl 22, 2022

Fırat’ın incisi olarak malum Birecik bir kıyı kentidir. Halk içinde adı Bîraçuk‘tur.

Bir kumsalı olmasa da geçmişte tekne ve sal meydana getirilen tersaneleri ile Ortadoğu’da taşımacılığın mühim bir limanı olduğu da biliniyor.

Bugün eski yerleşim alanı, dar sokakları ve zamanı dokusu bir masal dünyasını çağrıştırıyor.

Tek problem günümüz teknolojisi ve insan eliyle yok edilen zamanı yapıları.
 

IMG_6119.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Birecik hem de, Mezopotamya’nın dünyaya oluşturulan kapısı olarak da bilinir.

Birçok seyyah, Birecik’i “Doğu ile Batı’nın birleştiği nokta” diye tanımlar.

Hakkaten de öyleki. Fırat bir tek akıntısıyla değil, Birecik coğrafyasını ikiye bölmesiyle de dikkatleri üstüne çeker.
 

IMG_6142.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Doğu’da kireç taşından oluşan tepeler göze çarparken, kentin batısında kısaca Fırat’ın öte yakasında daha düz bir coğrafik alan olduğu görülür.

1956 yılına kadar Fırat üstünde ulaşım kelek, kayık ve sallarla yapılıyordu.

O dönem Menderes Hükümeti, Fırat üstünde köprü yapma sonucu alarak Birecik’in büyülü yaşamına dokunur ve iki yakayı beton bir köprü ile birleştirdi.

Ne oluyorsa ondan sonrasında oldu esasen.

Ilkin sal, kayık ve minik tekne sahipleri tek tek ortalıktan çekildi sonrasında kentleşme diye beton yapılar belirdi ve Birecik masalımsı dünyasını köprü ile beraber büyük oranda yitirdi.
 

IMG_6161.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Beyaz lahit evler yıkılıyor, yerine güya daha çağıl betondan, briketten evler inşa edildi. 

Fakat buna karşın Birecik, eski ruhunu korumak için büyük bir direnç sağlıyor.

Engebeli arazisi daha çok betonlaşmaya ciddi bir engel olunca, yeni ve birazcık düz alanlarda beton bloklar yükseliyor.

Böylelikle dar sokaklar, lahit yapılı evler ve kentin surları kısmen de olsa kurtuluyor.
 

IMG_6230.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Kurtuluyor fakat bu kez bir koruma planı olmadığı için kentin eski yapıları kaderiyle baş başa kalıyor ve bazıları bakımsızlıktan yıkılıyor.

Bu yıkımda, asırlara meydan okuyan ve Alamut Kalesi’ni çağrıştıran Kalesi de nasibini alıyor ve süre içinde birçok bölümleri yok ediliyor.

Bugün kısmen olsa da ayakta ve hala görkemli duruyor.
 

IMG_6158.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Birecik’te dar sokaklarda dolaşıp, geçmişin peşine düştüğümde,   aslen şimdiki fotoğraflarda bile “eski zamanların” hala Birecik sokaklarında yaşadığına şahit oluyorum.

Ben tarihçi değilim. Kentlerin ruhunu ışıkta ve ışığın sokaklardaki yansımasında arayan birisiyim.

Bu yüzden sokaktaki ışığın taşlara, mekan ve zamana düşmesi, insanların bu taşlarla ilişkisi benim ilgimi daha fazlaca çekiyor.

Evet, kentlerin, yapıların, zamanı dokuların kaç yüzyıl ilkin bayındır edilmiş olduğu normal olarak mühim. Hem de fazlaca mühim.

Fakat günümüzde eski yıkık dökük taş evlerin avlusunda bir nalbantın ya da koşkarların bulunması da mühim. 
 

IMG_6157.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Eskiden Birecik’in dar sokaklarını eşekle temizleyen çöpçüler varmış. Tıpkı Mardin şeklinde.  

Şimdi var mı bilmiyorum. Ben son birkaç senedir şahit olmadım. Sanki artık daha minik motorize araçlarla çöp toplama işi yapılıyor.  

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Birecik, dünya genelinde Keçelxenok (Kelaynak) kuşlarıyla ile tanınır, haşhaş kebabı ve patlıcanlısıyla bilinir.

Bence bunlar haricinde sokakları da minimum Kelaynak Kuşları kadar dikkat çekicidir.

Bir koruma planı olmuş olsa kentin genelinin ciddi bir seyyah rotası olacağından asla şüphem yok.

Ben Birecik sokaklarında son nalbantları, son koşkar ve keçecileri gördüm.
 

IMG_6192.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Ya da kuyularından su çekmek için zembil meydana getiren ustaların sebatla çalışmalarına şahit oldum…

Sanırım çoğunun artık bir çırağı yok. Hayata veda ettiklerinde dükkanları da kapanacak ve zanaatları da yok oluşu yaşayacak.
 

 

Acıklı bir öykü fakat gerçek dünya kültürden daha sarsıcı ve dayatıcı. Çağdaş dünya tüm her şeyi yıkıp geçmiş olduğu şeklinde, eski dünyayı da yerle bir ediyor. 

Hemen hemen yerle bir olmayan Birecik’in yoksulluk kokan eski sokaklarını, yapılarını, kale çevresini gezerken insan aniden kendini süre tünelinde hissediyor.

Her şey taş ve üst üste bindirilen evlerin içinde sıkışan bir dünyanın varlığı çıkıyor ortaya.
 

IMG_6278.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

O denli sıkışmışlığa karşın, her ev güneş görüyor, güneşi görmese ışığa oluşturulan bir penceresi göze çarpıyor.

Fakat acı olan bu evler son yüzyıldır sakinlerini kaybediyor. Kimisi Tehcir yasalarının diretmesiyle evini terk ederken, kimisi yoksulluk sebebiyle evini barkını bırakıp batıya göç etmek zorunda kalıyor.

Eski lahit evler zaman içinde daha çirkin briket evlere dönüşürken ve şehir büyülü dünyasını yavaş yavaş kaybediyor.
 

IMG_6265.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Bu yazıyı yazdığımda bile çektiğim fotoğraflardaki bazı evlerin yıkıldığını, bazılarının yıkılmak suretiyle bulunduğunu biliyorum.

Bir ihtimal betimlemesini hayata geçirmeye çalıştığım sokaklar, evler ve zamanı dokular bir kısmı yok. Tıpkı kendi kaderine terk edilen antik şehirler şeklinde.

Oysa Birecik’te kireçtaşından meydana getirilen konaklarda her kesimden insanoğlu otururdu ve evlerinde taka dedikleri kuş yuvalarında Kelaynaklar yaşardı.

Şimdi o günlerden kalan bazı konaklar ayakta olsa da, artık eski ruhunu, çeşitliğini ve görkemini yitirmiş.
 

IMG_6163.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Kelaynakların da insanlara küserek doğasını terk etmiş olduğu, var olanların ise üretim istasyonlarında korunma projeleriyle soyları güç bela sürdürülmeye çalışılıyor. 

Üzücü fakat gerçek olan bu. Zararın neresinden dönülürse dönülsün kârdır. Birecik geneli için bir koruma planı ve restorasyon projeleri koşul bence.

Aman diyelim Birecik’te patlıcanlı ya da haşhaş kebabı yerken bir de sokaklarını dolaşın. Değişik bir dünya göreceğinize kesinlikle inanıyorum.

Hele de fotoğrafçılar için. Işık ve mekan ilişkisi müthiş. Birazcık yıkık dökük, birazcık yoksulluk fakat bir mistik Ortadoğu kenti. 
 

IMG_6227.JPG

Fotoğraf: Şeyhmus Çakırtaş

 

Fırat’a paralel yükselen kalker tepelerinde Mezopotamya’nın asi nehrinin müthiş maviliğini ve batan güneşin kızıllığını izleyecek, tek tük de olsa Kelaynak kuşlarının kanat çırpmasına tanıklık edeceksiniz.

Ve artık miadını doldurmuş beton köprünün üstünde karınca misali gidip gelen vasıta trafiği sizi eski ile yeni çağların içinde iyi mi bir rekabetin bulunduğunu göstererek, günü sonlandıracak…

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan