• Per. Ara 1st, 2022

'Molla Rejimi', 'Saray Rejimi' ve biz faniler…

Byadmin

Eki 5, 2022

<p>Fotoğraf: AA</p>

Type: 
news
TÜRKİYE'DEN SESLER
Tags: 
İRAN
dış güçler

İran’daki protestolar hâlâ sürüyor ve ulaşabildiğimiz haberlere bakılırsa yaygınlaşmış görünüyor.

Öyleki kolay bir vakadan söz etmiyoruz; minimum 200 kişinin yaşamını yitirdiği, binlercesinin işkence görüp tutuklandığı fazlaca ağır bir süreç yaşanıyor.

Toplumsal medya üstünden yayılan görüntülere bakıyoruz, bilhassa bayanların ve gençlerin insanüstü direngenliğine şahit oluyoruz.

İran’daki ‘Molla Rejimi’ ya da Türkiye’deki ‘Saray Rejimi’ benzer biçimde baskıcı iktidarlar kendilerine yönelen her halk tepkisini normal olarak “dış güçlerin oyunu” olarak tanım edecektir.

Örnek, AKP… ‘Dış güçler’le münasebetini şu şekilde bir hatırlayalım:

ABD’ye ‘takdim edildi’, kabul görmüş oldu, o rüzgarla ve çarpık seçim sistemiyle parlamentoda çoğunluk oldu, iktidara terfi etti…

Arkasından tarihte görülmüş en fütursuz -şuursuz da denebilir- özelleştirmeleri gerçekleştirerek tüm kilit sektörlerin dev emperyalist şirketlerin eline geçmesini sağlamış oldu…

Tarımı gene emperyalist tekellerin insafına terk etti, ülkede tarımsal üretim ve hayvancılık çöktü…

Ulusal gelire yaklaşan devasa dış borca yol açarak ülkeyi internasyonal tefecilerin eline düşürdü…

Yetmedi, bir dönemki ortağıyla birlikte orduda mutlak bir tasfiye harekatına girişti ve tüm askeri sırların açığa çıkmasına niçin olacak ‘kozmik oda’ operasyonunu gerçekleştirmiş oldu…

Sonrasında en küçük karşıcılık, “dış güçlerin oyunu”, öyleki mi?!.

Vallahi ‘dış güçler’ 1950’lerden beri bu memleketin kaderiyle oynayageldi fakat aynı ‘dış güçler’ mevcut ‘Saray Rejimi’ yardımıyla son 20 senedir tepemizde horon tepiyor!

İktidar ülke içinde kolluk gücüne yaslanıp her türlü muhalefeti tehdit ediyor ve ‘dış güçler’ edebiyatına yaslanıyor fakat çöken ekonomiye ve siyasal krizlerine kısa vadeli çözümler bulabilmek adına emperyalist ‘Batı’ ile Ruya-Çin hattında salınıp duruyor.

Öyleki ki, Rusya’yla arayı düzeltebilmek için asla kullanılmayacak ve artık gündem bile olmayan S-400 füzelerine bu milletin milyarları akıtıldı.

ABD’nin yeniden gözüne girmek için kapılarda bekleşildi.

Öte taraftan, burada başka bir olguyu vurgulamak lazım: Her ‘dış güçler’ tespiti iktidar kaynaklı değil.

Kendisini ‘solcu’ diye tanım eden bir kesimde de daima aynı paranoya pirim yapıyor.

Örnek, zamanında Seyahat Parkı’nda başlamış olan ve tüm ülkeye yayılan protestolara açıktan ya da örtülü şekilde aynı paranoyayla bakıyorlar.

fazla oku

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Aynı paranoya İran’daki yeni isyan dalgasında fazlaca kolay açığa çıkıyor.

Onlara bakılırsa İran, emperyalist ‘Batı’ya karşı şekillenen ‘Avrasya’ bloğunun bir parçası ve orada yaşanacak bir rejim değişikliği Batı’nın elini güçlendirecektir.

Avrasya bloğu zayıflarsa elkoyuculuk dizginsiz duracak, dünyada istediği benzer biçimde at koşturacaktır…

O halde ne yapılmalıdır?

Bahis mevzusu ülkelerde, mevcut durumda İran’da ayaklanan kitleler ‘dış güçler’in oyununa gelmemeli, ‘garantili’ bir sol iktidar alternatifinin bulunmadığı koşullarda, “Kaderimse çekerim” demeli, evlerine dönmelidir.

Bu anlayış, mermilerin üstüne yürüyen İranlı hanımefendileri, tahtalarla dövülerek sakat bırakılan gençleri, özgürlük bestesi yapmış olduğu için zindana atılan şarkıcıyı ahmak yerine koymaktan öte bir şey demiyor.

Bir an Türkiye’ye dönelim ve ‘Yasama’nın, ‘Yürütme’nin, ‘Yargı’nın, hatta tüm medyanın bir tek ‘Saray’da toplandığı mevcut koşullarda, son birkaç günde yaşadıklarımıza bir bakalım:

Saray marifetiyle Hakkaniyet Bakanlığı’na ‘daire başkanı’ meydana getirilen eski Nizamı Evren Ocakları Başkanı eşini öldürüp intihar etti; gene aynı Saray’dan Emek verme Bakanlığı’na siyasetçi olarak atanan sabıkalı şahıslar bir müzisyenin boğazını kesti!..

Aynı Saray iradesi düzmece diplomalı bir güreşçiyi bir kamu bankasına yönetim kurulu üyesi olarak atamış, ‘Yeliz’ namıyla malum şahıstan milletvekili yaratmış, ‘Bakara-Makara’ marka bir ayakkabı kutusundan ‘dış ilişkiler’ çıkarmıştır…

Millet ekseriyetinin yaşam standartları dibe vuruyor da, bundan daha vahimi yaşamımız tımarhaneye dönüyor…

Şimdi bir an kendinize dönerek bir mesele: İran’da terbiye polisinin elindeki tahta sopaları her an ensesinde hisseden, meydanlarda kırbaçlanan, zindanlara atılan, vinçlerde idam edilen gencecik insanoğlu ne yapsın?!.

40 yılı aşkın süredir şu an Türkiye’yi tutsak almış akıldışı halden bin beterini yaşamış İran halkı ne yapsın?!.

O yüzden mermilerin üstüne yürüyorlar. Mollaların yolsuz, adaletsiz, insafsız cehenneminden kurtulmak istiyorlar.

Ve güvenli olun, özgürlüğü için ölümü göze alan kitleler ‘dış güçler’in oyuncağı olmaz.

Tersine, zorbalardan kurtulduklarında daha güzel bir geleceği kurabilecek yolu bulmaya fazlaca daha yakın hale gelirler…

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

subtitle: 
Hakan Gülseven Independent Türkçe için yazdı
Hakan Gülseven
publication date: 
Çarşamba, Ekim 5, 2022 – 08:00

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan