• Per. Ara 1st, 2022

Sayın Tayyip Erdoğan’a kamuoyu önünde açık mektup

Byadmin

Eki 18, 2022

Sayın Cumhurbaşkanı,

9 Temmuz 2021’de ve son olarak gelmek isteyip de herhalde Bartın-Amasra ilçesinde Kömür Madeni faciası sebebiyle gelemediğiniz, Diyarbakır ziyareti öncesinde yaptığınız açıklamada özetle ‘Diyarbakır Cezaevi’ni boşaltıyor, Kültür Merkezi yapıyoruz. Böylece fena bir anıyı ortadan kaldırmış oluyoruz’ dediniz.

Güvenli olunuz ki doğru yapmıyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanı, doğru yapmıyorsunuz.

Türkiye, cumhuriyet tarihinin kim bilir en eleştiri bir seçimine gidiyor.

Seçimler üstünden demokrasi yolculuğuna çıkarken, toplumun tüm kesimlerine saçılmış camdan kırıklar, sizin bu kararınızla maalesef Kürtlerin kapanmayan yaralarını deşiyor ve kanatıyor.
 

 

Bildiğiniz gibi ki Diyarbakır Cezaevi, Kürtlerin toplumsal hafızasında yoğun acı yüklü simgesel bir yere haizdir.

Kürtlerin uğramış olduğu katmerli haksızlığın, adaletsizliğin fakat her şeye karşın bir halkı halk meydana getiren direniş ruhunun da cisimleşmiş ifadesidir Diyarbakır Cezaevi.

Türkiye’nin batısında yaşayan halk için ise Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlar ve bunların neticeleri, gözden ırak olduğu içindir ki, yeterince kim bilir.

Böylesine halkın içini acıtan bir görüş ortaya attığınıza bakılırsa Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi sizden de ırak olmalı…

“Olmalı” şu sebeple çözüm sürecinde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlara ilişkin görüşlerinizi ifade ederken,

– Uygulanan vahşetin sorumluları hakkında Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Hakkaniyet Komisyonu’nun emek vermesi ile ilgili informasyon sahibi olduğunuz halde,  

– Bu Cezaevi çıkışlı 1500 eski siyasal tutsağın kabahat duyurularını alışılmışın ötesinde ciddi bularak soruşturma başlatan Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı’nın bitmek suretiyle olan çalışmasının durdurularak başka bir şehre atama edilişi,

– Prof. Turgut Tarhanlı, İstanbul Barosu’ndan Av. Fikret İlkiz, Diyarbakır Barosu avukatlarından Tahir Elçi ve Ahmet Özmen, İnsan Hakları Aktivisti Nimet Tanrıkulu ve ben Celalettin Can yeni Cumhuriyet Savcısı’nı tanımak ve dosyanın geldiği aşamayı izlemek için kendisini ziyaret ettiğimizde soruşturma dosyasının ilkin adeta yok sayılması, belgelerle ve yeni kayıtlarla ısrarımız karşısında, ‘bakacağız, kaygınız olmasın…’ türünden bir tutumla ‘dosyayı toparlamak için süre istenmesi’…

Sadece… TCK’nin ‘İnsanlık suçunda süre aşımı olmaz’ diyen 77’nci maddesine karşın, tarihe havale edilmesi düşündürücü değil mi? 

Hatırlayacağınız kanaatindeyim. Akil İnsanlar Heyeti toplantısı bitiminde katılımcıları uğurlarken, ‘Diyarbakır Cezaevi ile ilgili, Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve hakkaniyet Komisyonu Heyetinin size brifing vermesi’ üst üste ‘talep edildiğinde’ rahatlatıcı ve haiz çıkıcı bir üslupla aynı şekilde üst üste ‘bilgim var, mevzuya hakimim’ biçimindeki yapıcı tutumunuz, Diyarbakır Cezaevi çıkışlı eski siyasal tutsaklara anlatıldığında, bu onlara ne kadar da iyi gelmişti.
 

 

Şimdi açıkladığınız ‘Fena bir anıyı ortadan kaldırmış oluyoruz’ tutumunuz olsun,

Belediye başkanının partinizden olduğu bir İstanbul semtine dikilen devlet kahramanları anıtının başına, bahsettiğiniz ‘fena anının’ uygulayıcısı Oktay Esat Yıldıran adının yazılmasının olsun, hakka ve adalete uygun bir izahının yapılması gerekmez mi?   

Sayın Cumhurbaşkanı,

Diyarbakır Cezaevi’ni ‘Kültür Merkezi’ne dönüştürmek, oldu bitti, ‘unutalım’ demek mümkün değildir.

Yaşanmış, hakkında yüzlerce kitap, binlerce yazı yazılmış, mahkeme kayıtlarına geçmiş, yaşananlar nesilden nesile anlatılarak bugünlere kadar gelmiş, somut işlenmiş insanlık suçları yok sayılamaz, önemsizleştirilemez.

Yaşanmış hakikatlerle yüzleşme ihtiyacı orta yerde dururken, içi boş Kültür Merkezi ve benzeri cilalı imajlarla toplumun ilerici güçleri tarafınca aydınlatılmaya çalışılan toplumsal hafızanın karanlıkta kalması dayatılamaz.

Hakikatlerimizle yüzleşme mevzusunda Diyarbakır Cezaevi’nin hususi ve eleştiri bir önemi vardır.

Türkiye’de toplumsal sulh ve hakkaniyet isteniyorsa,  yakın tarihin böylesi karanlık sayfalarının tüm ayrıntıları resmi Gerçek Komisyonları ile ortaya serilmeli, sorumluları tespit edilmeli, bu informasyon toplumsallaştırmalı, mağdurlardan resmen özür dilenmeli ve ‘tekrar asla’ diyebilmek için kötülüğün sembolü haline gelmiş olan bu tip bölgeler “İnsan Hakları Müzesi” yapımı üstünden korunarak iyiliğin sembolü haline dönüştürülmelidir.

Sayın Cumhurbaşkanı,

Biliniz ki Türkler ve Kürtler olarak, birbirimizi anlamanın yolu Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanmış olan insanlık dışı vahşete varan uygulamaları sorgulamaktan ve bu uygulamalarla yüzleşmekten geçiyor.

Diyarbakır Cezaevi vahşetinin sorumlularını cemiyet vicdanında ve insanlığın ortak kıymeti hukukta yargılanmasını sağlayarak toplumsal yaraları hakkaniyet duygusuyla sarmaktan geçiyor.

Hakkaniyet ve toplumsal sulh için bu ülkenin tüm demokrasi güçlerini yok edici karanlıkları var edenleri ve bu karanlıklarda var olanları, insan kişiliğini ve onurunu yok edenleri, insanlık suçu işleyenleri, demokrasinin aydınlığına, gün ışığına çıkarmaktan geçiyor.   

Diyarbakır Cezaevi’ni İnsan Hakları Müzesi yapmaktan geçiyor.

Diyarbakır Cezaevi karanlık sayfasını kapatmanın yolu budur ve yapıcı bir barışa giden yol da budur!

Eminiz ki hatırlıyorsunuzdur; bir zamanlar Diyarbakır Cezaevi’nin “Duvarlarının dili olsa da konuşsa” dediğinizde de, mazlum Kürt halkı acılarının kalbine dokunmak istediğinize ne kadar da inanmak istemişti. 

Fakat şimdi o duvarları yıkıyorsunuz, halkın acılarından öğrenmesini, mazisini, yaşamış olduğu zulmü ve her şeye karşın ayakta kalmanın direniş ruhunu canlı tutmasını yerle bir etmek istiyorsunuz.

Vicdan hakikat yoluna ışık tutmalı ki, insanlarımız aşağı değerlerden arınsın, çoktandır yitirdiği adaletle refah bulsun, büyük İnsanlığın yüce değerleri bu topraklarda gelişsin, kök salsın…

Sözün aslı:

Yaşamış, düşüp kalktıklarının talebesi bir fani olarak şehadet ederim ki, “Hakkaniyet bigün her insana lazım olur.” 

Size de Sayın Cumhurbaşkanı… 

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan