• Sal. Kas 29th, 2022

Sıkıdüzen istibdat yasasıdır | Independent Türkçe

Byadmin

Eki 16, 2022

Kamuoyunda “sıkıdüzen yasası” olarak tanımlanan “Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişim Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Genel Kurulu’nda görüşülerek yasallaştı.

Yasa, muhalefetin itiraz ve ısrarlarına karşın kanunda hiçbir değişim yapılmadan AK Parti ve MHP’nin oylarıyla kabul edildi.

Medya alanında yasak ve hapis cezalarını öngörmesi sebebiyle “sıkıdüzen yasası” olarak tanımlanmaktadır.

Yasaklama, denetleme, sınırlama ve denetim etme anlamına gelen sıkıdüzen, tarih süresince değişik nedenlerle birçok yönetim tarafınca uygulanmıştır.

Bilhassa “müstehcen ya da sertlik içerikli yazıları, görselleri ve paylaşımları engellemek için” neredeyse her hükümet döneminde başvurulmuş bir uygulamadır.

Esas itibarıyla kabul edilemez olanı, siyasal amaca yönelik uygulanan sansürdür.

Sıkıdüzen yasasının siyasal bir tek sonucu vardır; yasak ve baskılarla muhalefeti susturmak ve sindirmektir.

1856-1950 yılları aralığında yaşamış İrlandalı yazar George Bernard Shaw; sansürün, geçerli anlayışları ve mevcud kurumları ve yasaları birilerinin sorgulamasını engellemek için var bulunduğunu belirtir. 

Bunun da değişimi ve ilerlemeyi engellediğini de şöyleki açıklar:

Tüm ilerleme geçerli anlayışların sorgulanmasıyla ve mevcud yasaların ve kurumların değiştirilmesiyle gerçekleşir. Netice olarak ilerlemek için lüzumlu olan ilk şey sansürün kaldırılmasıdır.

Sansürü korumak için çaba sarfetmek, iktidarda kalmayı istemekten ibaret değildir.

Ülkenin gelişmesini sağlayacak özgürlükleri, değişik fikirleri, muhalefeti ve çağdaş gelişimleri engelleyerek statükoyu korumayı hedeflemektedir.

Doğru ve hatası sorgulamadan, muhalif fikirleri kıymetli görüp tartışmadan gerçeği bulmak ve daha iyisine ulaşmak mümkün değildir.

Korku ikliminde ve tek sesli toplumlarda neyin doğru yada yanlış olduğuna karar verecek tek merci politika ve hükümettir.

Osmanlı aydınlarından Nâmık Kemâl, istibdata yönelik eleştirilerini şu veciz ifadeyle özetlemiştir:

Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar.

Doğrusu gerçekler, fikirlerin tartışılmasından, çarpışmasından doğar.

Zira gerçeğin ne olduğu, sadece değişik görüşlerin değerlendirilmesiyle ortaya çıkabilir.

Tartışmaların yaşanmadığı, fikirlerin çatışmadığı ülkelerde politika de toplumda gelişemez.

Her devlette ne olursa olsun iktidar vardır. Muhalefetsiz bir iktidar çağımızda meşru kabul edilemez.

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Demokrasi ve muasırlaşma sadece düşünce özgürlüğü ve muhalefetle gelişir.

Osmanlı, istibdat anlayış sonucu tarih oldu. 30 yıl devam eden sıkıdüzen ve istibdat periyodu, yıkımı engellemek yerine imparatorluğun tarihe karışmasını hızlandırmıştır.

Bu süre içinde Padişah II. Abdülhamit’i eleştirmek kabahat sayılmış, padişahın yapmış olduğu herhangi bir işi ve icraatı eleştiren gazete ve dergiler yasaklanmıştır.

Kendi tarihlerinden ders almayan milletler, tarih olmaya mahkumdur. 

Osmanlı döneminde olduğu benzer biçimde cumhuriyet döneminde de sıkıdüzen yöntemiyle sürerdurum korunmaya çalışılmış sadece kaybeden hep ülke ve cemiyet olmuştur.

Bilhassa tek parti ve darbe dönemlerinde benzer uygulamaların pek oldukça örneği vardır.

Sadece demokrasi ve özgürlükler iddiasıyla iktidara gelmiş AK Parti’nin benzer uygulamalara baş vurması, geçmişten oldukça daha trajikomik bir durumdur.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle aslına bakarsan demokrasiden uzaklaşmış bir ülkede, yeni sıkıdüzen yasasına gerekseme duyulması kaygıdan öte dehşet vericidir.

Üçüncü dünya devletlerinde yürürlükte olan yasanın bir benzeri bizim devletimizde de artık uygulanacaktır.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2022 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne nazaran Türkiye, 180 ülke içinde 149’uncu sırada yer almıştır.

Bu durumu, ülkemiz için büyük bir ayıp görüp düzeltmek yerine sıkıdüzen benzer biçimde daha utanç verici bir uygulamaya başvurmak, iktidar için iyi mi bir yarar elde edecektir?

Toplumsal ve siyasal muhalefetin sıkıdüzen yasasıyla tehdit ve baskı altına alınması, uzun solukta iktidarın aleyhine olacaktır.

Sıkıdüzen, her iktidarın ömrünü bir süre daha uzatabilir, seçim kazandırabilir sadece bir iktidarın sicilinden asla silinmeyecek bir utanç olarak kalacaktır. 

Bizim sıkıdüzen yasalarına değil, fikri ve siyasal özgürlüklerin güvence altına alınacağı yasalara ve uygulamalara ihtiyacımız var.

Özgür zeminlerde tartışmalara, fikri çatışmalara, yabancı fikirlerle tanışmaya, siyasal rekabete ve özgür bir topluma ihtiyacımız var.

1963 tarihinde uğramış olduğu bir suikast sonucu yaşamını kaybeden ABD Birleşik Devletleri’nin 35. Başkanı John F. Kennedy, şöyleki der:

Amerikalı insanların tatsız gerçekleri, yabancı fikirleri, değişik felsefeleri ve rekabetçi değerleri öğrenmelerinden korkmuyoruz. Şundan dolayı insanlarının özgür bir ortamda gerçekleri ve yanlışları yargılamasından korkan bir millet, kendi insanlarından korkan bir millettir.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan