• Per. Ara 1st, 2022

Süreci demokratikleştirmek… | Independent Türkçe

Byadmin

Eki 22, 2022

Geçtiğimiz hafta içinde Soli Hususi’in, Kılıçdaroğlu’nun olası Cumhurbaşkanı adaylığını mevzu alan eleştirel yazısı ve Etyen Mahçupyan’ın, Yavaş’ın olası adaylığına dair şüphelerini içeren açıklamaları gündemde mühim bir yer tuttu.

Hususi ve Mahçupyan’ın iktidarın mevcut siyaset anlayışını benimsemeyen ve karşıcılık içinde yer edinen kişiler bulunduğunu biliyoruz. Kim bilir bu yüzden, bu iki ismin eleştirel görüşleri karşıcılık içinde daha fazlaca tartışıldı ve tesir yarattı.

Hususi, Kılıçdaroğlu’nun CHP lideri olarak almış olduğu kararlar ve takındığı tutumlar çerçevesinde Cumhurbaşkanı olmayı hak edip etmediğini sert halde sorgularken, Mahçupyan ise informasyon ve tecrübe gerektiren dış siyaset alanında Yavaş’ın yetersizliğini vurgulayarak, Erdoğan karşısında zayıf bir profil teşkil ettiğini ilgi çekici halde işaret etti.

Bu görüşler karşıcılık içinde fazlaca eleştirildi; sadece, kamuoyunda sıkça tartışılan bu konuların karşıcılık partileri içinde açıktan konuşulmasını da sağlamış oldu.

Bu açıdan bakıldığında, aslen evlerde, kafelerde, iş yerlerinde, bayağı vatandaşların kendi içinde konuşmuş olduğu meseleler, sonunda parti elitlerinin de gündemine açıkça girebildi.

“Olur mu öyleki şey?” demeyin. Oldu ve hala oluyor. Altılı masanın mevcut tutumu maalesef bu durumun ortaya çıkmasının esas sebebi şeklinde görünüyor.

Şöyleki izah edelim: Altılı masa liderleri açıkladıkları ortak metinlerde özetle diyorlar ki, “Belirleyeceğimiz ortak aday Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı olacaktır.” 

“Peki kimdir bu aday?” diye sorarsanız; “Zamanı erişince açıklayacağız” diyorlar. 

“Peki olası adaylar kimdir?” diye sormaya devam ederseniz, “Aramızda asla isim konuşmuyoruz” diyorlar. 

– Parti liderlerine “sizin masaya getirmeyi düşündüğünüz isim var mı?” diye sorulduğunda ise, “Parti içinde ve kurullarda hemen hemen isim tartışması yapılmadı” diyorlar. 

Velhasıl, karşıcılık cephesinde Cumhurbaşkanı talibi hakkında açıktan ve esastan bir münakaşa yapılmadığını anlıyoruz.

Siyasetin doğasına aykırı olan bu durumun, tabiatıyla sokaktaki yurttaş için geçerli olması beklenemez.

İktidar bloğuna yada karşıcılık bloğuna yakın olsun, fark etmeksizin, siyasete ilgisi olan derhal hepimiz muhalefetin ortak adayının kim olacağına dair kafa yoruyor!

Bu durumun ortaya çıkmasının temel sebebi ise ortak adayın izahat zamanlamasına dair alınan kararda yatıyor.

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Altılı masa, seçim kararının alınmasına müteakip adayını açıklayacağını -üç aşağı beş yukarı- beyan etti.

Bu kararın adayın yıpranmaması şeklinde bazı avantajları olduğu düşünülse de, mevcut durumda görüldüğü şeklinde bazı dezavantajları da var.

Dahası coşku ve ümit dalgası yaratacak bir süreci ötelemenin, sonucu etkileyecek mahiyette bir husus olduğu unutulmamalı.

Beri taraftan, altılı masa belirlediği bu yöntem ile ilgi odağı olmayı hedeflemişti. Bu hedefini yakın zamana kadar gerçekleştirebildiği söylenebilir.

Zira iktidar kanadı da dahil hepimiz, muhalefetin adayının açıklanmasını merakla bekledi/beklemeye devam ediyor. 

Sadece seçimlere kalan dönemin daralması, karar sürecinin artık nihayete ermesi yönünde baskı yaratmaya başladı.

Mevcut durumda kamuoyuna bir plan taslağı dahi sunulmaması umutsuz havayı besliyor ve “merak buyurmayın, biz en doğru talibi belirleyeceğiz” minvalindeki sözler artık pek karşılık bulmuyor.

Bir başka ifadeyle, seçimlere şunun şurasında 6-7 ay kalmışken, sahici olmayan, samimiyetten uzak ve daha da önemlisi halkla direkt bağ kurmayan tavırlar ve sözler kamuoyunda muhalefete duyulan itimatı zedeliyor. 

Hülasa, Türkiye fazlaca mühim bir seçimin eşiğinde iken, siyasal sistemin ana aktörü olan Cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin karşıcılık cenahındaki bu belirsizlik, siyasetin naturel akışıyla ve gerçekleriyle uyumlu değil.

Geçen haftaki yazımda belirttiğim suretiyle muhalefetin “son düzlükte gaza basma” planının fazlaca sayıda dezavantajı ve riskleri var. Bu riskleri azaltmak mevzusunda bir emek verme yapılması düşünülebilir.

Mesela bu sürecin demokratikleştirilmesi daha doğru olmaz mı?

Bu doğrultuda, aday arama konferansları düzenlemek, STK’larla görüş alışverişi yapmak, işveren ve işçi temsilcilerini dinlemek, parti teşkilatlarındaki eğilimleri saptamak ve bunlara istinaden ortak talibi belirlemek alternatif bir yöntem olarak düşünülebilir.

Böylece toplumun taleplerini dikkate alarak, daha fazlaca çevre ile istişare ederek ve bu halde karar alma sürecine kamuoyunu da dahil ederek, söz mevzusu aday belirleme sürecinin demokratikleştirilmesi mümkün olabilir. 

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan