• Cum. Eki 7th, 2022

The Northman: Vikingler, Kurtlar, Ayılar ve Vampirler

Byadmin

Eyl 23, 2022

İsveçli erkek oyuncu Alexander Skarsgård bir başka Viking macerası ile karşımızda: The Northman (2022).

Tıpkı, The Vikings (Vikingler) dizisinden bildiğimiz Floki rolündeki ufak kardeşi Gustaf Skarsgård benzer biçimde.

***

The Northman filmi metinlerarası göndermeler çevresinde billurlaşmış bir yapım.

Metinlerarasılık şu anlama geliyor: Bir metin, kısaca herhangi bir yapıt, kendi anlamını büyük seviyede atıfta bulunmuş olduğu ya da esin almış olduğu diğeri metinlere borçludur (Innes, 2013: s. 161).

Bugün, metinlerarasılık terimini bizlere kazandırdığı için postyapısalcılığa bir teşekkür borçluyuz. Berna Moran (1994) Hocamızın da belirttiği suretiyle;

Yapısalcılık sonrasında (postyapısalcılığa İ. B), yapılanın, daha ilkin yazılmış yapılandan bağımsız, tek ve emsalsiz olamayacağı, her metnin kendinden ilkin gelen metinlerle ilişkili olduğu (intertextuality) ortaya konuldu. Bir anlamda, metinleri gerçekleştiren daha önceki metinlerdir deniyordu. Zira yazar yansıtmak istediği gerçeklikle baş başa kalamaz, araya girmiş başka metinler vardır ve gerçekçi (bir yapıt İ. B) bu olguyu ne kadar gizlemeye, hissettirmemeye çalışırsa çalışsın, yazar başka metinlerin gerçekliği yansıtma yollarını sergilemekten kurtulamaz. Bundan dolayı (metinleri İ. B) gerçeklikle değil tasarı metinlerle bağlar kurarak okumamız umut ediliyor (s. 98-99). 

Burada, metin derken, mühim bir noktayı atlamamak lâzım. Metinden kastım anlamlı her şeydir. Bir tek üstünde yazı olan bir kâğıt değil.

Bir esere kimi zaman çalıntı demek yada birinin sözünü alıp kendinin kılmayı tecrübe etmek de zor.

Zira metinletarasılık köken, nihai bir öz, tekillik, telos ve orjinallik benzer biçimde iddiaları da akamete uğratıyor.

Kitap metaforunu kullanacak olursak, bir kitap, başka kitaplardan meydana gelir.

“İnsan bir hikâyeyi sadece hikâye anlatarak tanım edebilir” diyen Neil Gaiman’ın manidar ifadesi bu anlamda bizim açımızdan ayrı bir ehemmiyet kazanıyor (2019, s. 625).
 

 

Bu yazıda da iki hedefim var: İlki, metinlerarasılık yardımıyla, The Northman filminin diğeri metinlerden ari, orijinal ve nihai bir yapıt olmadığına dikkat çekmek.

İkincisi ise, metnin, kısaca, The Northman filminin bir arada dokunduğu diğeri metinleri (ya da iplikleri) kovuşturmak.

İleriki bölümlerde de göreceğiniz benzer biçimde The Northman‘ın anlatısal örgüsü İskandinav mitolojisinden ve tarihinden ipliklerle dokunmuş.

Bu örgüyü oluşturan iplikleri çekip bakarken bilhassa iki ipliğe dikkat edeceğiz: Kurt ve ayı sembolü. Bakalım bu iplikleri izleyerek nerelere varacağız. 

***

The Northman, metinlerarası referanslara karşın (ya da onlar yardımıyla!), kalıplaşmış tiplemelerden uzak, sıradışı bir intikam filmi.

Bu karanlık öykü yitik ve “delilik” benzer biçimde iki tema çevresinde örülü.

Delilik dediğime de bakmayın. Delilik burada bildiğimizden, aşina olduğumuz rasyonaliteden değişik bir rasyonalite.

“Delilik” kısmen intikam arzusundan meydana gelen bir Berserk öfkesi, daha doğrusu, savaşırken öfkeden “çılgına” dönmek demek.

Filmin ana karakteri Prens Amleth de dövüşürken öfkelendiği süre kontrolünü kaybediyor ve ne yaptığını bilmiyor. Kayıptan kastımsa katledilen bir ailenin yokluğu.

Mannerbünde

Yıl 895. Viking Kralı Aurvandill, çıkmış olduğu denizaşırı fetihleri takriben, eşi Kraliçe Gudrún ve varisi Prens Amleth ile Hrafnsey adasında tekrardan bir araya gelir.

Filmi bir araya getiren ilmekler mukaddes mekânda düğümleniyor: Aurvandill ve müstakbel Prens Amleth, kralın soytarısı Heimir’in yönettiği bir ayin peşinden erginleşirler.

Bu erginleşme ritüeli ile amaçlanan aslen Prens Amleth’in yetişkinliğe geçmesi ya da onun tahta çıkış sürecini hızlandırmaktır.

Baba ve oğul, elleri ve ayakları üstünde, kendilerinden geçene kadar – kurtlar benzer biçimde – ulurlar.

Bu sahne; Mircea Eliade (2006) açısından son aşama tanıdıktır. Zira:

Kurdun ayin amaçlı taklidi bilhassa askeri erginlenme törenlerinin ve Mannerbünde’lerin (erkekler cemiyeti), kısaca gizli saklı savaşçı tarikatlarının ayırt edici niteliklerinden biridir (…)  Ayin tarzında yada esrime halinde kurt-adamlık inançları (…) Cermenlerde bulgulanmıştır (s. 21, 23).

Ritüelin sabahı ise hepimiz için tam anlamıyla bir felakettir. Aurvandill’in üvey kardeşi Fjölnir Kral’ı öldürür ve kraliçe Gudrún’u kaçırır.

Prens Amleth ise saklanarak kıl oranı ölümden kurtulur ve intikam yemini eder.

Nedense bu kaçış teması bana Norveç Kralı Harald Hardrada’yı anımsatmıştır:

Harald hemen hemen 15 yaşlarında katılmış olduğu Stiklestad Savaşı’yla (1030) gelen bozgunun peşinden canını kurtarmak için Kiev Kralı Yaroslav’ın (Bilge Yaroslav) himayesine girer.

İnsan tehlikeli zamanlarda her türlü çareyi deniyor demek ki.

Her neyse, Harald epey süre Yaroslav’ın maiyetinde savaşır ve kralın gözdesi haline gelir.

The Northman filminin ilerleyen bölümünde de Amleth’i doğuda, Rus diyarındaki Vikingler ile birlikte savaşırken görüyoruz.

Amleth bu filmimizde acaba Garðaríki Saga’daki Harald’ın ayak izlerini mi takip ediyordu? 

Gelinen noktada, Amleth tam bir Berserk öfkesi içinde savaşan bir Viking’dir.

Eski Şimal kaynaklarına nazaran Berserk, vecd halinde çarpışan savaşçılardır.

12 ve 13’üncü yüzyıllarda yaşamış İzlandalı tarihçi Snorri Sturluson’a inanılacak olursa, bu savaşçılar zırh giymeden, üst kısımları çıplak, gözlerini kan bürümüş vaziyette en önde çarpışırlardı.

Dinler zamanı yorumlarına bakacak olursak, söz mevzusu savaşçılar muharebede sergiledikleri gücü ve cesareti kendilerini özdeşleştirdikleri ayı yada kurt kültlerinden almaktaydılar.

Nitekim filmimizde de Amleth, ayı (Berserkr) ve kurt (Ulfheðnar) içinde salınmaktadır.

Amleth’in kesinkes bir Berserk yada Ulfheðnar olduğuna insanoğlunun inanası gelmiyor.

Zira her ne kadar da Amleth’in Rus topraklarında meydana getirilen ayinde kurt benzer biçimde uluması Eliade’nin vurguladığı kurt kültünü andırsa da kaçak Prens doğuda etrafı yağmalarken ayı kültü mensubu bir Berserk benzer biçimde hareket etmektedir.

Amleth kim bilir iki değişik kültü bünyesinde barındıran bir savaşçıydı. Ya da önceleri bir Ulfheðnar iken zaman içinde bir Berserk savaşçısına dönüşmüştü.

Kati olan bir şey var ise, tüm bu tarz şeyleri bir araya getirdiğimizde, Amleth bir cenk kültüne mensuptur.

Aslına bakarsan, filmin sonlarına doğru, prens “Ben Amleth ayı-kurt” der. Eliade de bu olguya dikkat çeker ve “Berserkir erginlenmeleriyle kurt adamlara dönüşüm arasındaki simetriye birçok kez dikkat çekilmiştir” der (2006, s. 35).

Burada bizim açımızdan ehemmiyet arz eden konuysa, bir savaşçı kültü üyesine yakışacağı suretiyle, Amleth’in kudurmuş bir vaziyette çarpışmasıdır. Bu durum da her şeyden ilkin, bir inanç meselesidir.
 

 

Ayılar

John Haywood, okuması oldukça zevkli olan kitabı Kuzeyliler: Bir Viking Efsanesi‘nde neredeyse yapıbozumcu bir duyarlılıkla Valhalla vaadinin bir çok Viking savaşçısını pek de zannedildiği kadar korkusuz kılmadığına dikkat çeker.

Evet, muharebede elinde kılıçla ölüp Vallalla’ya avdet etmek, bir Einherjer, kısaca Odin’in seçilmiş savaşçısı olmak, Vikingleri bir nebze rahatlatmışsa da, bu Kuzeyli savaşçıların esas istediği savaştan sağ çıkmak ve zaferin meyvelerinin tadını çıkarmaktı.

Zira Şimal insanının anlam-değer yapılarını oluşturan unsurların başlangıcında ün kazanmak geliyordu (2020, s. 21).

Şan ve şerefle karşılaştırılınca, bir Viking için, diğeri şeyler onlar kadar mühim değildi.

Başka türlü söylersek, gelecek nesillere hikâye bırakabilmek bir Viking’in varoluş sebebiydi ve bu bağlamda birilerini öldürmek benzer biçimde bir eylemin bile bir Viking’in hayatına anlam katması muhtemeldi.

Ne de olsa “öykü anlatmak, birilerini kendi tarafına çekmek için oldukca iyi bir yoldur” (Gaiman, 2019: s. 168).

İşte bu minval suretiyle, Haywood’un haklı olarak da işaret etmiş olduğu benzer biçimde, muharebede ölüm bir tek fanatik Odin düşkünleri olan -filmdeki Prens Amleth gibi- yırtıcı savaşçılar için arzu edilen bir şeydi.

Odin’in cenk esnasında ölen kahraman savaşçıları i muharebe meydanından toplayıp kendisine yarenlik etmeleri için Valhalla’daki ihtişamlı sarayına götürdüğünü özetleyen efsaneler vardır (Page, 2009: s. 31-32).

Bu efsanelere nazaran, savaşçıların kumandanı ve koruyucusu Odin’e bu iş esnasında, yarı tanrıça olan Valkürler yardım ederlerdi.

Valkürler’in işi ölülerledir. Valkür (Valkyria) sözcüğü (‘muharebede katledilmiş olanlar’ anlamına gelen valr sözcüğü ile ‘seçmek’ anlamına gelen kiósa fiiliyle bağlantılı -kyria ekinden oluşur) ‘muharebede katledilenleri seçen’ anlamına gelmektedir (Page, 2009: s.10, 116).

İskandinavlar için varoluşsal bir öneme haiz bu kadercilik Viking mitlerinde de kolayca göze çarpmaktadır.

Muharebede elinde kılıcıyla katledilen savaşçıların hangilerinin Valhalla’ya alınacağına karar verme gücü, insanlara değil, Odin’e ve Valkürler’e aitti (Crossley-Holland, 2016: s. 24).

Ezcümle bir Viking, öleceği zamanı kendi seçemezdi. Problem, bir tek bir süre meselesiydi.

Dolayısıyla, Viking dünyasında kahramanca ölüm ayrıcalıklı bir dinsel deneyime dönüşmektedir (Eliade, 2003: s. 181).

Bazı Vikingler, muharebeye gitmeden ilkin, yırtıcı savaşçılar benzer biçimde kendilerini transı çağrıştıran bir öfkeye sokuyorlar (burada berserksgangr, ‘kudurmak’ demek), uluyup kalkanlarını ısırıyorlar, bu öfkenin kendilerini yaralarının acısından koruyacağına inanıyorlardı.

Harp başladığı süre ise bu Berserkler uluyup ağızlarından köpük saçarak hasımlarını korkudan felce uğratırlardı (Crossley-Holland, s. 197).

Duruma bakılacak olursa, bu tür savaşçılar kırım için savaşırlar ve asla kimseyi bağışlamazlardı.

Zırh kuşanmamaları ve kendi güvenliklerini hiçe saymaları onları dehşet verici rakiplere dönüştürüyordu.

Sadece savaşçılar kaçınılmaz olarak arzuladıkları şiddetli ölümü tadıyorlardı (Haywood, s. 21).

Anlaşılan, muharebede bir Berserk olmak pek o denli da güvenli bir yol değildi.  

***

En başa dönecek olursak, Nors cenk kültüründeki ayı figürü, The Northman‘i baştan sona kat eden birkaç iplikten biridir.

Eliade’nin de bizi uyardığı benzer biçimde, ayı sembolü “ritüelle yırtıcı hayvana dönüşme” ve “askeri erginlenme” açısından Hint-Avrupa cenk ideolojlerinde malum uygulamalardan biridir (2006, s. 21-22).

Eski Cermenler toplumlarında -ki Vikinglerin kuzeyli Cermenler benzer biçimde ii bulunduğunu unutmayalım (Kennedy, 1963)- “yırtıcı hayvan-savaşçılara berserkr, kısaca tam karşılığıyla, “‘ayı kılığında (serkr) savaşçılar denirdi” (Eliade, s. 22).

Eliade’nin ışık tuttuğu Mannerbünde’ler ve Berserkler arasındaki bir öteki mühim bağlantı da Odin’in esin verdiğine inanılan ve bu ayı-savaşçıların ruhlarına egemen olan kuduz fakat mukaddes hiddet Wut’tur (Eliade, s. 33).

Wut’tan türetilen Wotan adının, kısaca Odin’in, çılgınlık yada coşku anlamına geldiğini savunanlar da vardır.

Bir öteki deyişle, Tanrı Wotan’ın adı, tam karşılığı “hiddet, çılgınlık” olan vut teriminden türetilmiştir.

Aslına bakarsan, Wotan ve Odin adları aynı cenk Tanrı’sına göndermedir. Şu demek oluyor ki iki Tanrı’nın da göndergesi aynı ve birdir.

Wodan/Wotan’a tapanlar Batı Cermen halkları iken Odin inancı mensupları daha oldukca Şimal Cermenleri, kısaca, Vikinglerdir.

Vut, genç savaşçılara özgü dinsel deneyimdir: Bu edinim saldırgan ve dehşet saçan bir hiddet nöbetiyle onların insanlığını dönüştürüyor ve onları kudurmuş etoburlarla özdeşleştiriyordu (Eliade, 2003: s. 181).

Vaktiyle Şimal’de bulunmuş Hristiyan rahip Bremenli Adam, Odin’in adını “Wodan, id est furor” diye aktarır ki bu da öfkenin benliğini ele geçirdiği bir Berserk’in çılgınca savaştığı kanısını daha da pekiştirir (Schjødt, 2011: s. 272).

Prens Amleth ruhuna Wut’un, furor heroicus’un haiz olduğu (bir) Cermen Berserkr’ini hatırlatmaktadır (Eliade, 2006).

Amleth “ruhunu furor heroicus’un ele geçirdiği birisi” değildir bir tek. “Yırtıcı ve yenilmez bir savaşçı” olan Amleth’in “insani hiçbir yanı” yoktur (Eliade, 2006).

Uzun lâfın kısası, “insani yasalar ve âdetler artık bu savaşçılar açısından bağlayıcı değildir” (Eliade, s. 23).

Kim bilir, kim bilir başka şeylerin yanı sıra, birazcık da kaybedecek bir şeyi olmadıkları için bu savaşçılar korkusuz ve korkunçtular.
 

 

Demek oluyor ki, Viking cemiyet yapısında “savaşçı güç işlevlerini tek başına Odinn temsil etmekte”dir (Dumézil: 2012: s. 277).

Odin’in savaşçılar ve Berserklerin Tanrı’sı bulunduğunu da filmimizde bilhassa Odin’in yollamış olduğu iki kuzgun -Huginn and Muninn- yardımıyla Amleth’i düşmüş olduğu gafletten kurtarırken görüyoruz.

Buna ek olarak, Odin’in işgal etmiş olduğu bu konuma referansla, Berserkler ve Valhalla’daki Einherjer efsanesi içinde yakın bir ilişki bulunduğunu iddia edersek abartmış sayılmayız.

Filmin sonunda Amleth öcünü alır fakat elinde kılıcıyla ölür. Bu açıdan bakacak olursak, filmin bir Einherjer hikâyesi özetleyen bir tarafı da vardır.

Bir Berserk olan Amleth olağan ve dünyevi bağlardan kurtulmuştur ve artık bir Valkür’ün kucağında Valhalla’ya giden bir Einherjer’dir.

Sonucunda Odin tarafınca bir Einherjer olarak seçilmek “büyük bir onur ve başarıdır” (Page, s. 42) ve Odin óskasynir söylediği bu savaşçıları -ki “sevgili oğullar” yada “oğulluk” anlamına gelir- kucaklar (Lindow, 1987: s. 182).

İşte bu yüzden kimi savaşçıların Valhalla’yı arzulamalarını ya da Odin’in, Viking çağının en sevilen ilâhı olmasını yadırgamamalı (Schimmel, 1999: s. 82).  

Bilhassa Georges Dumézil, “İzlanda destanlarındaki genç savaşçı grupları berserkir’lerde (…) Odin’in savaşçı takipçilerinin efsanevi birliği Einherjar’ın gerçek yaşamdaki karşılığını da görmüştü” (Ginzburg: 2007, s. 258)

Berserkler bir tek tarihsel anlatılarda değil kahramanlık şiirlerinde ve destanlarda da övülmüşlerdir (Egil’in Saga’sında, Berserk çılgınlığına dair bilhassa anılmaya kıymet bir bölüm vardır) ve onların bir tek var olmaları bile Odin’e olan inancın sürmesini elde etmiştir (Crossley-Holland, 2006: s. 337).

Sadece, saga ve efsanelerde epey Berserk hikâyesi olduğundan, bunların hepsini tek tek burada aktarmaya kalkmak bu yazının boyutunu aşar.

Bundan dolayı Berserk efsanelerinin birkaçına yer vermek daha makul olacaktır.

Ynglinga Saga’da, Snorri Sturluson’un anlattıklarına inanacak olursak, Berserkler cenk adım atar başlamaz:

Zırhları olmadan ileriye atıldılar, köpekler ya da kurtlar kadar kızgındılar, kalkanlarını ısırdılar, ayılar ya da yırtıcı boğalar kadar güçlüydüler; bir yumrukta insanları öldürdüler ve ne ateş ne de demir onlara zarar verebildi (Crossley-Holland, 2006: s. 336-337).

Viking efsanelerinin bulunmuş olduğu Ortaçağ’dan kalma Düzyazı Edda ve Şiir Edda’da geçen Hyndla’nın Şiiri’nde (Hyndluljóð) de adı geçen 12 Berserkr’i tek tek görmek mümkündür: Hervard ve Hjorvard, Hrani ve Angantyr, Bui ve Brami, Barri ve Reifnir, Tind ve Tyrfing ve iki Hadding (Crossley-Holland, 2006: s. 197).

Publius Cornelius Tacitus, Procopius ve öteki Antik dönem tarihçileri de eserlerinde, kendilerini bir cenk tanrısına adamış ve son aşama başına emir şekilde hareket eden hususi Cermen savaşçı topluluklarından bahsetmişlerdi.

Buna ilaveten, konumuzla ilgili olduğundan, efsanevi Cermen öfkesini (furoris Teutonici) ilk kez Romalı ozan Marcus Annaeus Lucanus’un Pharsalia adlı eserinde dile getirdiğini belirtmekte yarar var (Gress, 1994: s. 204).

Hyndla yardımıyla adını öğrendiğimiz 12 Berserk aslen bu toplulukların Viking halefleriydi (Crossley-Holland, 2006: s. 336).

Şiir Edda’daki Thor ve Harbard (Hárbarðsljóð) şiirini okurken hanım Berserklerin varlığından haberdar oluyoruz.

Bu da bizlere İskandinav toplumsal cinsiyet yapısı ile ilgili genel fakat şaşırtıcı olmayan bir düşünce veriyor.

Thor ve Harbard’da Tanrı Thor, “Læsey Adası’nda Berserk kadınlarının canını aldım. Yapmadıkları fenalık kalmamıştı, cadılık yaparak insanların duyularını ellerinden alıyorlardı” der (Munch, 2020: s. 122).

Tanrı Balder’in cenaze töreninde ise, Odin’in vazife verdiği dört Berserk’e şahit oluyoruz (Munch, s. 100).

Aynı şekilde, Şiir Edda’da esrarengiz bir kılıcın anlatıldığı Tyrfing Efsanesi‘ni okurken, karşımıza Bolm Adası’nda Arngrim isminde kuvvetli bir Berserk çıkar.

Arngrim’in tıpkı bir Viking benzer biçimde yakışıklı ve cüsseli bulunduğunu anlıyoruz (Munch, s. 100).

Arngrim, Svarflami adlı bir başka Viking’in topraklarını yağmalarken Svarflami ile karşı karşıya gelir.

Svarflami Arngrim’i hedef alır ve onu öldürmek için Tyrfing adlı efsanevi kılıcı savurur.  Fakat kılıç bir tek Arngrim’in kalkanına çarpıp kalkanın bir kısmını kesip atar.

Gelgelelim, tam bu esnada Tyrfing’in ucu toprağa gömülür. Bunu fırsat bilen Arngrim Svarflami’nin kolunu yakaladığı benzer biçimde Tyrfing’i kapar ve kılıçla hasmının bedenini baştan aşağı ikiye böler.

Ondan sonra kılıç 12 oğlundan kabul edilen Angantyr’e miras kalır. Bu 12 oğul azca ilkin yukarıda isimlerini saymış olduğumuz Berserk kardeşlerdir.

Arngrim’in oğulları daha çocukken bile katıldıkları Viking baskınlarında ünlerine ün kattılar.

Sadece ara ara bu kardeşler, Berserk damarları tutunca, kendi adamlarını bile katlediyorlardı.

Kuduz hiddet patlamalarının önünü almak için Arngrim’in oğulları Berserk öfkelerinin kaynamaya başladığını hissettikleri anda derhal gemilerinden ayrılıp karaya çıkarlar, hınçlarını kayalıklardan ya da ormandaki kütüklerden çıkarırlardı.

Hiçbir kral onlarla ters düşmeyi göze alamazdı, zira vahşilikleri ve gaddarlıklarıyla her insanın gözünü korkutmuşlardı (Munch, s. 144).

Kurtlar

İkinci baskın hayvan figürü de hatırlayacağınız suretiyle kurttur.

Efsanelerde sık sık karşımıza çıkan kurt simgesi yıkım ve saldırganlık benzer biçimde karanlık ve dehşet verici çağrışımları vardır.

Başka birçok savaşçı topluluğunda olduğu benzer biçimde, kurt sembolü, İskandinav halkları içinde da yerleşip kökleşmiştir.

Ek olarak, filmden de anımsayacağınız benzer biçimde -mesela Amleth’in kardeş katili amcası Fjölnirk nazarında- kurt ve güvenilmezlik eş anlamlı kelimelerdir.

Dahası, ritüelle bir kurt postu giyerek edinilen kurt adamlık inançları Ortaçağ’da büyük bir yaygınlık kazanır ve şimal bölgelerinde 19’uncu yüzyıla dek süregelir (Eliade, 2003: s. 182)

Asla kuşkusuz, İskandinavlar için kurt, ekseriyetle kötücül bir yaratıktı. Her şeyden ilkin, Ragnarök, kısaca dünyanın sonu, kurtların saldıracağı bir çağdı.

Ragnarök ulaştığında kurtlar güneşi ve ayı yakalayıp yutacak ve Tanrılar ile karanlığın kuvvetleri arasındaki bu eskatolojik muharebede Odin’in ölümü dev kurt Fenrir’in elinden gelecektir.

Bununla beraber, Odin’in Geri ve Freki adlı iki evcil kurdu, yıkıcı kurt sembolizmi ile karşıtlık oluşturmaktadır.

İzlanda sagalarında, olur da bir kahraman, kurtlar ve başka yırtıcı hayvanlarla dolu bir rüya gördüğünde, o kahramanın saldırıya uğrayıp öldürülmeye yazgılı bulunduğunu anlarız (Lönnroth, 2015: s. 389).

Kurt, kartal ve kuzgun ile beraber, Şimal edebiyatındaki üç geleneksel cenk canavarlarından biriydi.

Muharebede kim kaybederse kaybetsin, kurt daima kazanan olurdu (Crossley-Holland, 2006: s. 313).

Bununla beraber: 

Bir savaşçılık ideolojisiyle uyum içindeki böylesi ritüeller ve inançlar sonucunda kaçakların, göçmenlerin ve sürgünlerin kurtlarla özdeşleştirilebildiği düşünülebilir. Bu kanun kaçakları hayatta kalabilmek için genç savaşçı çeteleri kuruyor, kısaca tam anlamıyla ‘kurtlar’ benzer biçimde davranıyorlardı (Eliade, s. 21).
 

northman-1.jpg

 

Filmin başına dönecek olursak, prensin inisiasyon dinsel töreninde babası ile birlikte kurtlar benzer biçimde uluması ve yeni erginlenmiş bir kurt olarak kanun kaçağı (skogarmaor) durumuna düşmesi, Amleth’i bir Ulfheðnar, kısaca, kurt-savaşçı addetmemize olanak elde eden güçlü bağlamsal bir kanıt benzer biçimde okunabilir.

Zira “ayin tarzında yada esrime halinde kurt-adamlık inançları (…) Cermenlerde bulgulanmıştır” (Eliade, s. 23).

Ulfheðnar, bununla beraber “kurt postlu adamlar” adıyla da bilinirdi (Eliade, s. 22).

Şunu da açıklayalım ki “Torslunda’daki meşhur tunç levhada, bir savaşçının kurda dönüşmesi görülebilir” (Eliade, s. 22).

Nitekim filmimizde Rus topraklarında meydana getirilen ayin de derhal söz konusu tunç levhayı akla getirmektedir.

Ayini yöneten yaşlı savaşçı Torslunda levhasındaki Odin’i andırırken, Amleth ve öteki Vikingler kurda dönüşen savaşçıları canlandırmaktadırlar.

Acaba Amleth’in birlikte yağmaya çıktıkları çete üyeleri de kendisi benzer biçimde kaçak mıydı?
 

Torslunda Wikimedia.jpg

 

Bilhassa yaşanmış olan bazı tarihsel vakalar Vikinglere yakıştırılan kurt-adam deyimini doğrulamaktadır.

991 senesinde Nors-Vikingler ve Anglo-Saksonlar içinde gerçekleşen Maldon Savaşı’nı kaleme alan ozan de Vikingleri “Harp-Kurtları” olarak betimler:

Harp-Kurtları ilerledi,
Viking cenk çetesi,
kulak asmadılar suya, Pante’nin batısına doğru,
denizciler ıhlamurdan kalkanlarını ışıltılı
suyun üstünden karaya çıkmak için taşıdılar.

(Martin Arnold, 2021: s. 1)

Bu şekilde olmakla beraber, kurt-savaşçıların değişik kişilerden mürekkep bir portre sunduğuna dikkat çekmekte yarar var.

Zira ayı-savaşçının aksine kimi kurt-savaşçılar bir tek öfkeleri ve güçleri ile değil, ara sıra, hız ve çeviklikleriyle de dikkat çekerlerdi.

Bu savaşçıların bulgu kolu işlevi gördüklerini, ustaca pusu kurduklarını ve düşmana vurup kaçmakta oldukça başarıya ulaşmış olduklarını bugün artık biliyoruz. 
 

***

Kimi zaman en süratli yol, Neil Gaiman’ın söylediği benzer biçimde, en uzun olandır.

Kaderiyle cenk halindeki Amleth’in intikam alması için uzunca bir süre geçmesi gerekecektir.

Amleth, üvey amcasının hayatta bulunduğunu ve yeni yeni iskân edilmeye başlanan İzlanda’da yargı sürdüğünü öğrenir.

Bunun üstüne, ondan intikam alabilmek için, derhal İzlanda’ya yelken açan bir gemide kölelerin arasına karışır ve tamamen kendi menfaatine aykırı bir halde İzlanda’nın yolunu meblağ.

Boyu posu yerinde olduğundan Fjölnir’in onu derhal kölesi yapar.

Amleth o denli değişmiştir ki anası bile onun gözlerinin içine bakmasına karşın oğlunu tanıyamaz.

Oysa karşısındaki erkek evladıdır. İster istemez Euripides’in Elektra tragedyasında kardeşi Orestes’i tanıyamayan Elektra geliyor insanoğlunun aklına.

Hâl bu şekilde olunca, öz anası bile Amleth’in gözüne yabancı gözükmeye adım atar. Bu hal bir süre devam edip gider.

Hikâyenin sonrasıysa tipik, malumun ilamı bir intikam anlatısı şeklinde kurgulanıyor: Tevekkülle zorluklara katlanan Amleth annesini, üvey kardeşini ve üvey amcasını öldürüp babasının öcünü alır.

Bu süreçteki diğeri mitik göndermeler ve William Shakespeare’in Hamlet’ine meydana getirilen metinlerarası göndermeleri atladığımı sanmayın. Onlar başka bir yazının mevzusu. 

Vampirler

Ve geldik HBO’nun yayımladığı True Blood (2008-2014) dizisine.

True Blood, Louisiana’nın Bon Temps adlı muhayyel bir nahiyesinde cereyan eden çağdaş bir vampir hikâyesidir.

Charlaine Harris’in romanlarından uyarlanmış. Doğaüstü kişiliklerle dolu bu dizide kimler yok ki: Kurt adamlar, kılık-değiştirenler, nekromansi denilen ölüleri dirilten yada ölülerle yazışma kuranlar, kötücül bir Baküs perisi (Maenad), cadılar, Brujolar, periler, Neo-paganlar ve dizinin eğer olmazsa olmazı vampirler.
 

 

True Blood‘ın en müstesna karakterlerinden biri ise gene erkek oyuncu Alexander Skarsgård’ın Viking görevi ile yaşam verdiği Eric Northman’dır.

Northman 2 bin yaşlarında bir vampirdir. Önceki, daha doğrusu, insan hayatında Viking Kralı Ulfrik Northman’ın erkek evladıdır.

900 senesinde, fena ruhlu arkaik bir vampir olan Russell Edgington, maiyetindeki kurtları (ve kurt adamları) beslemediği için Kral Ulfrik Northman ve Kraliçe Astrid’i katleder.

Eric, talih eseri, orada bulunmadığı için bu katliamdan kurtulur ve kalan ömrünü True Blood‘ın kim bilir en menfur karakteri haline gelen Russell Edgington’dan ailesinin öcünü almaya vakfeder.

Burada garip sayılabilecek bir nokta da şu olabilir: Kral Ulfrik’in ismindeki Ulf’un kurt anlamına gelir. Acaba Kral’ın adı, Northman hanedanı ile kurt efsanesi içinde bir ilişkiye mi delalettir?

Kati bir hükme varmak zor. Gene de kurt efsanesinin gerek Antik gerekse Ortaçağ İskandinavya’sında da tüm hakikati ile yaşamakta bulunduğunu fark edebiliyoruz.

Ek olarak, Eliade’nin “kurt çevresinde örülmüş dinsel yapının arkaikliği münakaşa götürmez” tespiti de yabana atılmamalıdır (1994, s. 31).

Dizide Eric Northman ve öteki Vikingler İngiltere’yi yağmalarken bir başka Antik vampir Godric, savaşırken nefes niyetine dehşet ve cinnet soluyan Eric’ten son aşama etkilenir.

Ertesi gece Eric ve arkadaşlarının peşine düşer. Ilkin Eric’in iki yoldaşını öldürür. Sonrasında da Eric’i bir vampire dönüştürüp onu ölümsüz kılar.  

Öte taraftan, Makyavelizm ve Maltusçu felsefe içinde gidip gelen 3 bin senelik vampir Russell Edgington, emrine amade kıldığı kurt adamları saf tuttuğu Adolf Hitler’in hizmetine verir.

İkinci Dünya Savaşı’nda Eric ve yaratıcısı Godric ise Nazi-karşıtı bir konum benimsemişlerdir.

İlerleyen zamanlarda, Eric’i rastlamış olduğu yerde kurtları ve kurt adamları öldürürken görüyoruz.

Konumuzu dağıtmayalım. Dizi bizi nereye savuracak diye merak ederken, bin senelik takibin peşinden Eric Northman, babasının katili Russell’ı öldürür ve intikam arzusu gerçekleşmiş olur.
 

True Blood ve Northman.JPG

True Blood ve The Northman / Kolaj: Yahoo Sports

 

Tüm bu bağlamsal benzerlikler -yani Skarsgård’ın her iki yapımda da kan davası gütmesi, eşine nadir rastlanır bir vahşilikle etrafa yıkım saçması, intikam uğruna olmadık fedakârlıklar yapması yada Northman adı ile müsemma bir Viking olması- The Northman filmini True Blood dizisine bir giriş saymamıza yetmez.

Kısacası, The Northman, ne True Blood‘dan ilkin gelir ne de onun doğuşunu ve başarısını hazırlar.

Gene de tüm bu örtüşen tema, karakterler ve izlekleri es geçip onları sırf rastlantı olarak niteleyemeyiz.

Nitekim, oyuncu Skarsgård da bu benzerliğin rastlantıdan ibaret olmadığını itiraf eder (Romano, 2012).

Skarsgård, hemen hemen bir Viking filmi çekmeye vakıf olamamanın içinde bir ukde bulunduğunu açıklamıştı (Romano, 2012).

Şunu da unutmamak gerekir ki, Skarsgård çocukluk günlerinden beri tutkulu bir Viking zamanı ve İskandinav mitolojisi okurudur (Soto, 2022). İşte Amleth’in öyküsü budur.

 

 

Kaynakça:

Annemarie Schimmel. Dinler Geçmişine Giriş. Kırkambar,  1999. 

Martin Arnold. Harp Kurtları. (S. Onat, Çev.). Selenge, 2021.

Pierre Bauduin. Vikingler. (İ. Yerguz, Çev.). İkinci baskı. Dost, 2019.

Georges Dumézil. Mit ve Destan I – Hint-Avrupa Halklarının Destanlarında Üç İşlev İdeolojisi. (A. Berktay, Çev.). Yapı Kredi Yayınları, 2012.

Mircea Eliade. Dinsel İnançlar ve Düşünceler Zamanı. Cilt II: Gotama Budha’dan Hıristiyanlığın Doğuşuna. (A. Berktay, Çev.). Kabalcı, 2003.

Mircea Eliade. Zalmoksis’ten Cengiz Han’a: Daçya ve Doğu Avrupa Folkloru ve Dini Üstüne Karşılaştımalı Bir İnceleme. (A. Berktay, Çev.). Kabalcı, 2006.

Neil Gaiman. Amerikan Tanrıları. 5. Baskı. (N. Elçi, Çev.). İthaki, 2019.

Carlo Ginzburg. “Cermen Mitolojisi ve Nazizm”. İçerisinde Carlo Ginzburg (der.) Efsaneler, Amblemler, İzler: Morfoloji ve Tarih. (M. Moralı, Çev.). (s. 253-288). Kırmızı Yayınları, 2007.

David Gress. From Yayla to NATO: The Idea of the West and Its Opponents. The Free Press, 1998.

John Haywood. Kuzeyliler: Bir Viking Efsanesi. (E. Erbatur, Çev.). İnkılap, 2020. 

Kevin Crossley-Holland. İskandinav Mitolojisi: Viking Mitlerinde Tanrılar, Kahramanlar, Canavarlar. (S. Kaytan, çev.). Say Yayınları, 2016.

Paul Innes. Epic. Routledge, 2013.

Arthur Garfield Kennedy. “The Indo-European Language Family”. İçerisinde Lee, Donald Woodward (Der.) English Language Reader: Introductory Essays and Exercises. Dodd, Mead, 1963. 

John Lindow. “Valhǫll”. İçerisinde, Mircea Eliade (Der.) The Encyclopedia of Religion. Cilt 15, (s. 181-182). Macmillan, 1987. 

Lars Lönnroth. “İzlanda Sagaları”. İçerisinde, Stefan Brink ve Neil Price (Der.) Viking Dünyası, (s. 382-391). Alfa: 2015. 

Berna Moran. Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 3: Sevgi Soysal’dan Bilge Karasu’ya. 2. Baskı. İletişim Yayınları,1994.

Peter Andreas Munch. İskandinav Mitolojisi: Tanrılar ve Kahramanların Efsaneleri. (A. Eliuz, Çev.). 2. Baskı. Maya Kitap, 2020.

R. I. Page. İskandinav Mitleri. (İ. Yılmaz, çev.). Phoenix Yayınevi, 2009.

Nick Romano. “True Blood ‘s Eric Northman vs. The Northman: Alexander Skarsgård says similarities aren’t a total coincidence”. Entertainment. Nisan 13, 2022.  Yazının alındığı kaynak: https://ew.com/movies/alexander-skarsgard-the-northman-true-blood-eric-northman-similarities/ 

Donna Rosenberg. Dünya Mitolojisi: Büyük Destan ve Söylenceler Antolojisi. (K. Emiroğlu ve ötekiler, Çev.). 3. Baskı. İmge, 2003.

Jens Peter Schjødt, “The Warrior in Old Norse Religion”. İçerisinde Gro Steinsland ve ötekiler (der.) Ideology and Power in the Viking and Middle Ages: Scandinavia, Iceland, Ireland, Orkney and the Faeroes, (s. 269-295). Leiden & Boston: Brill, 2011. 

Kaly Soto. “Alexander Skarsgard’s Viking Dream”. The New York Times. Nisan 14, 2022. Yazının alındığı kaynak: https://www.nytimes.com/2022/04/14/movies/alexander-skarsgard-the-northman.html 

i  Valhalla’nın bu seçilmiş savaşçıları bir taraftan dünyanın sonunu getirecek apokaliptik cenk Ragnarök’ün gelip çatacağı günü beklerken, bir taraftan da bu nihai muharebeye hazırlanmak için her gün kendi aralarında savaşırlardı. Birbirleriyle çarpışırken yaşamını kaybeden bu savaşılar günün sonunda dirilirlerdi (Crossley-Holland, s. 25). İşin aslına bakılacak olursa, Şimal halkları söylencelerinde acımasız bir kaderi vurgularlar. Bu öykülere nazaran, çevrelerindeki her şey öncesinden belirlenmiştir, bu yüzden de sorgulamadan ve isyan etmeden kaderlerini kabul ederler (Rosenberg, 2003: s. 327). Her ne kadar da İskandinav savaşçıları yazgıcı olsalar da bunun aynısını Tanrılar için söylemek zor: Viking Tanrıları, “Ragnarök’ün kendileri için kaçınılmaz bir son bulunduğunu bilirler, zira yapılacak olan son muharebede yenilecekleri onlara öncesinden haber verilmiştir. Fakat buna karşın, muharebeye hazırlanmaya devam ederler. İskandinav Tanrılarının büyüklüğünün, işte bu kaçınılmaz yazgıya boyun eğmeyi reddetmelerinden ileri geldiği dile getirilir” (Page, s. 120). Kısacası, içinde bulundukları karamsar dünyada bile insani özelliklerle temsil edilen Viking Tanrıları çoğu zaman ölümlüler benzer biçimde davranıyorlardı (Bauduin, 2019: s. 40).

ii  Gene de Şimal ve Cermen halklarının inanç ve mitolojilerini bir ve tek addetmek bana nazaran hatadır. Zira tüm Vikingler kuzeyli olsa da tüm kuzeyliler Viking değildi.
 

*Başını kaşıyacak vakti olmamasına karşın beni kırmayıp bu yazıyı okuyan kıymetli hocam Bekir Azgın’a ne kadar teşekkür etsem azdır.

İbrahim Beyazoğlu, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi ve gazetecidir. İ[email protected] 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan