• Cum. Eyl 30th, 2022

Türkiye ve Şanghay İşbirliği Örgütü

Byadmin

Eyl 20, 2022

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özbekistan’da meydana getirilen Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısına iştirak etmesi ve oldukça etkili bir rol sergilemesi bir fazlaca zamandır gündemde olmayan ‘Türkiye yeni yol arayışında’ tartışmalarını tekrardan alevlendirdi.

Erdoğan iktidarının ilişkilerinin ABD ve AB ülkeleri ile uzunca bir süredir sorunlu olduğu, bu ülkelerin Erdoğan’dan hazzetmedikleri, ondan kurtulmak için Türkiye iç siyaseti ile yakından ilgilendikleri her insanın malumu.

Arap Baharı sürecinde Türkiye’nin Batı ile ayrılan yolları bir türlü tam olarak birleşemedi.

Erdoğan iktidarı son dönemde Batı bloku içinde yer edinen BAE, Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail ile bozuk olan ilişkilerini mühim oranda düzeltmiş olsa da hala istenilen seviyeye ulaşılabilmiş değil.

ABD’nin Ortadoğu ve Suriye politikası, bilhassa Yunanistan, Ege Adaları ve Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ni tabanca üssü haline getirmesi  karşılıklı güvensizliğin en büyük göstergesi.

Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana kayıtsız şartsız Batı yanlısı ve destekçisi çevreler Batı’nın Türkiye ve Ortadoğu ile ilgili başından beri tek taraflı, çıkara dayalı ve her şeyden ilkin İsrail’in güvenliğini önceleyen politikalarını sorgulamadan tüm suçu mevcut iktidara yüklüyorlar.

AK Parti iktidarının dış ve iç politikada birçok yanlışlığı olduğu muhakkak sadece Batı’nın esas problemi bu yanlışlıklar değil.

Yoksa Türkiye’deki anti demokratik uygulamaların kat ve kat fazlası Mısır, İsrail ve Suudi Arabistan’da da var.

Esas problem Türkiye’nin Batı çıkarlarına körü körüne ‘evet’ dememesi.

Türkiye’deki muhalefetin görmediği, görmek istemediği durum bu.

Türkiye’nin dış politikada Batı’ya alternatif arayışlar içine girmesi de yeni değil.

Bugün birçok analist;

1960 darbesinin en mühim sebeplerinden birinin Adnan Menderes’in ekonomik yatırımlar için Sovyetler Birliği’ne yakınlaşması bulunduğunu söylüyor ve darbenin İngiltere’nin yardımı ile gerçekleştiğini ileri sürüyor.

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Kıbrıs vakaları esnasında ABD Başkanı Johnson’ın Başbakan İnönü’ye gönderilmiş olduğu 5 Haziran 1964 tarihindeki Rum yanlısı ve Türkiye’yi aşağılayıcı mektubuna Başbakan İsmet İnönü’nün verdiği ‘Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye yerini alır’ cevabı hala hatıralarda.

Sonraki yıllarda Süleyman Demirel’in Ereğli ve İskenderun Demir Çelik ve Seydişehir alüminyum fabrikalarını Ruslara yaptırması Ecevit’in iktidara gelir gelmez haşhaş ekim yasağını kaldırması da ABD ile sorunlara niçin olmuştu.

1974’teki Kıbrıs çıkarması ile ilgili Batı ambargosu ise senelerce sürdü.

12 Eylül 1980 darbesinin ABD ve NATO destekli olduğu artık tartışılmıyor bile.

Listeyi uzatmak mümkün.

Hangi iktidar gelirse gelsin Türkiye’nin artık tek taraflı edilgen bir ilişkiyi kabul etmesi doğru değil.

Türkiye’nin Batı ile de Doğu ile de doğru ve dengeli ilişkiler kurması bir zorunluluk.

Sadece her şeyden ilkin iç sorunlarını çözerek demokratik ve saydam bir ülke olması lazım.

Yoksa ‘Bir o yana, bir bu yana yalpalayan, savrulan şaşkın’ tavırlar politika değil.

Türkiye siyasetinin ilk hedefi dimdik ayakta durabilmek ve bunun içinde gene ilk hedefinin ilk olarak iç barışını sağlamak olmalı.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan