• Cum. Ara 2nd, 2022

Yüzen Rusya ve İstanbul: Kültürel dönüm noktasında Rus muhalif sanatçılar

Byadmin

Eki 16, 2022

Ilkin yüzlerce, sonrasında binlerce, sonrasında ise on ve yüz binlerce Rus, dünyanın dört bir yayına dağılmıştı. Bizlerden çoğumuz için Dante ve Ovidius’un kaderlerini yaşamak Konstantinopolis’te adım atar.

Zinaida Şahovskaya (1906-2001)

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 21 Eylül’de kısmî seferberlik duyuru etmesinin peşinden süregelen göç dalgasında tahminlere gore bugüne dek 700 bin kişinin ülkeyi terk etmiş olduğu tahmin ediliyor.

Gürcistan ve Finlandiya sınır kapılarında uzun vasıta kuyrukları oluşurken Moskova’dan İstanbul’a günlük direkt uçuşlar da hızla tükendi.

Aslına bakarsak bu Rusya’daki ilk göç dalgası değil. 24 Şubat’ta Ukrayna-Rusya savaşının başlamasıyla birçok Rus muhalif ülkeyi terk etmeye başlamıştı.

Bu ilk göç dalgasında 300 bin Rus’un ülkeyi terk etmiş olduğu düşünülüyor. Ağustos sonundaysa bu sayının 500 binne ulaşmış olduğu varsayılıyor.

Bu bağlamda Türkiye, savaşın başından beri Rusların gelmeyi tercih etmiş olduğu ilk duraklardan biri.

İlk göç dalgasında Türkiye’ye gelenlerin sayısının 100 bini geçmiş olduğu tahmin ediliyor.

Kısmî seferberlik ilanının peşinden ise kaç Rus’un Türkiye’ye geldiğine dair herhangi bir data bulunmamakta.

Rusya’dan çıkışların hızlandığı bu zamanda Rusların ülkelerini terk etme sebeplerini araştırmak ve İstanbul’un bu yeni durumda yerini anlamaya çalışmak tarihî bir dönemeci çözümleme edebilmek için ehemmiyet taşıyor.

Bilhassa muhalif Rus sanatçıların tepkiselliği, cenk karşıtlığı ve bununla bağlantılı olarak cenk başladıktan sonrasında Rusya’yı terk etme istekleri içinden geçtiğimiz sürecin tarihî niteliğini ortaya koyuyor.

Bu yazıda ilk göç dalgasıyla Rusya’dan ayrılarak İstanbul’a gelen ve buraya yerleşen muhalif Rus sanatçıların cenk sonrası yeni durumla ilgili düşüncelerine yer verildi ve İstanbul’un bir merkez olarak bu kültürel değişimdeki yerinin izi sürülmeye çalışıldı.

Bölüm 1: Tepki
  

2.jpg

 

24 Şubat’ta cenk başladıktan sonrasında, yaşam tamamıyla değişti. Rus entelektüeller son aşama endişeliydi. Bundan dolayı bizlere bu kıyamet benzer biçimde gelmişti. Hayatlarımız kesinlikle mahvedildi.

Harp sonrasında İstanbul’a gelen 24 yaşındaki Rus yönetmen Dima Barch, savaşın başlamasıyla hayatında nelerin değiştiğini bu sözlerle söyledi.

Muhalif kişiliğiyle tanınan Dima, hükümet karşıtı tutumu sebebiyle çalışmalarında devlet desteğinden yoksun bırakıldı.

Sadece bu onu doğup büyümüş olduğu Moskova’da sanatını icra etmekten alıkoymamıştı. Ta ki cenk başlayana kadar…

Yönetmenliğin yanı sıra, “Snob”, “Kinopoisk”, “TheBluPrint” benzer biçimde gazete ve dergilerde yazılar da yazan Dima, ülkesinde artık bir geleceği olmadığına Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından sonrasında kanaat getirdi.
 

3.jpg

The Sextape Grubu Üyeleri Alexander Shterle ve Alla

 

“Sextape” adlı alternatif rock grubunun üyeleri Alexander Shterle ve Alla, savaşı milat olarak görüp İstanbul’a gelen sanatçılar içinde.

Savaşın başladığı gün ülkeyi terk etmeye karar verdiler ve gidebilecekleri ülkeleri araştırdıktan sonrasında Türkiye’yi tercih ettiler.

Alexander Shterle, Rusya’daki durumu şöyleki özetledi:

Günümüzde tüm cemiyet ve kültür çok büyük bir sansürden mustarip. Özgürlüklerini ifade etmeye çalışan insanoğlu, konserlerinin iptal edilmesi, para cezası ve bunun ötesinde hapse atılmayla karşı karşıya kalıyorlar.

Alla ise ülkesinin içinden geçmiş olduğu süreci şöyleki dile getirdi:

Rusya’da gerçeği denetim etmeden hükümetin kendilerine söylediklerini körü körüne takip eden insanoğlu bulunduğunu düşünüyorum. Hükümet, halkın hizmetinde olmalı, halka hesap verebilmeli. Maalesef ülkemizdeki durum bu şekilde değil.

Alexander Shterle ve Alla’yla beraber İstanbul’a gelen fotoğraf sanatçısı Olya Humpa ise Rusya’daki “cancel kültürü”ne dikkat çekerek, tarihte birçok sanatçının hükümet tarafınca dışlandığını ve bunun günümüzde de devam ettiğini belirtti:

Mesela, Rus propagandası Victor Tsoy’un ‘Kukushka’ şarkısını savaşın ana şarkısı olarak kullanıyor. Bence o hala hayatta olsaydı, kesinlikle bu harbe karşı olurdu.

Rus muhalif sanatçılar, devletlerinde sanatlarını icra edemeyeceklerine, özgürlüklerinin kısıtlandığına ve fikirlerini dile getirmelerinin artık kendileri için yüksek “çekince” oluşturduğuna ikna olmuş görünüyor.

Sadece Ukrayna-Rusya savaşı bunun da ötesinde bir tepki oluşmasına niçin olmuş durumda.

Akrabalarının, arkadaşlarının yaşamış olduğu Ukrayna’nın yıkıma uğraması, insanların hayatlarını kaybetmesi ve birçok insanoğlunun evlerini terk etmek zorunda kalması onları derinden etkiledi.

Ek olarak, cenk aleyhinde gösterecekleri herhangi bir tepkinin de karşılık bulmayacağını ve hükümetin kendilerini dinlemeyeceğini düşünüyorlar.

Rusya Devlet Başkanı Putin, 1 Ekim’deki açıklamasında Batı için “Kültürümüz ve sanatımız onlar için çekince, bu sebeple onları yasaklamaya çalışıyorlar” demişti.

Yapmış olduğu uzun açıklamada Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını tüm Batı’ya karşı bir çatışmaya çevirmişe benzeyen Putin, Rus kültür ve sanatına en büyük tehdidi Batı olarak görüyor.

Sadece cenk sonrası ülkeyi terekeden sanatçılar kendileri için en büyük tehdit olarak Rusya’daki yasakları görüyor. Batı’yla köklü bir ayrışmayı ise kabul etmiyorlar. 

Bazı Rus müzisyenler savaştan etkilenen Ukraynalıları desteklemek için İstanbul’da konserler verdiler.

Mesela, Rus rapçi Oxxxymiron’un 15 Mart’ta İstanbul’da düzenlemiş olduğu dayanışma konserinde Ukrayna için 30 bin dolar toplandı. 

Alexander ve Alla’da Ukrayna’yı desteklemek için İstanbul’da bir rock konseri verdi. 

Bölüm 2: Arayış

Isıtan güneş terfi etti. Sis örtüsü aralandı. Sol tarafta ardı sıra sis benzer biçimde mavimsi İstanbul hatları belirdi -boşlukta duran minareler, Ayasofya’nın kubbeleri, onun eşi Süleymaniye, piramit biçimli kavaklar, Bizans’ın kare şeklindeki kuleleri…

Aleksey Tolstoy, Nevzorov’un Gezileri ya da İbikus
(Похождения Невзорова, или Ибикус, 1924)

 

4.JPG

Rus Yönetmen Anastasia Palchikova

 

Harp karşıtı duruşuyla malum Rus yönetmen Anastasia Palchikova, cenk sonrası İstanbul’a gelenler içinde.

Moskova’da katıldıkları cenk karşıtı bir protestoda eşi tutuklanan Anastasia, bu süreçte tehdit telefonları almaya başladı. Bunun üstüne nisan ayında İstanbul’a gelmeye karar verdi.

Anastasia, İstanbul’un Rus muhalif sanatçılar için önemini şu sözlerle deklare etti:

İstanbul ilk kez Ruslar için bir merkez olmuyor. Yüzyıl ilkin Rus sanatçılar, erkek oyuncular ve şarkıcılar İstanbul’a geldiler. İstanbul onlar için de bir merkezdi. Şu demek oluyor ki yaşadığımız durum hususi değil, evvel yolu biliyorduk diyebiliriz.

Anastasia burada yüzyıl önceki “Beyaz Göç”e atıf yapmış oldu. Ekim 1917 Bolşevik Devrimi sonrasında süregelen Rus İç Savaşı (Гражданская война) sonucunda yeni kurulan rejimin muhalifleri ülkeyi terk etmeye başlamıştı.

Bu süreçte İvan A. Bunin (1870-1953), Nikolay Kalmikov (1896-1957), Lidiya Krassa Arzumanova (1897-1988), Boris Yu. Poplavski (1903-1935), ve Vladimir V. Nabokov (1899-1977), Nadejda A. Teffi (1872-1952), Zinaida A. Şahovskaya (1906-2001) ve Don-Aminado (Aminad Petroviç Şipolyanski (1888-1957) benzer biçimde sanatçıların yolu İstanbul’dan geçti. İstanbul’la ilgili birçok yapıt yazıldı.

Rus göçmen edebiyatının mühim isimlerinden Zinaida Şahovskaya, bu zamanda İstanbul’un Rus muhalif sanatçıların gözündeki yerini şu sözlerle ifade eder:

Sadece Konstantinopolis haricinde hiçbir yerde Rus ordusundan geriye kalanlar bu denli birlik içinde kalamadı. Boğaziçi ve Marmara Denizi yüzen Rusya’nın birer gerçeği oldu.

Yüzyıl önceki göç ile şimdiki göç arasındaki en mühim benzerlik İstanbul’un “ilk durak” olması denilebilir.

Şu demek oluyor ki İstanbul, bir çok göçmen için kalıcı değil geçici bir konak olageldi.

İstanbul’a gelen Rus sanatçılar çoğu zaman daha çok olanağa haiz olabilecekleri ve dünyayla iletişimlerini daha kuvvetli sağlayacakları Batı ülkelerine göç ediyorlar.

Özgürlüklerin kısıtlanması, protestoların yasaklanması, özgür medyanın susturulması benzer biçimde Rusya’nın Ukrayna’daki savaşından ilkin süregelen ve artarak devam eden problemler yumağı savaşla beraber içinden çıkılamaz bir hale geldi.

3 Mart’ta İstanbul’a gelen yönetmen Dima Barch, ülkeyi terk etmesinin peşinden mayıs ayında evine polislerin geldiğini söyledi.

Dima, vakası şu şekilde aktardı: 

Benim kararımdan dolayı annemi tehdit ettiler.

Kendisine “Hala kendini Rus olarak hissediyor musun?” diye sorduğumda Dima, buna bir cevabı olmadığını söyleyip içinde bulunmuş olduğu ruh halini şu şekilde deklare etti:

Bir ihtimal Rus’um, Bir ihtimal Rus olmayanım.

Dima’nın açıklaması içinde bulunmuş olduğu şartlar altında bir kimlik krizi yaşadığına işaret ediyor.

Bundan dolayı ona gore şu anda geri dönebileceği bir anavatanı artık yok.

Bunun yanında derhal bir başka ülkenin, şehrin parçası olabilmesi de mümkün değil.

Bu durumu arafta kalmak olarak özetleyebiliriz.

Dünyayla daha kuvvetli bağlar oluşturmak isteyen sanat dünyasının aksine Rusya’da ülkenin düşmanlarla çevrili olduğu propagandası kuvvetli bir halde yapılıyor. 
 

5.jpg

 

Rock sanatçısı Alexander Shterle, ülkesinde maruz kalmış olduğu propagandayı şöyleki deklare etti:

Şunu eklemek isterim ki Rus propagandası insanlarımızı dünyadaki herkesten nefret ettirmeye çalışıyor. TV ekranlarında bir tek Ukraynalıların fena bulunduğunu duymuyoruz; ek olarak Amerikalılar fena, Avrupalılar fena…

Bizlere düşmanlarla çevrili olduğumuzu söylüyorlar. Bizim kusursuz seçilmiş halk olduğumuzu ve dünyayı ‘arındırmak’ benzer biçimde bir misyonumuz bulunduğunu anlatıyorlar.

Size aptalca gelebilir fakat eğitimli insanoğlu bile bu propagandanın tesiri altında.

Alexander’ın dedeleri II. Dünya Savaşı’ndan ilkin Naziler’den kaçarak Rusya’ya yerleşmiş. Ona gore tarih kendini tekrarlıyor.

Rusya’da doğup büyüyen Alexander, çocukluğunda Blues, Rock, grunge tarzında şarkıları oldukca fazla dinlediğini ifade ediyor. Bu kültürden son aşama etkilenmiş durumda.

Yanıtını merak ettiğim mühim sorulardan biri; cenk sonrası göç hareketinin Rusya için kültürel bir dönüm noktası teşkil edip etmediği.

İlk göç dalgasıyla beraber ülkeyi terk eden sanatçıların sayısı ve çeşitliliği, mühim bir kopuşun yaşandığının göstergesi.

Toplu verilen tepki duygusal bir kopma yaşandığına, ülkede sanat icra etme imkanının ortadan kalktığına ve en küçük bir özgürlük emaresinin dahi olmadığına bir grup sanatçı tarafınca kuvvetli bir halde inanıldığına işaret ediyor.

İleriki aylar ve yıllarda Rus göçmen sineması, edebiyatı, resmi benzer biçimde tabirler çokca duyulacak benzer biçimde.

Yönetmen Anastasia Palchikova’ya bu konudaki görüşünü sorduğumda bana cevabı şu şekilde oldu:

Kültür yaşanmış olan herşeyi içine çeken bir şey. Sonrasında kültür, yaşananların yansımasını size sunar.

Harp sonrası yaşananlar bir halde kültür tarafınca tekrardan üretilecek ve gelecekte, yaşanmış olan tüm olayların iyi mi yansıdığını hep beraber göreceğiz.

Bölüm 3: Gelecek 

(…) Açgözlü bakışlarımı ileri dikiyorum – ve en sonunda yükseltilerin arasından Boğaziçi’nin ağır ağır oluşturulan ağzını ayırt edebiliyorum.

Vapur çarşaf benzer biçimde suyu usulca kesiyor ve Asya ile Avrupa’nın yaklaştıkça belirginleşen grili yeşilli kayalıklı tepeleri önümüzde sanki küçülüyor.

İvan Bunin (Kuş Gölgesi)

Sanatçı göçünün en mühim etkenleri içinde internasyonal dünyayla bağların kopartılmasına olan tepki olduğu söylenebilir.

Bu bağlamda Rus göçmen sanatının dünyayla daha sıkı bağlar oluşturmak üstüne şekillendiği yorumu yapılabilir.

Bu durum, eserlerin Rusça haricinde dillerle bilhassa ortak dil olan İngilizceyle üretilmesine yol açmaktadır.

Muhalif sanatçılar dünyayla olan entegrasyonun azalması ve Rusya’nın içine kapanmasını eleştiriyorlar.

Batı’yla bağların güçlendirilmesi gerektiği ve yalıtım politikalarının yanlışlığı temel vurgu.

Bu bağlamda beyaz perde, müzik benzer biçimde alanlarda Avrupa ve Atlantik ülkeleriyle işbirliğinin artırılmasını savunuyorlar.

Yönetmen Dima Barch, Rus sinemacıları için iki yolun bulunduğunu düşünüyor.

İlki, Rusya’da kalıp zor şartlar altında Rusça film çekmeye devam etmek, ikincisi ise yurtdışına çıkıp yeni bir hayata adım atmak.

İkinci yolu tercih etmek aslen internasyonal film endüstrisi ile ilişkiler geliştirmek ve onun bir parçası olmak demek.

Bu bununla birlikte bir tek Rusça değil başta İngilizce olmak suretiyle öteki dillerde de film üretmek manasına geliyor.

Bununla bağlantılı olarak Dima yeni film projesinin senaristliğini İngilizce yazıyor.
 

Müzisyen Alexander ve Alla ilk albümlerini İstanbul’da çıkardı.

“Chase”, “Queen of the Fools” ve “Madness” adlı şarkıların bulunmuş olduğu “Prelude” adlı albüm İngilizce.

Sadece grup üyeleri İngilizceyi tercih etmelerinin bir tepki değil yaptıkları müzik türüyle ilgili bulunduğunu ifade ediyor.

Şu anda kendi film projesi üstünde çalışan yönetmen Anastasia Palchikova, İstanbul tecrübesini anlatırken bir gezgin olarak burada bulunmamanın değişik olduğuna vurguluyor.

İstanbul’u oldukca sevdiğini ek olarak güvenli bir halde başlarını sokabilecekleri bir yuva benzer biçimde olduğundan Türkiye’ye minnettar bulunduğunu söylüyor.

Şu sıralar ABD’ye taşınma aşamasında olan Anastasia, “ilk durak” İstanbul’da geçirdiği zamanı özleyeceğini belirtiyor.

Yukarıda İstanbul’un ülkesini terkeden Ruslar için bir “ilk durak” bulunduğunu söylemiştim.

Sadece Batı’da Ruslar’a karşı başlatılan “cancel” kültürü ve bunun Rus sanatını da kapsaması, Rus muhalifler için Batı’da yaşamayı zorlaştırıyor.

Bu durumun İstanbul’un geçici bir konak olmak yerine kalıcı bir merkez olmasına daha çok olanak sağlayacağı söylenebilir.

Son olarak

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının tetiklediği göç dalgasında genç, dünyaya açık ve muhalif sanatçılar “kıstırılmış” hissettikleri ülkelerinden ayrıldılar.

Sanatlarını yürütmek için özgür bir ortama gereksinimleri bulunduğunu düşünen sanatçılar nihai olarak Batı’ya gitmeyi planlıyorlar.

Bu göç rotasında İstanbul, özgürlük yolunda bir ilk durak. Tarihte de bunun izlerini görmek mümkün.

Bununla beraber geçmişte İstanbul’da kalıp burada yaşamaya devam eden birçok sanatçı da bu şehrin kültürüne katkı sundu.

İçinden geçtiğimiz süreç süresince İstanbul’a gelen ve yerleşen sanatçılar göz önünde bulundurulduğunda birçokları için İstanbul’un kalıcı bir ev bulunduğunu söylemek mümkün.

Rusya’daki şartlar dolayısıyla kısa vadede geriye dönmek pek mümkün görülmüyor.

Zira Ukrayna’ya açıkca destek verilmesi ve harbe karşıtlığı Rusya’da hapis cezalarını da bununla beraber getirebilir.

Tüm bu kaos içinde kültürel bir dönüşümün yaşandığı ve ciddi yol ayrımlarının Rus kültür dünyasının gündeminde olduğu aşikar.

Bir ihtimal tepki gösteren sanatçıların ana akımı temsil etmedikleri yorumu yapılabilir.

Sadece tepkinin yoğunluğu dikkate alındığında müesses nizamla kurmuş oldukları ilişki sebebiyle açıkça tepkilerini gösteremeyen sanatçıların da çevreden yükselen çığlığa gölgeler arkasından sükunet içinde eşlik etmiş olduğu söylenebilir.

Çevrenin bu yoğun eleştirisi merkezde de tesirini bir halde gösterecektir.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan